Etkili İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkili İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2016 Cumartesi

Bize Biraz Kendinizden Bahseder misiniz?




                Gerek işe alımda gerekse yükseltme için yapılacak mülakatlarda  olsun, bu soru  neredeyse en yaygın karşılaşılan soru olup, mülakat görüşmelerinin  değişmeyen ilk giriş aşamasıdır.
               Aynı zamanda bu aşama seçme yerleştirme açısından veya yükseltme bakımından bu önemli görüşmenin de temel taşı kıymetinde Tıpkı iletişimin değişmez yapılanmasını başlatan ilk saniyeler ve ilk kontak durumunda olduğu üzere; mülakatın iyi başlaması ve başarıya doğru güvenle yönlenmesi manasında yapılanmasına, ya da tersi konumda ise, ne yazık ki olumsuz seyretmesine  yol açacaktır.
              Peki bu soru hem her mülakatın değişmez ilk giriş cümlesi, hem de bu denli yüksek bir etkileşim katsayısına sahip. Buna karşılık ne yapılmalı, bu ilk giriş sorusuna nasıl cevaplar verilmeli ki, mülakatımız olumlu izlenimlerle başlayıp, doğru temel üzerine kurulsun ve iyi etkileşimlerle geçsin ve netice bizi mutlu edecek şekilde başarılı sonuçlansın.
                  Bununla beraber Mülakatın da diğer tüm iletişimlerde olduğu gibi çift yönlü bir etkileşim özelliğine sahip bir süreç olduğunu önceki yazılarımda  belirtmiştim. Dolayısıyla bu konunun bir boyutu bizimle  ve bizim sergilediğimiz tutum, davranışlar sonucu oluşturacağımız etkiyle ilgili. Diğer tarafında ise bu ilanı çıkan işletmenin ve bu kuruluşu temsilen bizimle görüşmeyi gerçekleştiren İnsanların konuya hakim olup doğru yerden bakıp bu süreci etkili ve verimli yönetebilmeleri ile  ilgili.
            Aday olarak biz bu konunun kendimizle ilgili alanlarına ait kısmını en azından doğru yönetebilmeye odaklanmalıyız. Bunu sağlamak içinse;
1- Bu süreç için önce bir planımız olmalı.
2- Sonra ilk adım olarak:  Bize Biraz Kendinizden Bahseder misiniz?   sorusu için hemen başvuruyu teslim eder etmez hazırlık yapmalıyız.
3- Kendimize ait kısa tanıtım amaçlı özet bir cevap metni oluşturmalıyız .
4- Metin kısaca ; bilgi (eğitim bilgilerimiz) beceri (kurs, sertifika vb.) önceki  iş deneyimlerimiz, bu iş ve yükselmeyi niçin istediğimiz, talip olduğumuz bu pozisyona ilişkin özgün niteliklerimiz, güçlü yanlarımız yanında önceki başarılarımızdan birkaç örnek, bu imkana kavuşur isek işletmenin bu departmanına ve sürecine kendimize özgü birikimimizle ne gibi katkılar sağlayabileceğimiz gibi hususları içermeli.
5- Bu özet tanıtım metni  kısa ve öz olmakla beraber, bizim için iyi bir kartvizit olup, bizim hakkımızda yeterince doğru fikir vermekten de uzak bulunmamalı.
6- Görüşmecilerin ilgilerine link gönderecek ve detay soru çıkaracak tınılarla bezenmeli.
7- Bu metni doğru içerikle oluşturup benimsedikten sonra önce kendi kendimize bunu tekrar tekrar okumalı ve tıpkı mülakat heyetine anlatır gibi çokça pratik yapmalıyız.
8- Bu metni ezber gibi değil, tonlamasından vurgusuna, vücut dili (tebessümümüz hep açık ve yanımızda bulunmalı) desteği dahil  güçlü bir şekilde yansıtabilmeliyiz.
9- Doğru olmayan yetkinlik, donanı bilgisinden ve abartıdan mutlaka uzak durmalıyız.
10- Bu konuda profesyonel bir  İnsan Kaynakları Uzmanı veya Kariyer Danışmanı ile prova gerçekleştirip, bu uzmanın görüşme performansımıza ilişkin tespit ve değerlendirmeleriyle desteğini   mutlaka almalıyız.
      Netice olarak, Mülakat görüşmesinin bizin çabamız ve emeğimizle ilgili kısmında oluşturabileceğimiz hazırlık çalışmalarımızı bilinçlice başlatıp yöneterek, görüşmenin  olumlu başlaması avantajıyla mülakata başlayıp, ilk izlenimlerimizin  doğru ve güçlü temeller üzerine kurulup ilerlemesini bekleyebiliriz.
               Paylaşmak sevgidir, berekettir. 
               Nedim İleri 

10 Temmuz 2016 Pazar

İletişimin rengi ve yakası olur mu?



         İletişim her daim önemini hissettirmiş ve bugün 21.yy çağında ise, deyim yerindeyse bu döneme ismini vermiş bir konu.
         Bununla beraber iletişimin en özel tarafı çift yönlü bir yapısının bulunması. Dolayısıyla bu özellik iletişim kavramını iş hayatında olsun, özel yaşam alanında olsun İnsan İlişkilerine taşımış ve neticesinde İnsan İlişkileri Yönetimi ile bütünleşmiş bir olgu.
       İletişimin çift yönlü olduğu ve başarılı şekilde kurulmasının bu işin, her iki tarafında bulunan İnsanların ortak sorumluluğunda gerçekleşeceğine vurgu yapan ve bugün Milliyet Blog'da yayımlanan    İletişimin rengi ve yakası olur mu? başlıklı yazıma linki takip ederek erişebilirsiniz.
          Keyifli okumalar dilerim.
          Paylaşmak sevgidir,berekettir.
          Nedim İleri

19 Mayıs 2016 Perşembe

İnsan Kaynakları Yönetiminde de En Önemli Sermaye Güçlü İletişim Değil Mi?



            İletişim ve  dolayısıyla etkili iletişim becerilerinin, hem yetenek hem de beceri tarafı olmakla beraber her daim hepimiz için en önemli ihtiyaçlar arasında yerini koruyor.
             Bu hafta iki farklı organizasyonla bu konuya yönelik verimli seminerler gerçekleştirdik. 
            Etkili İletişim ve İnsan İlişkileri Yönetimi konusundaki ''İnsan Kaynakları Yönetiminde de En Önemli Sermaye Güçlü İletişim Değil Mi? '' başlıklı yeni yazıma aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
         
           http://industryolog.com/iletisim-deyince-ne-anlariz/

          Keyifli okumalar dilerim.
          Paylaşmak sevgidir,berekettir. 
          Nedim İleri

23 Ağustos 2015 Pazar

Empati Repertuvarımız Ne Kadar Zengindir?



  İnsanların zihinsel, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişim altyapılarının ve daha da önemlisi kişilik yapısı temellerinin en çok da 0 ila 7 yaş aralığında etkili şekilde atılmış olduğunu bugün bir çoğumuz biliyoruz.
  Yine; İnsanı İnsan yapan niteliklerin çoğunun, duygusal (sosyal zekâ/İnsan ilişkilerinde akıllıca davranabilme) zekâdan geldiği bu konularda önemli çalışmaları bulunan bilim adamlarınca vurgulanıyor.
  Sosyal zekâ genel olarak şu dört ayrı beceriden oluşuyor.
  1-Grupları organize edebilme.
  2-Tartışarak çözüm bulma.
  3-Kişisel bağlantı.
  4-Sosyal analiz.
  Bununla beraber İnsani niteliklerin merkezinde bulunan ahlakın temeli olan merhamet’ in köklerini oluşturan empatinin ise İnsanların çok küçük yaşlarda ebeveynlerinden izleyip, gözlemleyerek oluşturacağı empati repertuvarı ile örülmeye başladığı anlaşılıyor.
 O kadar ki; çocuklar daha iki yaşındayken annelerinin bir durum karşısında ağabeylerine veya ablalarına sergilediği tutumları kopyalıyor, elini gösterip ağlayan abisi veya ablasını görünce onlar da ağlıyor ve kendi ellerini ve parmaklarını kontrol ediyorlarmış. 
  Empati çok kısa tanımıyla, karşısındakinin ihtiyacını ve isteğini hissederek anlamak olarak değerlendirilebilirken, bu becerinin kökeni ise öz bilinçtir. Duygularımıza ne kadar açık isek hisleri okumayı da o kadar iyi beceririz.
  Sosyal zekânın beş bileşeninden biri olan empatinin İnsan ilişkilerine olan etkisi çok yüksek. Bu becerinin en önemli yanı ise sosyal zekânın tüm alanlarında olduğu gibi; gösterilecek ilgi ve bilinçli çaba yönelimiyle sürekli geliştirilebilecek bir özelliğe sahip olması.
  Nasrettin Hoca ağaçtan düşmüş o anda orada bulunanlar koşup yardıma gelmişler. Hoca sormuş içinizde hiç ağaçtan düşen var mı? Yok demiş herkes. O halde dağılın ve kendi işinize bakın, çünkü hiç biriniz benim şu anda içinde bulunduğum durumu hissedemez ve dolayısıyla da bana gerçek manada hiç bir yardımda bulunmanız söz konusu olamaz. Demiş Hoca.
  Empati hiç kuşkusuz altı harften oluşan bir kelimeden çok daha öte bir durum. Öncelikle kendi duygularımızı tanımamız ve öz bilinç düzeyimizin oluşması ve gelişmesi için emek harcamamız lazım. Kendi duygularımızı tanır ve doğru yönetmeyi becerebilirsek bu aynı zamanda bizim İnsani meziyetlerim ize de köprü sağlayacak ulvi bir başarım olacaktır.
  Empati konusu geçince, ilköğretim beşinci sınıfta okuyan bir öğrencinin defterinde birkaç yıl önce okuduğum bir öyküye yer vermeden geçemeyeceğim.
   Samet ve arkadaşları yatılı okumaktadırlar. Bir gece yarısı Samet ertesi günü için dersleriyle ilgili ödevini hazırlamak amacıyla kurduğu saatinin çalmasıyla uyanır. Uyanır uyanmasına da etrafta bir koku bir sis ve yan blokta beliren seslere kulak kesilince, bir yangın durumu olduğunu fark eder ve bilinçsizce kendisini merdivenlerde ve sonrasındaysa bina dışında bulur.
 Mevsim kış günü olmakla Samet pijamalarıyla çıktığı bina dışında gece ayazını ve yakıcı soğuğu hiç hissetmez, üşümek aklına bile gelmez hatta ter basar her yanını. Nöbetçi kulübesinin önüne gelince birden feryat etmeye başlar ve çınlatır ortalığı. Çünkü bitişik oda arkadaşı Mustafa odasında her şeyden habersiz derin uyumaktadır. Samet bir yandan bu durumu dile getirip görevlileri harekete geçirmeye çalışsa da, Mustafa'nın zor durumda olabileceğini düşünüp bu duyguyla yine de içi rahat etmez, bir çırpıda çıkar yarı karanlık merdivenleri,dördüncü kata  ve Mustafa'nın odasına ulaşır. Dumanlar çoğalsa da neyse ki henüz alevler tam olarak kaplamamış her yanı ve aman vermekte şimdilik tahliyeye.
  Hemen arkadaşı Mustafa'yı uyandırıp omuz omuza vererek yine bazen hafif ışık bazen de tamamen karanlık merdivenlerden el yordamıyla Yaradana sığınıp zemine ve oradan da dışarıya çıkmayı başarırlar.
 Görevliler karşılar kendilerini ve’’ sen ne yaptın bu şartlarda bizden başkasının bu riski almasının doğru olmadığını bilmiyor musun’’ derler. Samet bu söylenenleri çok da duyacak durumda değildir. Çok şükür arkadaşını güvenli ortama kavuşturabilmişti ve etrafındaki konuşmalardan öğrendiğine göre hiç bir arkadaşları da zarar görmeden tehlike kontrol altına alınmıştır ya bu durumda bundan daha önemli ne olabilir diye düşünür ve içini tarifsiz bir kıvanç ve huzur sarar.
 Tam bu sırada pansiyonun karşısından gelen bir sese irkilir Samet ve hayreti de şaşkınlığı da yine tarifsizdir. Ne mi olmuştur? Karşıdan gelen ve orta yaşları da çoktan aşmış olduğu anlaşılmakta olan bir kişi; İnsan biraz dikkat eder, bu ne ses bu ne gürültü, gece gece uyuyamadık sizin yüzünüzden’’. Demektedir.
Öykünün kahramanı Samet bu hikayede; içinde barındığımız ve şu anda ocağımız durumundaki pansiyonu muzun bu haline sevinecek değiliz ya, biz ne durumdayız siz neyin derdindesiniz?Çok garip doğrusu. Biraz İnsani yaklaşım, biraz EMPATİ diyor.Diye düşünüyorum.   
  Paylaşmak sevgidir, berekettir.
  Nedim İleri    

Kaynakça:

Goleman, Daniel Duygusal Zekâ Varlık Yayınları İstanbul Aralık 2014          

9 Temmuz 2015 Perşembe

İyi Bir Yönetici Hangi Tutum ve Yönetsel Niteliklere Sahip Olmalıdır?

   
            Bildiğimiz gibi en etkili öğrenmeler yol üzerinde yürürken gerçekleşen deneyimlerden elde ediliyor,
               Diğer taraftan yönetim ve yöneticilik bakımından güncelliğini ve önemini hiç kaybetmeden sürdüren bazı yaklaşımlar ve değerlerin ise bu deneyimlerden yola çıkarak belirginlik kazandığını söylemek mümkün.Bu tutum ve değerlerin aynı zamanda günümüzde; gerek iş ve yönetim alanında olsun,gerek de tüm İnsan ve toplum ilişkileri alanlarında olsun öne çıkan bir trend olan iletişim becerileri ve duygusal zeka yaklaşımları ile örtüşmesi bu yazıya ilişkin yönelim kaynağı diyebilirim. 
               Bu değerlendirmeler ışığında, İnsan Kaynakları Yöneticileri için ekip veya takım Liderliği   bakımından önemli ip uçları ve anahtar noktaları içinde barındıran '' İyi Bir Yönetici Hangi Niteliklere Sahip Olmalı? '' başlıklı olup kariyer.net İK BLOG' da  yayımlanan yeni makaleme aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
                  En iyi dileklerimle,

                  
                  Paylaşmak sevgidir,berekettir.
                  Nedim İleri

16 Mart 2015 Pazartesi

İLETİŞİM MESAJIN ULAŞMASI VE DOĞRU ANLAŞILMASI DEĞİL Mİ?


Geçen haftalarda bir gün mesai bitimi ulaşım servisimizin hareket etmesine bir iki dakika kala sürücünün bulunduğu kapıdan hızlı adımlarla araca nihayet adımımı attım. (Mümkün oldukça da aracın genellikle bu kapısından giriş yaparım ki ve girişten arka taraflara doğru arkadaşlarımı selamlamaya çalışırım)
Servis şoförü tam bu sırada’ Nedim Bey tatlı alın ‘diye seslendi. Ben bir yandan boş bir koltuk belirleyip oturmak için servisin koridorunda ilerlerken bir taraftan da araç sürücümüze cevap vermekteyim, ‘henüz hareket etmemiştiniz ki ben araçtayım ve haliyle de tatlı almamı gerektirecek durum oluşmadı’ diyorum.
Bu arada ulaşım servisimizin tüm katılımcıların mutabakatıyla oluşan, aslında amacı biraz şaka yoluyla mesaj ve düzeltme şansı tanımaya, biraz da ortamı neşelendirmeye, paylaşmaya dönük; hareket zamanı telefonla birkaç dakika bekleme ricasında bulunan arkadaş bu durumu tekrarlarsa tüm servise tatlı alma cezası diye tatlı bir geleneği var.
Neden sonra anlıyorum ki araç sürücümüz meğer çocuklarıyla ilgili mutlu bir gelişmeyi, bir sevincini bizlerle paylaşmak için baklava almış ve araca ben gelmeden önce araçta bulunan bütün arkadaşlara ikramını bizzat servis yapmış ve şoför mahalli alanına ise tatlı kutusunu bırakıp hareket için hazırlık yapmak üzere sürücü koltuğuna yerleşmiş.
Şimdi bu girizgahla bile maksat hasıl oldu belki de, hepimizin bildiği gibi bugünün gerek iş, gerekse özel yaşam alanlarında bu doğru anlayamamadan kaynaklı iletişim kazaları oldukça yaygın.
Keşke tüm yanlış anlaşılmalar bu kadar masum yanılgı ve değerlendirmelerle sonuçlansa.
Ne yazık ki böylesine bariz ve basit birçok yanlış anlamalar İnsan ilişkileri bakımından çoğunlukla hasarlara sebep teşkil edebiliyor. İnsanların arkadaşlıklarının, dostluklarının kırılmasına, darılmalara, küsmeler ve hatta çoğu kez kopmasına maalesef daha da öte istenmeyen durumlara bile sebep olabiliyor.
Özetle iletişimin inceliğini ve önemini  göz önünde bulundurmalıyız ve dolayısıyla önce mesajı bir süzmek için biraz olsun kendimize zaman tanıyıp  doğru anladık mı diye bir sorgulamaya, düşünmeye ve ondan  sonra oluşturacağımız cevabın daha aklı selim,daha sağlıklı ve başarılı neticelenecek ilişki yönetiminin temeli olduğunu hatırdan uzak tutmamaya her daim ihtiyacımız var.  
Blog sayfamın teması Bakmak-Görmek & Anlamak-Anlaşılmak sloganı ise Paylaşmanın Sevgi ve Bereket olduğu üzerine olunca bu konuyu yeni yazıma taşımakta fayda olduğunu düşündüm.    
Paylaşmak sevgidir, berekettir.
Nedim İleri

14 Nisan 2013 Pazar

DOĞRU ANLAMAK İÇİN ÖNCE DOĞRU ALGI GEREKİYOR



Yaşadığımız toplumda ve çevrede her gün çeşitli gelişmeler ve olayların oluşması  olağan bir durum.Gerek aile ve iş ortamı,gerekse yakın çevre veya daha genel toplum ilişkileri açısından sürekli birtakım gelişmeler söz konusu olacaktır.
   Buraya kadar her şey gayet normal.Asıl önemli olan bizim o olayları nasıl algıladığımız,anladığımız  ve bu algı üzerinden nasıl bir tepki verdiğimizdir.Bizim her türlü durumda vereceğimiz tepki tamamen o olayı algılamamızla ilgilidir,Davranışımızın ve değerlendirmemizin ilk basamağı,temeli algımızdır.Öncelikle bizim bunu bilmemiz gerekiyor.Bu bilinç ve farkında lığımız bu noktada bizim önemli ihtiyacımız.Aynı metni okur ancak farklı anlamlar yükleyebiliriz.Aynı resme bakar farklı nesneler gördüğümüzü söyleyebiliriz.Soruya doğru cevap vermek için öncelikle soruyu doğru anlamak lazım..Aksi taktirde algı yanlış ise ne yazık ki ; cevabımız,tepkimiz ve değerlendirmemizin de yanlış olması kaçınılmaz .
.Bu nedenle böylesi durumlarda öncelikle bir kanaat sahibi olmadan, her yanından, tüm yönünden analiz etmeden,iyice irdelemeden hemen bir tepki vermemeli,yersiz bir değerlendirme yapmaktan uzak durmalıyız.Ayrıca öngörümüzün güçlü olması için yeni öğrenmelere hep açık olmamız, çok okumamız,faydalanacağımızı düşündüğümüz eğitim ve öğretim faaliyetlerine katılmamız çok önem taşımaktadır.Bilgi ve tecrübesine inandığımız İnsanların değerlendirmelerini de takip edip sürekli gelişimimiz için imkanımız dahilinde tüm unsurları kullanmamız gerekiyor.
                Paylaşmak sevgidir,berekettir.

16 Ağustos 2012 Perşembe

İLETİŞİM SANATTIR.

              Hepimiz değişik toplumlarda veya şehirlerde bulunuyor, gerek özel yaşam alanında gerekse geçim kapımız olan işimizle ilgili alanda değişik çevre ve ortamlarda yer alıyoruz. 
            İşimizle ilgili alanda bize verilen görevin ikamesi kapsamında; aynı iş ortamında bir durum tespiti, birlikte değerlendirme yapılması, işin durumunun ilgililerine bilgi verilmesi, aynı organizasyon veya ekip elemanlarıyla takip ve yürütümü aşamalarındaki düşünce ve görüş bildirimleri, bu minvaldeki çoğaltabileceğimiz birçok paylaşım.
           Özel manada ise; kimi zaman bir ihtiyacımızı, kimi zaman bir sevincimizi veya hoşumuza gitmeyen bir durumu bildirmek, belirtmek veya ifade etmemiz gibi.
             Özetle bizim sürekli yaşantımızın bir parçası yani olmazsa olmazı, çok çok önemli bir durum, ne mi? kuşkusuz. İLETİŞİM. Bizim birçok gelişmenin lehimize veya lehimize olmayacak şekilde gerçekleşmesine etken olan unsur da yine hiç kuşkusuz İLETİŞİM.
               Bu denli önemli olan bu konuya peki biz yeterince bilinçlice yaklaşabiliyor muyuz? İşte tam bu noktada biraz cümleyi soluklandırmamız gerekiyor. Hepimizin kim bilir kaç defa sonradan farkına varıp bir cümle bile değil belki seçimine iyice özen gösteremeden kullandığımız bir tek kelime bile çok pişman olmamıza ve de üzülmemize, mutsuz hissetmemize, dolayısıyla ah keşke dememize sebep olmamış mıdır? 
            Veya biraz sakince düşündüğümüzde bir cümle veya kelimeyi yersiz ve gereksiz kullanmış olduğumuzu, bu sebeple de çok emek verip belli aşamalara getirmeyi başardığımız bir oluşumu, sonuca taşıyamayıp, iletişim kazası veya kendimizi yeterince doğru ifade edemeyişimiz den kaynaklı olarak bütün emeğimize rağmen gereksizce heba ettiğimiz, telafisi mümkün olmayan bir sonuca sürüklediğimizi büyük bir pişmanlık ve öz eleştiri ile bunun sonradan farkına varıp, yine mutsuzlukla gördüğümüz olmamış mıdır?
             Çok maalesef ki hepimizin ve de çok kez olmuştur. Gerek iş arkadaşlıkları gerekse akrabalık ilişkileri, yani özel olsun, iş alanı olsun birçok kez karşılaşılan küsmeler, kırgınlıklar ve kopmalar bu merkezde ne yazık ki. Sorun tespit edip çözüm önermez isek o zaman buraya kadar yazmaya çalıştıklarımız da heba olabilir ki, hemen âcizane çözüm önerileri düşüncelerimi ve her konuda olduğu üzere deney imlendiğim hususları paylaşmaya çalışacağım.
          Öncelikle kendimi bu konuda Allaha çok şükürler olsun, çok şanslı hissediyorum. Çünkü iletişim konusundaki görebilmem erken oluşmuş. Şimdi İletilerin İletişime varabilmesi adına çözüm için önerilerim mi? 
         En başta İnsan Erdemimiz ve dolayısıyla İnsan olmanın şanına yaraşır şekilde davranış sergilemek, her zaman bu değerle ve bilinçle; HER DAİM SEVGİ, 
         Öncelikle her işte olduğu üzere; İYİ NİYETLE YAKLAŞIM, Sonra; EMPATİ KURMA, Bilinçli davranabilme ve tepki verme bakımından ise her konuda olduğu gibi, bu çok önemli olduğu konusunda tam ittifak ettiğimiz konuda da; KENDİMİZİ GELİŞTİREBİLMEK İÇİN EĞİTİMLERE İŞTİRAK ETME. 
            İçinde bulunduğumuz Mübarek Ramazan ayında idrakinin doruğa ulaştığı; KARDEŞLİK Ve De, Kalite Asla Tesadüf Değildir Dememişler Mi? ; HER ZAMAN KENDİMİZE YAKIŞAN DAVRANIŞ SERGİLEME. 
              Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
              Nedim İleri