Seçme ve Yerleştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seçme ve Yerleştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2016 Salı

Yeterliliklerimizi Yapabilirliğe Dönüştürebiliyor muyuz?


                  
           İş yaşamında en değerli kazanım şüphesiz ki deneyim. Çünkü deneyim yaşayarak öğrenme demek.Dolayısıyla  pratik yapma ve uygulama beceriler(tecrübe)i seçme ve yerleştirme alanında da en çok aranılanlar   özelliğinde.
        Beethoven'a da Mozart'a da, alanınızda bu kadar iyi olmanızı en çok neye  borçlusunuz deseler di. Cevapları ne olacaktı? Elbette; belli bir düzen içinde sürekli gerçekleştirdiğimiz pratikler'e şeklinde olacaktı.    
         Uygulama yapmanın ve bilgiyi işleyip dönüştürmenin önemine vurgu yaptığım ve bugün iktisadi.org Blog'da yayımlanan ''  Yeterliliklerimizi Yapabilirliğe Dönüştürebiliyor muyuz? konulu Makaleme aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

                 Keyifli okumalar dilerim.
                 
                Paylaşmak sevgidir,berekettir.
                Nedim İleri 
      


17 Nisan 2016 Pazar

İş Görüşmesinde En Kullanılmayacak Söz Sizce Nedir?

                                                    

         Belli ki bir iş görüşmesi yapılıyor. Gelen seslerden bunu öngörmek hiç de zor değil. Diyalog şöyle gelişiyor;

        - Benim için başka işler de olur! İlla şoför olmayı düşünmüyorum.
        - Anladım arkadaşım. Biz sizi daha sonra ararız!

        Diyalog bu. Tabi ki ne var burada gayet doğal bir görüşme cümleleri bunlar denilebilir. Bence bu görüşmenin evet iki cümleden kurulu gibi görülmekle beraber, sayfalara sığmaz manaları içinde barındıran bir tarafı da var diyebilirim.
        İlk olarak belli ki açık pozisyon sürücü-şoför ve bu görüşme sürücü-şoför adaylarına yönelik bir çağrı. Aday ise bu işi çok sevmiyor veya kendini bu konuda yeterli görmüyor olacak, buradan başka kapılara yönelmek istiyor belki.
        İş görüşmesinin artık işin uzmanı bile olmaya gerek kalmadan belli başlı bilinen yanları var. Nedir bunlar diyecek olursak.
  1. İş görüşmesinde dikkat edilecek husus (özenle uygulanacak tavırlar, sergilenecek tutum ve davranışlar) lar.
  2. İş görüşmesinde uzak durulacak davranış (asla yapılmayacaklar) lar.
        Bu iki önemli başlıktaki görüşlerime zaman zaman makale ve yazılarımda yer verip paylaşmaya çalıştım. Blog sayfamda bu başlıklara yönelik sorgu oluşturulduğunda bu konulardaki yazılarıma ve düşüncelerime erişmek mümkün.
        Tekrar yazı konusuna dönecek olursak, aday için iş görüşmesinde asla asla yapılmayacak davranışlar, sergilenmeyecek tutumlar mülakatın başvuru sahibi adına mihenk taşlarıdır.
        Mülakat sırasında asla yapılmayacakların ilk sırasında ise; adayın güven veren (sosyal imajı),imajının tam tersine bu işi istemek konusundaki kararsızlığıdır.
        Bir de mülakat görüşmesi sonucu olumsuz bile olsa kısa bir metinle cevap yazısı yazılmasının yerinde, doğru, olumlu bir davranış ve işletme için kazanımları olacak diye söylerim.
        Ancak bu tarz bir yaklaşıma sahipken görüşmeye gelen aday konusu benim için de istisna elbette. Bu tutuma sahip aday için işletmeler ve dolayısıyla İK veya İşe Alım Uzmanları zamanlarını tasarruf etme tasarrufunu gösterebileceklerdir.
        Özetle; işe alım tarafı açık pozisyonun gereklerini doğru çözümlemeye ve en öncelikle de adayın seçiminde ilk kriter olarak adayın bu işi istemede kararlığı ile eşleştirmeleri oldukça yerinde takdir görülmekle,
        Ben bu işi istiyorum diyemeyen ve bu kararlılığı sergilemekten uzak kalan adayın ise, geri dönüş beklemesi bile yersiz bir beklenti olacaktır.
        İş görüşmesinde adayın (açık pozisyon alanında yeterli donanı sahibi olmakla beraber)  amacı ve hedefi şu eksende olmalıdır:
  • Ben bu işi yaparım ve bu işi yapmak istiyorum .
  • Bu şans bana verilirse ben bu işi iyi ve hatta çok iyi yapacağıma inanıyorum.
                Paylaşmak sevgidir, berekettir.
                Nedim İleri


11 Nisan 2016 Pazartesi

İnsan Kaynakları yöneticisinin profesyonel mesleki yetkinlikleri nelerdir?


                 İnsan Kaynakları Yönetimi birimleri işletmelerin iş analizi,iş görev tanımları ve işletme bünyesindeki her pozisyon için gereken niteliklerin nelerden oluşması gerektiğini belirlemeye çalışan ve nihayet işe alımı düzenleyen ve gerçekleştiren birimler,dolayısıyla İK departmanı  kuruluşlar için temel yapı taşları.
                Peki bu  çok önemli ve nitelikli sorumluluğu yerine getirme durumunda olan İnsan Kaynakları Yöneticilerinin Profesyonel Mesleki Yetkinlikleri neler ve İKY Profesyonellerinin sahip olması gereken mesleki nitelikler nelerdir diyecek olursak,bu konuya ilişkin Kariyernet İK Blog'da yayımlanan  yazıma aşağıda linkten erişebilirsiniz.
                   http://www.kariyer.net/ik-blog/insan-kaynaklari-yoneticisinin-profesyonel-mesleki-yetkinlikleri-nelerdir/
                 Keyifli okumalar dilerim.
                 Paylaşmak sevgidir,berekettir.
                 Nedim İleri    

19 Aralık 2015 Cumartesi

Konuk Yazar Cansu Erdoğan; Bir İşe Alımcı Aday Koltuğuna Oturursa.. :)

                                         
Cansu Erdoğan Kimdir?
        Kendi deyimiyle Ege’nin incisi İzmir doğumlu olan Cansu Erdoğan, lisans eğitimini bilinçli bir tercihle Dokuz Eylül Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde tamamladı. Eğitimin önemine inanan Cansu Erdoğan, üniversite okurken bir yandan Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları bölümünde yüksek lisansını gerçekleştirdi.
      Geleceğin İnsan Kaynakları Profesyoneli olma hedefi doğrultusunda, aldığı teorik bilgileri pratiğe dökmek amacıyla iş hayatına atıldı. İlk olarak bir Danışmanlık firmasında seçme-yerleştirme fonksiyonunu, daha sonra Türkiye’nin önde gelen gazete ve haber sitelerini içinde barındıran bir Medya kuruluşunda İşe Alım ve Organizasyonel Gelişim fonksiyonlarını tecrübe etme fırsatı buldu.
    Şartlar olgunlaştığında radikal karar almak gerektiğini dile getiren Cansu Erdoğan, radikal bir kararla çalıştığı yerden ayrılarak, memleketi olan güzel İzmir’e dönme kararı aldı. 
       Kendi deyimiyle suratsız İK algısını yıkan Gülümseyen İK’cı Cansu Erdoğan, şu anda İzmir’deki iş fırsatlarını değerlendirmektedir.
       Cansu Erdoğan’ın bloguna www.cansuerdogan.com adresinden ulaşabilirsiniz.
      
      Cansu Hanımın bu yazısını çok beğendim.Hem mülakatı çift taraflı ele alıp işlemesi,diğer taraftan paylaşımın içinde duygusal zekayı da barındırdığının ilk bakışta kendini hissettirmesi.
      Özetle İnsan Kaynaklarının temeli niteliğindeki bileşeni durumunda olan'' seçme ve yerleştirme'' gibi önemli ve güncel bir alanındaki bu değerli paylaşımı Blog sayfamda Konuk Yazarlar'da paylaşmak benim için oldukça sevindirici.
       Kalemine sağlık,gönlüne bereket  diyor ve bu değerli paylaşımlarını sayfamda yer vermek üzere gönderdikleri için Cansu Erdoğan Hanıma çok Teşekkür ediyorum.(N.İ.)

Bir İşe Alımcı Aday Koltuğuna Oturursa.. :)
      Herkese Merhaba,
    “Eyvah! İş Arıyorum” isimli yazımda bir İK’cı olarak 2 ay öncesine kadar İşe Alımcı koltuğunda otururken, masanın karşı tarafına geçmenin tuhaf tecrübelere sebebiyet verdiğinden bahsetmiştim. Şimdi size, iş arama sürecine girdiğimden beri birkaç kez yaşadığım bu deneyimin detaylarından bahsetmek istiyorum.
    Evde PC başındayken ya da dışarıda arkadaşlarınla vakit geçirirken bir anda telefonun çalar, telefona bir bakarsın bilmediğin bir numara, aklından hemen o düşünce geçer; “iş görüşmesi için aranıyor olabilirim, hadi bakalım.” Bingo, seni arayan kişi, birkaç gün önce iş ilanına başvurduğun şirketteki meslektaşındır. Kendi ekibi için bir çalışma arkadaşı aramaktadır. Bir İK’cı da olsan, neredeyse gelebilecek tüm soruları tahmin edebiliyor da olsan, ertesi gün katılacağın görüşmeye mutlaka hazırlanman gerekecektir. Çünkü o da senin bu işin inceliklerini bildiğini biliyor ve seni şaşırtmak belki biraz da zorlamak istiyor. Ayrıca unutmamalısın ki, 3 yıldır sen onun koltuğunda adayları değerlendiriyordun, şimdiyse değerlendirilme sırası sende.
Hem kendinle ilgili kişilik/tecrübe analizlerinin, hem görüşeceğin şirketle ilgili yaptığın araştırmaların üstünden geçerek görüşmeye hazırlanıyorsun. Nefis bir uyku çektikten sonra ertesi gün, jilet gibi giyinip mülakat saatinden tam 10 dakika önce şirkette hazır bulunuyorsun. Biliyorsun ki, 10 dakika önemli :) Muhtemelen bir süre bekletiliyorsun, ardından toplantı odasına alınıyorsun ve verilirse başvuru formunu doldurup seninle görüşecek İK’cı ya da İK’cıları bekliyorsun. Heyecanlanman normal, sonuçta o işi istiyorsun ve gelecekteki ekip arkadaşlarını ya da müdürünü bu konuda ikna etmen gerektiğini biliyorsun.
     Göz teması, gülümseme ve sıkı bir el sıkışma ile selamlaştıktan sonra mülakat başlıyor. Bu sefer süreci yöneten karşındaki İK’cı, sense onun yönlendirmelerine göre yol alıyorsun. En kurumsal sesinle, gelebileceğini tahmin ettiğin sorulara cevap vermeye başlıyorsun. Gözlerinin içine bakarak ve kendinden emin bir tavırla kendini ve tecrübelerini anlatmaya devam ediyorsun. Aranızdaki iletişim çok önemli. Çünkü biz İK’cıların işe alımında en büyük fark, bu ön görüşmenin aslında bir nevi ikinci görüşme olması. Gelecekteki ekip arkadaşını ve çoğu zaman müdürünü ilk görüşmede tanımana imkan veriyor.
     Mülakat devam ederken bir anda farkediyorsun ki; Aman Allahım İşe Alımcı koltuğunda oturan kişi sanki sensin. Jest ve mimiklerini senin gibi kullanıyor, adayı senin yöntemlerinle rahatlatıyor ya da geriyor, senin sorduğun tarzda soru soruyor, şirketini ve görev tanımını senin gibi anlatıyor, senin gibi gülümsüyor ve tıpkı senin gibi karşısındaki adaya hiç renk vermiyor :) Ee tam da bu esnada dikkatin biraz dağılmıyor değil, ama sen İK’cısın çabuk toparlanıyorsun.
    Eğer aranızda bir uyum yakaladıysanız, görüşmenin ilerleyen dakikalarında iki meslektaş sohbetine dönüşebiliyor bazen mülakat. Hatta esprili bir şekilde, “Bir işe alımcı olarak masanın karşı tarafında oturmak nasıl bir duygu?” şeklinde sorular bile gelebiliyor :) Bu da işin en keyifli tarafı.       Mülakatlarda her zaman adayın rahatlatılmasından yana bir iK’cı olarak, hoşuma giden bir şeydir bu sohbet olayı.
    Neyse mülakat tamamlanmak üzere iken, her şey yolunda gidiyor gibi görünüyor. Çünkü İşe Alımcılar mülakat esnasında tüm adaylara güler yüzle pozitif tavır sergileyip, aday hakkındaki düşüncesiyle ilgili herhangi bir tepki vermezler. Bir ipucu arıyorsun ama yok, tam emin olamıyorsun. Senin gibi diğer İK’cı adayların da varlığını düşünerek %50-%50 ihtimalle, bir İşe Alımcı olarak sana sorulmasını istediğin birkaç soruyu da sorup, yine gülümseyerek odadan çıkıyorsun.
     Görüşme bitip şirketten ayrıldıktan sonra her adayın yaptığı gibi sen de düşünüyorsun, “Aday koltuğunda nasıl görünüyordum acaba?”. Ancak itiraf etmeliyim, diğer adaylardan farklı olarak, kendini değerlendirmeden önce İşe Alımcıyı değerlendiriyorsun :) gerçekten bunu yaptığımı farkettim. “Girişi benim gibi yaptı.”, “Bence şu soruyu mutlaka sormalıydı.”, “Verdiğim cevaptan yola çıkarak bu soruyu iletebilirdi.”, “İş tanımını detaylı bir şekilde anlattı.”, “Şirketi çok iyi temsil ediyor.” vb. sonuçlarla kendince not veriyorsun meslektaşına :) Bu düşüncelerden sonra kendini dışarıdan bir gözle değerlendirme fırsatı bulabiliyorsun. E bu kısım da sana kalsın.
       Ne ilginç gündü ama :)
     Katıldığınız mülakatın sonucu ne olursa olsun, her görüşme bir tecrübe. Hem İşe Alımcı, hem aday, hem de İşe Alımcı-aday için :)
       Sevgiler.

25 Ekim 2015 Pazar

İnsan Kaynakları Yönetiminin En Önemli Alanı Seçme ve Yerleştirme Değil Mi?


İnsan Kaynakları Yönetimini oluşturan bileşenlere ve temel faaliyet alanlarına bir göz atacak olursak;
-İş analizi,
-İşe alım/Seçme ve yerleştirme,
-Oryantasyon,
-Eğitim ve gelişim,
-Performans değerlendirme,
-Kariyer yönetimi,
-Bordro ve ücret işlemleri,
-Yetenek yönetimi,
-Yükseltme,
- Yan haklar,
-İş gören sağlığı ve güvenliği,
-İş gören devir oranı izleme.
Başlıkları şeklinde karşımıza çıkacaktır.
İnsan Kaynakları Yönetiminin bu temel faaliyet alanları kendi nezdinde ayrı ayrı öneme sahiptir.
Bununla beraber tüm yönetim ve liderlik rollerinin genel odak noktası nedir desek: belirlenen organizasyonel amaç ve hedefler doğrultusunda farklı etkileşimlerin yönetimi ve gerekli planlama, organizasyon kurma, yönderlik etme, koordinasyon oluşturma, rehberliği de kapsayan bir kontrol sağlama yanında; temsil edilen organizasyon için genel ve yakın çevre uyumunun sağlanabilmesi, beklenmeyen değişimlerin kontrol altına alınıp yönetilmesi   bakımından gerekli önlemlerin tespiti, bu çerçevede planlı uygulamaların yürütümünü bu sorunun genel bir cevabı olarak değerlendirmek mümkün olabilecektir.
İnsan Kaynakları Yönetiminin süreçleri de birbirleriyle bağlantılı olmakla, doğrudan veya dolaylı etkileşimli bir döngüye sahiptir. Mesela oryantasyon uygulamaları ne kadar iyi yürütülürse, organizasyona yeni katılan personelin bu kuruluştaki amaç, hedef ve kurumsal değerleri tanıma ve adaptasyonu aynı ölçüde yüksek derecede gerçekleşecek, bu itibarla kurum kültürü, organizasyonel misyon, vizyon personel tarafından  benimsenecek, dolayısıyla hem personelin uyum ve performansı olumlu şekilde gelişecek, hem de işletmenin bünyesine kazandırdığı çalışanlarını elde tutma düzeyi olumlu etkileşimde seyredecektir.
Etkili yönetim için örnekte vurgulandığı şekilde bütünsel bir yaklaşımın benimsenmesi ve kararlılıkla izlenip uygulanması bugün her organizasyon açısından temel stratejik paradigma değerinde kendini göstermektedir.
İnsan Kaynakları Yönetiminin bileşenleri, süreç ve faaliyetleri de aynı paradigma üzere bir bütünsellik içermelidir. Bu manada güçlü bir korelasyon kurulması ve sürdürülmesi gereken, hatta kritik eşik değerinde öne çıkan İnsan Kaynakları Yönetimi alanı ise; kuşkusuz ’’ seçme ve yerleştirme’’ olarak karşımıza çıkacaktır.
Gömleğimizin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, tüm düğmeler bundan etkilenecektir. Tren yanlış istikamette yol alıyorsa doğru yöne yönelip koşmanın hiç bir faydası olmayacaktır. Bu nitelemeleri aynı eksende daha da çoğaltmak mümkün.
-İnsan Kaynakları Yönetiminde seçme ve yerleştirme alanı yeteneklerin işletmeye kazandırılması olarak yetenek yönetimine.
-Yönetici adaylarının belirlenip işletmeye yedekleme sağlamasıyla yükseltmeye.
-Yeteneklerin sahip oldukları potansiyelle kesişen,kendilerini geliştirebileceklerine inanacakları bir kurumsal kültür ve iklimle buluşmalarıyla iş gören devir oranıyla.
Doğrudan, diğer alanlarla ise en az dolaylı şekilde etkileşimi söz konusudur.Bu bakımdan olabildiğince iyi tasarlanmış ve doğru gerçekleştirilmiş her bir seçme ve yerleştirme projesinin,aynı zamanda işletmenin sağlam temellere inşa edilmesi,rekabet gücü elde etmesi ve sürdürülebilirlik kazanması  anlamında da değerli bir yatırım hamlesi niteliği taşıdığı bilinmelidir.
Netice itibarıyla seçme ve yerleştirme konusu İnsan Kaynakları Yönetimi içerisinde tüm bileşenler, süreçler ve faaliyet alanlarıyla doğrudan olsun, dolaylı olsun mutlak etkileşim içerisinde olan. Çarpan etkisi en yüksek seviyede bulunan etkileyen faktör özelliğine sahip bir alan olup, İnsan Kaynakları Yönetiminin kurgusunda ve uygulanmasında bu farkındalıkla kabul görecek genel stratejiler, işletmedeki bölümler arasında seçme ve yerleştirme uygulamalarında yakalanacak iş birliği ile İnsan Kaynakları Yöneticilerinin bu yöndeki yetkinlik ve uygulama becerileri aynı ölçüde işletmelerin de başarılarını tayin edecektir.      
Paylaşmak sevgidir, berekettir.
Nedim İleri