13 Ekim 2014 Pazartesi

ETKİLİ LİDERLİK İÇİN NİTELİKSEL Mİ FONKSİYONEL LİDERLİK Mİ?



Bir ekip bir takım olarak çıkılan bütün yolculuklarda bu ekip veya takımın arzulanan hedefe selametle ulaşabilmesinin mihenk taşı, kritik eşik değer nedir desek hemen ittifakla; yolculuğun rehberi, yönlendiricisi, ekibin azmini ateşleyen perçinleyen, esin kaynağı oluşturan Lider olduğunu işaret ettiğinizi duyar gibiyim.
  • Liderlik için en önemli nitel özellikleri ise çok özetle;
  • Alçak gönüllülük,
  • İleri görüşlü olmak,
  • Ekibin ihtiyaçlarını önemseyen ve karşılamaya çalışan,
  • Ekibi koruyup bir arada tutabilen,
  • Ekibini dinleyen,
  • İnsani değerlerin içselleştirip özümsemiş bir İnsan olmak,
  • Hedefe yönelik özgün becerilere sahip bulunmak,
  • Öncelikle inanmaya ve sonrasında dinlemeye, nihai olarak da izlemeye değer bulunmak.
Peki, nitel özellikler yanında Liderin sahip olduğu bilgiyi, deneyimi uygulamaya taşıma becerisi önemli değil mi? Elbette çok önemli, hatta daha fazlası.
 Liderin uygulamaya dair sahip olması gereken becerilere bir göz atacak olursak;
  • Karmaşık neden sonuç ilişkilerinin dengesini sağlayabilmesi,
  • Çoklu etkileşimleri iyi sezinleyip değişimi yönetmesi,
  • Teknolojiyi iyi takip etmesi,
  • Vizyoner bir bakış açısı sergilemesi,
  • Yaptığı çalışmalarda planlama ile bütünselliği ön planda tutması,
  • Etkili iletişim ve koordinasyon kurması,
  • Tüm iç ve dış paydaşlarla işbirlikleri geliştirmesi, sürdürmesi,
  • Ekip kurma ile ekip üyelerine esin verip, teşvik ve motive edebilmesi,
Gibi elzem fonksiyonları sağlaması, dolayısıyla Liderin bilgi ve deneyimini uygulaması ve mutlak sahaya taşıması en önemli liderlik becerileri diyebiliriz.
Bunun mümkün olmaması ise ne yazık ki ; Liderin operasyonel süreçlerle bizzat ilgilenmekten kendi gerçek gündemi olan süreç iyileştirme ve iş geliştirme projelerine yeterince yönelemeyen, Stratejik Liderlikten çok eylemsel ve ekip Lideri gibi davranan, delegasyonun çok gerekli olduğunu kabul ve bilmekle beraber, bir türlü bunu uygulamaya taşıyamayıp kendi düzeyinde hiç katkı ve katılım gerektirmesi söz konusu olmayan süreçlerle çokça zaman kaybı yaşayan, daha da ötesinde ekip arkadaşlarının sahip oldukları yetenekleri sergilemeleri ve kendilerini gerçekleştirmelerine imkan sunmak gibi elzem yetenek yönetimi rolü bulunduğunu unutmuş bir rol model profili oluşmasına sebep olacaktır.
Ben bu malzeme olup da kullanmama konusuna hep şu örneği kullanıyorum. Bir İnsan düşünelim; son model ve çok popüler bir markaya sahip, çift motorlu, en üstün teknolojik ve sistemsel donanımlı, albenisi yüksek ve süper konforlu bir otomobili var. Ancak bu otomobil sürekli bu kişinin evinin önünde veya özel garajında konumlu. Bu arada aracın muntazaman haftalık iç ve dış temizliği yapılıyor, cilalanıp parlatılıyor. Yeni donanımlar ve aksesuarlar ekleniyor.
Sorun mu? Bu İnsan bu aracı ile bir komşusunu yol üstünden alıp aynı güzergah bir istikamete misafir etmesini bırakın, kendi çocuklarını okuldan almaya veya daha da garibi yağışlı bir günde okullarına bırakmaya dahi değerlendirmiyor. Böylesi bir durumda bu oto bir araç mı? Bir Kıymeti Harbiye’si var mı?   
Netice itibarıyla; Liderin tüm iyi örnek nitel özelliklere sahip olması yanında, bu bilgi ve deneyimlerini uygulamaya taşıyıp, dönüştürebilme becerisi bir sistemde birbirinin olmazsa olmazı tamamlayıcısı olan somun ve cıvata bütünlüğü tesiriyle birbiriyle buluşunca Liderin sahip olduğu potansiyeli performansa dönüştürmesini ve de gerçek manada başarılı olmasını sağlayacaktır.  

Paylaşmak sevgidir, berekettir.
            Nedim İleri

Kaynakça:
ADAIR, John, Hz. Muhammed Örneğinden Hareketle LİDER, Ufuk Yayınları. Mart 2012
ADAIR, John, Etkili Değişim, Babıali Kültür Yayıncılığı, Birinci Baskı: Eylül 2003- İkinci Baskı: Mayıs 2005     
 


1 Eylül 2014 Pazartesi

EĞİTİM VE ÖĞRETİM HEP YANYANA DURSALAR DA AYRI BAŞLIKLAR

                                                                            

           Eğitim ve öğretim bildiğimiz gibi hep yan yana görmeye alışkın olduğumuz, biraz da bize öyle sunulmuş olmasından kaynaklı ve zihinlerimizde böyle yer etmiş iki ayrı kavram aslında.
          Öncelikle eğitimi; öğrenme veya öğretme olmayıp daha çok bir beceri kazandırma veya mevcut bir becerinin geliştirmesine,davranışlar ve alışkanlıkların iyileştirilmesine yönelik uygulama alanı diye tanımlamakta fayda var.
          Öğrenme veya öğretim ise; İnsanların yaşantıları boyunca sürekli ihtiyaç duyacakları ve hiç bilmedikleri konuları profesyonel bir kurum ve bu kurumun bünyesinde görevli uzman öğreticiler desteğiyle programlı,sistemli olarak veya bazı durumlarda ise yine kendi yönelmeleri ve kişisel çabaları sonucu  öğrenerek bilgi sahibi olmaları durumu.
         Bu iki gelişim bileşeni kuşkusuz çok daha farklı veya bilimsel tanımlarla anlatılabilir veya tanımlanabilir. Ancak çok basit ve sade anlaşılabilir kılacak tanım bu şekilde diyebiliriz.
         Eğitimle kazanılan veya geliştirilen beceri kazanma veya geliştirmeler İnsanlar dışında bazı canlıları da içine alsa bile Öğretim ve Öğrenme yalnız İnsanlara özgü bir durumdur.
         Bununla beraber eğitim daha çok pratiğin aktarılmasına yönelik yöntemlerle sonuca taşınabilen bir olgu gibi durmakta iken,öğretim ve öğrenme ise daha çok teorik metodlar gerektiren ve teorinin anlatımı yanında  muhakemesi.testi,analizi gibi ara süreçler sonucunda algılamaya ve öğrenmeye taşınabilen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.         
        İnsanın ilk öğrenme evresi küçük yaşlardan itibaren aile ocağında kurulmaya başlıyor ve anne, baba hem en etkili hem de etkisi uzun süreli eğitmen ve öğretmen olarak bu konuda çok önemli bir yer tutmaktadır. Bunu örneklerle açacak olursak;
        Anne ve babaların çocuklarına  yemek yapmayı ve otomobil kullanmayı öğretmeye yönelik çabalarıyla pratik uygulamalarla aktarılması bir nevi beceri kazandırma eğitimi olacak, anne-baba ise  bu açıdan eğitmen olacaktır.
      Yine anne ve babaların takındıkları tutum ve sergiledikleri tavırları çocuklarının kendilerine model alıp kişiliklerine yansıtmaları  bakımından anne-baba da bu etkilemenin haklı sahipleri olarak etkili eğitmenler  olacaktır.
        Ayrıca anne ve babalar yalnız eğitmen olmakla kalmayıp,kendi deneyimlerini ve sahip oldukları bilgileri katıksız olarak çocuklarıyla paylaşarak bu manada da etkili birer öğretmen olarak çocuklarının öğrenmelerinde önemli yer tutacaklardır.  
        Bir İnsanın sevgi, saygı, nezaket hoşgörü gibi tutumuyla ilgili olan ve de en önemli değerleri olan bu nitel özellikler ancak öğrenilebilecek durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla beraber İnsanlara görgü kurallarını ve duygudaşlığı anlatabilirsiniz ancak bunu bir fen bilimi, sosyal bilimler dersi gibi tamamen anlatarak aktaramaz ve öğretemezsiniz.
       İşte burada eğitim devreye girecek ve iyi davranış olduğu genel kabül gören davranışı diğer İnsanların  örnek alıp benimsemesi ve içselleştirip kendisine kazandırması için bunu sergileyen bir rol(e) modele ihtiyacı olacaktır. Bu rol(e)  model en etkili eğitmen olacak ve  iyi davranışı sergilemeyi kendisini izleyen İnsanların seçimine sebep kılacak inandırıcılıkta başaracaktır.
        Diğer yandan İnsanların hayatın her alanında sürekli ihtiyaç duyacağı konulara ki; bu meslek edinmeye yönelik akademik alandan tutun her türlü bilimsel, sanatsal, sosyal vb. bilimlere ve bilgilere olan ihtiyacını karşılamaya ve kazanmaya dönük çaba ve üretimleri ise öğretim ve öğrenme olarak bölümlendirmek mümkün olacaktır. 
        Eğitim olsun Öğretim veya Öğrenme olsun bu başlıklar hepimiz için yüksek değer ve öneme sahip olmakla; bu kazanımların uygulamaya dönüşmesi ise bu olguyu gerçek manada değeriyle buluşturup, taçlandıracak katma değer sağlayacak bu kazanımları parlatacaktır.
        Aksi halde az bilgi sahibi olup bunu uygulamaya taşıyabilen çok bilgi sahibi olmakla hiç pratikte uygulamaya dönüştüremeyenden daha avantajlı duruma gelecektir.
       Asıl önemli öğrenme de zaten bu farkındalık olacaktır.
       Ayrıca  Arthur SCHOPENHAUER  Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine adlı eserinde şöyle demiş; 
’Fazla yani neredeyse bütün gün okuyan ve arada düşünmeksizin eğlence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder. Tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi.’’
       Dolayısıyla öğrendiğimiz ve bildiğimiz,beceri sahibi olduğumuzu düşündüğümüz konuların hem işlerlik kazanması hem de  bir faydaya,katkıya,artı değere dönüşmesi bu kazanımların gerçek manadaki değerini oluşturacaktır. 
        Paylaşmak sevgidir, berekettir.
        Nedim İleri



Kaynakça:
ADAIR, John Hz. Muhammed Örneğinden Hareketle LİDER, Ufuk Yayınları. Mart 2012
SCHOPENHAUER, Arthur, Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Say Yayınları,2013


8 Ağustos 2014 Cuma

ETKİLİ İLETİŞİM İÇİN ESNEKLİK GEREKLİDİR ANCAK DOZUNDA OLMALIDIR




         İnsan ilişkilerinin en önemli boyutu dün de bugün de hiç kuşku yok ki yarın da iletişim olarak karşımıza çıkmaktadır.
         Peki, sizce iletişim en basit tanımıyla nedir denilse; ben bu soruya karşılık, mesajımızın ileti de kalmayıp muhatabımıza ulaşması ve doğru şekilde algılanması derim.
         Yine iletişim başlığını biraz daha açalım denilse;
         İnsanlar arası veya kuruluşlar arası bütün ilişkilerinin oksijeni der ve aşağıda belirtiğim anahtar noktalara dikkat etmekte fayda olduğunu söyleyebilirim.
Etkili iletişim;
         Konuşma, Dinleme, Okuma ve Yazma yöntemleriyle gerçekleşiyor olsa da en tesirli olanının iç sesiyle dinlemenin olacağı,
  •         Öncelikle bilinmesi gerekenin bu konunun çift yönlü bir yapısının bulunduğu,
  •         Sevginin her durumda geçer akçe etkisi sağlayacağı,
  •         Doğal davranmaktan asla ayrılmamak gerektiği,
  •         Samimiyet, tebessüm ve içtenlikle kurulmuşsa hele kalıcı hafızaya ve gönüllere işlendiği,
  •         Ön yargıya kapılmamanın bu kapsamda çok etkili sonuçlar getireceği,
  •         Bakmaktan öte kalp gözüyle görmenin çok önemli olduğu,
         Suçlama, eleştirme ve şikayet etme yönlü olumlu olmayan tutumlarından uzak kalıp,  gerektiğinde yapıcı, destekleyici geri bildirimlerin daha sağlıklı etki oluşturacağı.
         Şayet bir değerlendirme de gerekiyorsa bunun kişi veya kişiler üzerinden değil, konu olan işin yani dosya çerçevesinde olmasının ancak fayda sağlayacağı,
         Bugün yönetimin temel fonksiyonları arasında iyice öne çıkmış olan değişimi sağlayacak olumlu ortamı hazırlayacak en etkili faktör olduğu,
         Tıpkı tüm ekip çalışmalarında ve hayatın her alanında bu olgunun ben(li) yerine biz(li)yaklaşıma mutlak ihtiyacı olan bir olgu olduğu,
         Her işte olduğu gibi bu konunun da hakkının verilmesi için çok emek ve sabır gerektiği,
         Bu konuda da sürekli kendimizi geliştirmeye, dolayısıyla çok okumaya ve yeni öğrenmelere ihtiyacımız olacağı,
         Yine başkalarının bu konuda elde etmiş olduğu tecrübelerden yararlanmanın benzer durumlarda farkındalık ve pozitif neticeler sağlama bakımından avantaj oluşturacağı,
         Saygı ve hoşgörü temelinde kurulacak esnek tutumun hiç elden bırakılmaması gerektiği.
         Ancak burada esnek tutumun da ölçüsünün yeter düzeylerde kalması önem arz etmekte, diğer bir deyimle; yayın çok fazlaca esnetildiğinde mekanik özelliğini ve tesirini kaybedeceği gözden kaçırılmamalıdır.
          Bu duruma bir örnek aktarmak istiyorum; bir anne ve iki küçük yaşta ( birisi dört, diğeri de iki buçuk veya üç yaşında muhtemelen) evladı öğlen üstü yemek salonuna geldiler. Anne menüye bir göz atıp menüde bulunan yemekleri sırasıyla teker teker defalarca sayıp işte  yavrum senin sevdiğin şu yemek, şu yiyecek gibi detaylı çabalarına rağmen her iki kardeş ağız birliği etmişçesine yemeyeceğim diyorlar başka da bir şey demiyorlar. Anne işte her anne gibi ana yüreğiyle evlatlarının beslenme vakti gıda almaları için türlü dil döküyor. Ne dedi ne söylediyse çocuklar kararlarını değiştirmemekte direniyorlar.
         Sonra mı? Anne bir cümle sözle konuyu çözdü. Anlaşıldı siz yemek yemeyeceksiniz, yalnız buradan çıkınca akşama kadar benden yiyecek bir şey istemeyin, hele de de dondurma hiç istemeyin. İşte bu cümleden itibaren her iki kardeş de yine aynı anda ben çorba yerim, diğer kardeş ben de dolma yerim demesinler mi?
          Ey dondurma ve annenin kararlı tavrı ne kadar etkilisiniz.
          Paylaşmak sevgidir, berekettir.
          Nedim İleri

29 Temmuz 2014 Salı

Bayramınız Mübarek Olsun


Bayramınız Mübarek olsun.

Ramazan bereketi ile tüm insanların sevgi, saygı, kardeşlik, yardımlaşma ve paylaşma

gibi güzel davranışları güçlenerek çoğalsın İnşallah.

Bayramınızın sağlık ve neşe dolu geçmesini dilerim.

Nedim İleri


9 Temmuz 2014 Çarşamba

İnsan Kaynakları’nın misyonu ve vizyonu ne olmalıdır?

    Bir işletmede üretim olsun pazarlama, finans, muhasebe olsun tüm bölümlere hitap eden ve bunların hepsine yakın merkez konumunda olan İnsan Kaynakları’nın amaç ve hedeflerinin, doğru ve gerçekçi kurgulanması işletmelerin bütünsel başarısı bakımından şüphesiz çok önemlidir.

    Dolayısıyla İnsan Kaynakları’nın bu bağlamda misyonunun ve vizyonunun iyi tanımlanması, izlenmesi, takip edilmesi ve sonuca ulaştırılması bakımından önem arz etmekte. Bu konuya yönelik bir bakış niteliğinde olan ve HR Dergi Konuk Yazarlar’da yayımlanan yazımın devamını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.
    Keyifli okumalar dilerim.

http://www.hrdergi.com/tr/konuk-yazarlar/nedim-ileri/nedim-ileri-insan-kaynaklari-nin-misyonu-ve-vizyonu-ne-olmalidir/2611.aspx

      Paylaşmak sevgidir,berekettir.
      Nedim İleri

11 Haziran 2014 Çarşamba

LiDER ÖNDEN GiDER VE EKiBi DiNLER


size-mentor-diyebilir-miyim-4
Bildiğimiz gibi liderlik konusu üzerine sürekli yeni yaklaşımlardan söz ediliyor. Bu alanda sürekli yenilenen araştırma sonuçları referans gösterilerek elde edilen çıkarımlara ve yeni tavsiyelere yer veriliyor.
Bunların arasında dikkat çekici olan gerek bilgi, beceri gerekse tutum ve tarz bakımından bu konuda öteden beri gelmiş, halen güncelliğini koruyan( zeka/yetenek-  karakter/kişilik/değerler-sosyal kişisel beceriler) nitelik veya yetkinlikler var. Bunlara bir göz atacak olursak;
Kararlılık ve azim ilk sırada yer alıyor.
Bununla beraber iletişim ve işbirliği konusu yine ilk sıralarda önemini sergiliyor.
Yapıyı harekete geçirme aynı şekilde dikkat çeken özellikler arasındaki yerini sürdürüyor.
İçsel motivasyon hakeza öyle.
Analitik düşünebilmek hiç tereddütsüz bu nitelemelerde enlerde yerini koruyor.
Esin verebilmeye bu bağlamada değinmeden olmaz.
Planlama ve bütüne yönelik düşünme bugün genelin değerlemesi diyebiliriz.
Bunun yanında artık yeni bir kavram olmamakla yenilik ve değişime, yeni öğrenmelere açıklık.
Unutmadan tabi ki sade bir tebessüm her döneme kaydını sağlam şekilde yaptırmış.
Kesinlikle katılıyorum güzel öykü ve fıkra anlatma samimiyeti besler.
Yerinde ve dozunda espiri elbette.
Bu listede yine güncelliğini ve önemini her daim devam ettirecek olan güven verme ile özgün olup, özüne güvenme kendini gösteriyor.
Ekibe rehberlik edip önden yol açmak,ekibini  dinlemek ve de ekibini önemseyip gönüllere hitap etmek.
Bu nitelemelerde dikkatimizden uzak olmaması gereken bir husus da var ki; çok çok önemli. O da; tüm bu nitelemelere sahip olacak olan yani bu konunun Öznesi İnsan. Ayrıca burada belirtilen birçok durum ne yazık ki öğretilemeyip yalnızca öğrenilebilen bir özellik arz ediyor.
Paylaşmak sevgidir, berekettir.


Nedim İleri
Kisisel web: www.nedimileri.com

3 Haziran 2014 Salı

İŞBİRLİĞİ AZ YER TUTAR FAKAT BÜTÜNÜ RASYONEL ŞEKİLDE HAREKETE GEÇİRİR



          İş ve çalışma alanında en önemli olan unsurlar neler diye bir düşünsek ve en enleri sıralamaya başlasak kuşkusuz hemen işbirliği akla gelecektir. İşbirliği bir taraftan bireysel yetkinlik için en çok aranılan sosyal beceriler arasında. Diğer taraftan da hayatın her alanında geçer akçe.
          Örnek verecek olursak,
Bilgi ve tecrübe potansiyelini performansa taşıyacak bileşen İşbirliği.
Liderlik olsun, yöneticilik olsun bu rollerde  en  çok aranan birkaç özellik desek; Kararlılık, Ekibi dinlemek ve İşbirliği karşımıza çıkacaktır.
          Toplam kaliteden EFQM’ e taşınan ve artan oranlı önemiyle güncelliğini sürdüren paradigma. desek yine bildiğimiz üzere karşımıza çıkacak  husus işbirliği.
          Dolayısıyla biz kültürü başarılı sonuç için her işte ve her zaman, her durumda mutlak sarılmamız ve her daim başvurmamız gereken bir rehber bizler için.
        Ayrıca,
        'Bir elin nesi var iki elin sesi var’
       ‘Hiçbirimiz hepimiz kadar akıllı değiliz’
       ‘Akıllı İnsan aklını, daha akıllısı diğer İnsanların aklını da kullanır’
 dememişler mi? Bu nitelemelerden daha da saymak mümkün.
         Sinerji ve ekip uyumunu kazlar bile keşfetmişler. V şeklinde uçmayı keşfedip,böylelikle birlikte, takım halinde hareket ederek daha az enerji harcamakla daha yüksek  ve da uzun süre uçmayı başarmışlar.
         Kaldı ki kurumsal olarak da risklerin iş birliği aracılığıyla dayanışma yapılan işletme veya işletmelerle paylaşımı ile dengelenmesi. Bununla beraber sağlanacak sinerjiyle elde edilecek üretim,kalite artışı ve kazançların maksimize edilmesiyle de  durumun  taraflar için kazan kazana dönüşmesi.
         Özetle bu yaklaşımların hepsinin (birey, aile, ekip, takım, kurum-kuruluş-işletme, toplum,hangi ölçek ve düzeyde olursa olsun hiç fark etmez) özünde, temelinde yer alan unsur ise elbette İŞBİRLİĞİ.
         Bu itibarla İnsan Kaynakları Uzmanı ve İşe Alımcıların Aday Seçmede odaklanacağı yetkinlikler (sosyal beceriler) arasında;
  •          Bireyin işbirliğine yatkınlığı,
  •          İşbirliği kurma becerisi,
  •          İşbirliği geliştirme becerisi,
  •          İşbirliklerini sürdürme becerisi,
  •          Ekip ve takım uyumu sağlama becerisi.
         En önemli sosyal beceriler diyorum kesinlikle.
         Paylaşmak sevgidir, berekettir.
         Nedim İleri
         Kişisel web :nedimileri.com