23 Eylül 2013 Pazartesi

KARAKTER YAPISI BİZİ DOĞRU ŞEKİLDE KİŞİYE ULAŞTIRAN HARİTADIR



           Karakter elbette ki yazılım  sırasında kullanılan alfabetik veya numaratik unsurlardan ibaret değildir.Kişinin doğruyu söylemesi yani doğruluğu.Kişinin genel kabul gören ilkeleri benimseyip bunları kendi davranışlarında sergilemesi yani dürüstlüğü.
      İnsanın makam veya maddi unsurlara egosunun yenik düşmemeyi başarıp İnsan değerlerinden asla kopmaması ve taviz vermemesi.Aileden ve çevreden bu düstur üzerine yetişip bulunduğu bütün konum ve koşullarda İnsan değerlerini ön planda tutan şekilde tutum ve davranışlar  da tutarlılık.Sahip olunan en önemli değerin İnsanların güveni ve itimadı olduğunun farkında ve bilincinde olabilmek.
İnsanın toplum içinde veya  bir grup içinde gerçek değerini ,diğer İnsanlardan göreceği sevgiyi ve saygıyı belirleyen asıl etkili unsur İnsanın karakter yapısı ile kişilik etiği.Dolayısıyla her daim doğruyu söylemesi,ve dürüst olması. Kendisine ve çevresine saygısı olan , bulunduğu topluma katma değer  üretme çabası ve duruşu bulunan,tebessüm ve tevazu sahibi olmayı başarabilen diğerkam  bir kişilik sahibi İnsan olabilmek asıl önemli ve değerli unsur.Yoksa has bel kader birkaç lisan bilebilir ve birkaç dalda öğrenim almış da olabilir İnsan.Bu durumlar İnsanın diğer İnsanlar tarafından gerçek anlamda  sevgi ve saygı görmesi bakımından yüksek bir etkiye sahip değil kuşkusuz.
Paylaşmak Sevgidir,Berekettir.

Nedim İleri

16 Eylül 2013 Pazartesi

İLETİŞİM VE KURUMSAL İLŞKİLER YÖNETİMİ DEPARTMANI ÖNERİYORUM .

       
        Önceleri toplama ve avlanma,ardından tarım ve sonrasında sanayi dönemi.Şimdi ise bilgi ve teknoloji çağı.Yani bilgi  işleme ve de iletişim çağı.
     Hal böyle iken,bilgi işleyicisi konumundaki İnsanlar artık bir kurumun veya işletmenin en değerli kaynağı. Bütün üretimin merkezinde ise endüstri dönemindeki gibi makineler olmayıp İnsanlar yer almakta..Bilgiyi  işleme ve İnsanların hizmetine sunmada yakalanabilecek bir birimlik artış artık o kadar önemli ve değerli ki.
      Dolayısıyla bugünün bütün üretim mekanizmalarında peşinden koşulan aranan unsur kuşkusuz bilgi ve  bu bilgiye erişimde köprü durumundaki iletişim..Bilginin iyi şekilde işlenip mevcut sistemler üzerine adaptasyon sonucu   bütünsel olarak sağlanan katma değer ile elde edilecek  başarılı sonuçlar.
     Sisleri dağıtıp etrafını aydınlatan bilgiye sahip olmak,belirsizliğin yerini yol ve yöntemlere bırakacağı bu rehbere ulaşmak ve bu değerli kaynak ile bağlantımızı güçlü tutmak,koruyup sürdürebilmemiz için  elbette iletişimimizin de temeli sağlam ve etkili ilkeler ile bezenmiş olması gerekiyor.
      Bu girizgahtan sonra şunu belirtmek istiyorum.Her kuruluş veya işletme  bir amaç ve hedef  ile bir yola çıkıyor.Yol artık ilk bakışta  çok çeşitli zorluklar içeriyor gibi  görünse de bu yol üzerinde de ilerlerken öğrenmek ve bu yeni   öğrenmelerin sağlayacağı bilgileri ve kazanımları bir avantaja çevirebilmek olası.
     Bu bakımdan günümüzde her işletmenin organizasyon yapısına mutlak bir ek yapılmalı.İnsan Kaynakları, Üretim ve Teknoloji,Pazarlama ve Satış,Muhasebe ve Finansman gibi bilinen departmanlara ilave olarak bir de günümüz gelişmelerine paralel olarak işletme veya kuruluşun bugün en elzem ihtiyaçlarına yani bilgiye erişip onu işlemeye ve doğru şekilde bünyesindeki ilgili alanlara kazandırıp böylelikle bütün işletmeyi köklü değişimlere taşıyacak olan İLETİŞİM VE KURUMSAL İLİŞKİLER YÖNETİMİ DEPARTMANI artık her işletme veya kuruluşta mutlaka  kurulmalı  diyorum.
      Böylelikle kurumsal ilişkiler ve iletişim zekası yükselecek,iç ve dış paydaşların beklentileri de bütünsel bir bakış açısı ile değerlendirilip ,işbirlikleri de üst seviyelerde seyredebilecektir.
      Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
      Nedim İleri

             

9 Eylül 2013 Pazartesi

İNSAN KAYNAKLARI YA DA PERSONEL SERVİSİ

          Ünite adı İnsan Kaynakları olarak tanımlandı.Kurum veya kuruluş bu tanımlama ile elbette iyi bir adım attı diyebiliriz.Bu ismi kullanmak önemli olmasına önemli.En azından bilişim dönemine paralel bir seçim ve tanımlama olduğu muhakkak.
          İsmi bu şekilde belirledik.Bu arada bu isim de değişebilir.Konjoktürde oluşan gelişmeler doğrultusunda bu tanımlama da güncellenip şüphesiz bu manada da bir değişim ve gelişim gerçekleştirilebilir.Şimdi konu başlığımıza dönecek olur isek,asıl konu ve anlatılmak istenen durum faklı.Ünitenim ismi şu veya bu farkedermi?.Asıl önemli husus bu birimin yaptığı ve yapacağı üretim.Benimsenen misyon ve vizyon.Bu misyonun ve vizyon ilke ile değerlerinin güncel olması,günümüz iş ve yaşam alanını iyi okuyan bir açıdan yaklaşılan doğru bir perspektifle içinin doldurulması gerekiyor.
          Bu adımdan sonra ise bunların yazılı metinden kurtarılıp kesinlikle uygulamaya dönüştürülmesi için kararlı ve samimi bir duruş gerekiyor.Bu bilinç ile kurum veya kuruluşun Stratejilerinin belirlenmesi ve hayata geçirilmesi bakımından ise yönetime sağlıklı enformasyon üretilmesi ve planlı bir şekilde geri bildirimlerle desteklenmesi gerekiyor.Ancak bu farkındalık ve sinerji kurulur ise o zaman yönetsel katılım kendiliğinden gelecek ve dolayısıyla şirkete veya kuruluşa Stratejik ortaklık yani İK nın gerçek hedefi gerçekleşmiş olacaktır.Bu bir kez başarıldı mı artık devamı detay.
Hepimizin bu konularda az biraz deneyim sahibi herkesin katılacağı üzere sadece ünite isminin yenilenmesi de belki bir gelişim ancak bu sadece bir başlangıç.Asıl önemli ve geçerli olan anlayış ve yaklaşımın gelişmesi ve de uygulamalara yansıması.Yoksa ismi güncelledik Personel Servisi yerine İnsan Kaynakları Departmanı olarak adlandırdık.Bununla birlikte süreci yine sadece rutin uygulamalarla yani çalışanların mesai giriş çıkışlarının izlenimi,izin,istirahat ve bordro işlemleri gibi prosedürler olarak algılamaya ve ve uygulamaya devam eder,hele de yerleşik katı çehre tutumlar bizde devam eder isek ismin değişmesi şüphesiz bir değişim sağlamaz.
          Diğer yandan bu ünitenin yöneticisi ve tüm ekip elemanları ile; sorumluluğumuzun ve rolümüzün önemini ve gereklerini bilir isek o zaman ise yukarıda yer verdiğimiz gibi önce biz kültürünün oluşması ve iş birlikleri,ilke değerlerin ilk sırasında önce İnsan diyen samimi bir yaklaşım içermesi,etkin ve etkili iç paydaş iletişimi ve çalışan potansiyelinin performansa dönüşmesini sağlayacak güçlü motivasyon-sürekli öğrenen bir organizasyon ,aidiyet ve işletme kültürü,beklentilerde uyumluluk oluşturan kazan/kazan yaklaşımı, yetenek yönetimi-çalışan devir oranının minimize tutulması gibi daha da çoğaltabileceğimiz doğru odak çalışmalar ile günümüzün yani bilgi ve iletişim çağının gereklerine uyumlu bu günün koşulları ile örtüşen bir İnsan Kaynakları Depertmanından söz etmemiz ancak mümkün olabilecektir.
       Paylaşmak Sevgidir,Berekettir.
       Nedim İleri

2 Eylül 2013 Pazartesi

HER İŞ BİR PROJE O HALDE PROJE YÖNETİMİ


           İster sanayi ister hizmet sektörü ,ya da  diğer  iş kollarında yürütülen çalışmalarda  olsun özgün olmak kaydıyla yapılan her iş bir bakıma bir proje.Hele de bugünün koşullarında bu bilgi ve teknoloji  çağında  ihtiyaç duyulan her gelişim ve iş geliştirme hamlesi kuşkusuz ki birer proje.
Genel olarak belli bir yerde,belli bir zamanda yine belli kaynakları kullanılarak  belli bir amaca ve hedefe ulaşmaya yönelik yapılan faaliyetler bütününü projenin kısa ve basit tanımı diyebiliriz.Bunun yanında ;Projenin smart(özgün ) ,tekrarlanmayan bir süreç gerçekçi,ulaşılabilir,ölçülebilir,izlenebilir özellikler taşıması gerektiği,
           Proje yapısının: işin yapılacağı coğrafya ,işi yapacak olan kurum ve kişiler,  işin yürütüleceği zaman dilimi,ekonomik ve siyasal iklim olarak ifade edildiği,
Proje fazlarının (adımlar):proje planlama,proje başlangıç,proje takibi,proje kontrol,proje rehberlik,proje sonlandırma adımlarından oluşup,
          Proje yönetiminin proje yöneticisi ve proje ekibinden oluşup proje yönetiminin bölümlemesinde,
   1-Kapsam yönetimi :Gereksinim,Kapsam Planlama,İş Dağılım Ağacı/İş Tanımları Oluşturma,Amaç,Hedef(Kurum/Şirket Misyon ve Vizyonu ile uyumlu olmalıdır).
   2-Zaman   yönetimi :Takvim,Başlama-Bitiş Zamanı,Süre Dengeleme,Kritik Yol..
   3-Maliyet yönetimi :Maliyet Tahmini,Bütçe Belirleme,Maliyet Kontrolü.
   4-Risk yönetimi:Risk Tanımlama,Nitel-Nicel Risk Çözümleme,Riske Tepki Planlama,Risk İzleme ve Kontrolü.
   5-İnsan kaynakları yönetimi: İK Planı Geliştirme,PE Bildirimi,PE Geliştirme,PE Yönetimi.
   6-İletişim yönetimi : Paydaş Tanımlama,İletişim Planlama,Enformasyonun Dağıtımı,Paydaş Beklenti Yönetimi,Performans Raporlama.
   7-Tedarik yönetimi: Tedarik Planlama,Tedarik İdaresi(teknik-idari şartname),Tedarik Kapanış
   8-Kalite  yönetimi: Garanti Süresi,Bakım Onarım.
başlıkları altında değerlendirilip,proje beratı nın proje sponsoru veya üst yönetici(proje hamisi tarafından) onaylanması gerektiği,proje beratının da ;amaç,takvim,varsayımlar,yetki ve sorumluluklar ile eklerden oluştuğu,
           Oluşturulacak planlama ile ,proje ilerlemesini ölçmek,sapmayı belirlemek ve telafi eylemini hesaplamak,değerlendirme sonucu gerek görülmesi halinde kaynak dağılımını yeniden yapılandırmak,gerektiğinde kaynak kaydırmak,ek kaynak temini sağlamak,risk analizi ile gerektiğinde kabullenerek,paylaşarak,etkisini azaltarak,transfer ederek riskleri yönetmek,
          Proje matrisinin yatay ekseni alanları:Başlama, Planlama, Yürütme, İzleme ve Kontrol, Kapanış.
           Düşey eksen süreçlerinin ise; Bütünleme yönetimi,Kapsam yönetimi, Zaman yönetimi, Maliyet yönetimi, Kalite yönetimi, İnsan kaynakları yönetimi,İletişim yönetimi, Risk yönetimi,Tedarik yönetimi olduğu, bu faaliyetlerin bütününün uygulanması ve yönetilmesinin ise PROJE YÖNETİMİ olarak tanımlandığı tüm Proje Yöneticileri tarafından bilinmektedir.
         Bir işe proje olarak yaklaşılması ve bu özenle proje yönetimi tekniği ile yönetim sergilenmesi durumunda hiç kuşkusuz bilgi,deneyim ve bunların oluşumundan sağlanan sinerji ile kaliteli neticeler elde edileceği aşikardır.

      Paylaşmak Sevgidir ,Berekettir.
      Nedim İleri
      PJ 0530

29 Ağustos 2013 Perşembe

PERFORMANS İZLEMEK VE ÖLÇMEK ÇİDDİ BİR İŞTİR

            Öncelikle performans nedir?. Bir sektörde faaliyet gösteren bir kuruluş veya işletmenin belli girdileri (kaynakları) kullanarak, belirlenmiş amaç ve hedefe ulaşmak doğrultusunda; çizilmiş süreç haritalarına dayalı ve belirlenmiş algorizma üzerinden yürütülen, adımlar faaliyetler ile gerçekleştirilen programlı, planlı çabalar, projeler gibi tüm çalışmalar neticesinde arzulanan sonuca (çıktılara) hangi seviyede ulaşılabildiği, bununla birlikte söz konusu mal veya hizmet üretiminde optimizasyon ve kalite açısından varılan aşama,   diğer taraftan iç ve dış paydaş beklentilerinin karşılanma düzeylerinin tespit edilmesi, etkinliğin, etkililiğin, bu kapsamdaki total gerçekleşmenin ölçülmesi şeklinde özetleyebiliriz
            Bu konunun tanımı veya söyleniş biçimi daha değişik birçok şekilde ifade edilebilir. İşin bu tarafı çok da önemli değil. Maksat hasıl olmuştur nasılsa. Şimdi bu kocaman başlık üzerine hiç kuşkusuz sayfalar dolusu yazmak, vurgu, analiz yapmak, önermelerde bulunmak olası. Önemli olan bu konuda şimdiye kadar söylenenlere ilave veya farklı neler söyleyebiliriz, belki böylelikle bir nebze de olsa katkı yapabiliriz. Bu yaklaşımla   neler söylenebilir?.
            İlk olarak bu ölçümün samimiyeti ölçülmeli. Yani biz gerçekten bu ölçümün yapılmasını istiyor muyuz? Bunun sonuçlarını öğrendikten sonra yine kararlı bir şekilde bu neticelerden elde edilecek çıkarımları değerlendirerek gerekli revizeleri yapmaya hazır mıyız?  Bu inisiyatif bizde mevcut mu? Netice olarak bu Öz Denetime var mıyız?
            Öncelikli olarak bu durumu ölçmeliyiz. Bu konuda samimi isek ölçümün birinci aşması gerçekleşmiş demektir. Bundan sonrası işin teknik boyutu. Ölçme için önce süreçlerin, ana süreç, alt süreç vb. çizilmesi. Hedeflerin temenni olmayıp net ve kesin şekilde ölçülebilir ve somut olması.  Programların bütünselliği, çalışma planlarının, faaliyetlerin gerçek bir katılımcılıkla tasarımı, oluşacak projeleri destekleyecek unsurların bütüne derc edilmesi.
            Nihayet izleme periyotları takviminin belirlenmesi ile süreç sahibi ve süreç yöneticilerinin katılımı ile desteklenmiş geri bildirim havuzunun işletilmesi, çabaların işbirliği uyumu ve de doğru yönde akıt ile seyrinin kontrolü, aşama bildirim raporlarının toplanıp konsolidesi ve sonuçların önlem uygulamaları ile desteklenmesi.
           
             Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
             Nedim İleri

İŞ GELİŞTİRME VEYA SÜREÇ İYİLEŞTİRME DOĞRUSU GERÇEK İŞ BU

     

           İsmi ister iş geliştirme olsun isterse süreç iyileştirme doğrusu hiç farketmez.Ancak bir organizasyonun neferi isek ve bize birtakım sorumluluklar verilmişse ,bir hizmet ya da mal üretimi çarkında bir dişli emanet ise işte bu dakikadan itibaren çok önemli bir mesuliyet başlamış demektir.
Bu iş veya rol her ne kadar bir sözleşme ile temin edilen bir bedel veya o işin karşılığında öngörülen ücret mukabilinde yapılıyor olsa da aslında burada bir emanete atanmış olma durumu söz konusudur ve asıl önemli olan da budur.Böylelikle bir emaneti doğru sahiplenme ve o nöbeti iyi tutmak en birinci meziyet ve yetkinliğimiz olmalıdır.İşte bu duruş ve farkındalık ile işimize olan sevgimiz bizim temel sermaye paradigmalarımız olacaktır.
          Gelelim en etkili noktaya.Şimdi önümüzde akan işi ikame etmek mi sadece odaklanmamız geeken,elbette ki değil.Bizim yaptığımız iş gerçekten gerekli ve gerçek iş değeri taşıyor mu.Bunu hemen sorgulayabilmeliyiz.Görünüşte çok meşgül ve hareketli bir şekilde de koşturuyor olabiliriz.Bir açıdan böyle görünen ve biz bile kendimizi kaptırıp önemlice işler yaptığımız kanısına bile kapılabiliriz.
          Bu durumun bir analizini yapıp,bu konuda şu önümüzde masamızın üzerini kaplamış unsurlar gerçekten iş değerinde mi?.Öncelikle her gün her daim bu sorgulamayı yapabilmeli ve bu pençereden bakabilmeliyiz.Yine bu performansımız doğru kanala dönük mü ?.Bu işi hemen veya en azından yarın veya hedef koyabileceğimiz bir tarihten itibaren nasıl daha iyi ve daha etkin ve etkili yapabiliriz i düşündük mü?. Yine rolümüzün gerçeği ve yönü olan vizyonumuzu biliyor ve bunu uygulamada ne ölçüde yol alabiliyoruz?.Konumumuzun muhatabı olan süreçlerle buluşabilmişmiyiz yoksa asıl sorumluluğumuz ile örtüşmese de oparasyonel becerilerimizi tatmin etme hevesine mi kapılmışız?.Bu sorulara verceğimiz cevap eğer;acil işler değil önemli işler odağımız,masamızı yersiz meşgül edecek unsurların yeni projeler ve bakış açıları geliştirmemizi engelleyeceğini peşinen biliyoruz ,aslında algorizmada gözükmeyen ,bulunması söz konusu bile olmayan unsurları belirleyip ayıklamanın gerçek mesaimize matuf çabalarımız, şeklinde cevaplıyabiliyor isek,doğru ve geçerli olanın iş yapıyor görünmek olmayıp kendimizi gerçekten faydalı hissedeceğimiz üretimler ve uğraşların olduğu diyorsak,her gün bu bakış açısına hizmet edecek yaklaşımlara yönelik çalışmalarımızın ve iş geliştirme olsun,süreç iyileştirme olsun adına ne verdiğimiz değilde bu minvalde gerçekten yapabileceğimiz veya vesile olabileceğimiz adımların bizi mutlu kılacağını bilebiliyor isek ne mutlu bizlere.
          Yine yeni bir fikir bir projenin ilk cevheri yani çekirdeği olabilir.Sağlayacağı gelişim ve dönüşümler ile belki sayısız faydalara dönüşebilir.Özetle işimizi sevmeli, eniyi şekilde yerine getirmeye tüm içtenliğimizle ve bilinçlice çabamızla temsil etmeye hakkını vermeye çalışmalıyız. Diğer taraftan da bu yukarıda sıraladığımız farklı bakış açısı sorularımızı da sürekli olarak bir eko sistem parçaları gibi işletmeliyiz.
        
          Paylaşmak Sevgidir,Berekettir.
          Nedim İleri

5 Ağustos 2013 Pazartesi

PAYLAŞMAK İÇİN ÖNCE SAHİP OLMALIYIZ




Paylaşmak kaynaşmak, biz İnsanlara yaraşır bir değer, İnsanın kelime anlamı ne acaba deyip araştırıp baksak göreceğiz ki; kaynaşan, paylaşan kavramı çıkacak karşılığında. 
            Paylaşmak mutlaka çok güzel bir kavram ve üstün bir değer. Ancak öncelikle bilmemiz gereken bir husus; paylaşmaya namzet olmak için öncelikle sahip bulunmamız. Bizde bulunmalı ve bize ait olmalı ki bir şey. Sonra biz o bir şeyi paylaşmayı düşünelim ve nihayet sahibi bulunduğumuz, üzerinde tasarruf yetkisi taşıdığımız bu bir şeyi biri veya birilerine paylaşabilelim. Yine bu konuda bilmemiz ve doğru anlamamız gereken bir diğer konu ise, paylaşmanın bölmek veya eşit oranda, birbirine denk nispette bölümlere ayırmak olmadığı. Gerçek manada paylaşmak vermek demek. Bize ait bir imkanı veya maddi, manevi değeri, kıymeti ve kaynağı ihtiyacı olan İnsanların veya canlıların yararına, onların faydasına transfer etmek, sunmak demek. Şimdi denilebilir ki, hadi maddi kaynak imkan anlaşılabilir ancak bu manevi kaynak imkan paylaşımı nasıl oluyor. İşte hep demiyor muyuz? Her şey maddeden ibaret değil diye. Zaten manevi kıymete hizmet etmeyen maddi unsurun kıymet-i harbiyesi ne olabilir. Sevgimiz mesela en güçlü manevi paylaşma değerimiz. Paylaştıkça azalmayıp aksine katma değer oluşturup daha da çoğalan tek yalnızca sevgimiz. Sevgimizle kim bilir ne çok gönüle umut ve sınırsız çoşku ve sevinç aktarabilir ve onların mutluluğuna vesile olabiliriz. Gönülden süzülen sıcacık bir gülümsemeye hangimiz muhtaç olmadığımızı düşünebiliriz.
Katıksızca, beklentisizce aralanan bir gönül kapısı kuşkusuz hepimizin en güçlü ilacı.
Paylaşmak tamamen bir duyarlılık ve İnsani değer yaklaşımı olup maddi unsurların ise olsa olsa bu uğurda bir araç olduğu hakikat. Bununla birlikte paylaşmak biz İnsanlara yaraşan ve birbirimizle kaynaşmamızı, dayanışmamızı sağlayan ve hepimize lazım çok güçlü bir değer. 
Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.