1 Aralık 2014 Pazartesi

KalDer 23. Kalite Kongresi Notlarım (Çalıştaylar)



KalDer 23.Kalite kongresine davetlerinden dolayı KalDer yönetimine öncelikle Teşekkür etmek istiyorum.




İlk olarak birinci gün yapılan Çalıştaylar için iki konuya kaydımı yaptırıp sabah bölümünde Defne Sarısoy hanımın sunduğu Hayatla İletişim Çalıştayı salonuna yöneldim. Defne hanımın iletişimde ve iletişim yönetiminde edindiği deneyimleri paylaştığı ve bizlerin de görüş ve önerilerine yer verdiği ‘’Hayatla lletişim’’ konulu çalışma oldukça keyifli ve verimli geçti. Kahve molalarında bile katılımcıların katılımı ve Defne hanıma bu aralarda bile bire bir yöneltilen sorularla öğrenmeye aktif ilgileri ve istekleri söz konusuydu diyebilirim.





Defne hanımın İletişimin önemi ve anahtar noktalar konusunda vurgu yaptığı konulara bir göz atacak olursak;
-İnsan bir mükemmellik modeli; Bedenimizin içinde, yaşamımızı ve hareketlerimizi biçimlendiren müthiş bir mekanizma olduğu, 
-Doğru nefes teknikleri ve bunların uygulamalı tanıtımı,
-İletişim türleri: İçsel iletişim,kişilerarası iletişim,Organizasyon içi iletişim ve kitle iletişimi,
- iletişimin; ne yaptığımız, nasıl göründüğümüz,ne söylediğimiz ve nasıl söylediğimizle ilişkili olarak başladığı ve sürdüğü,
-İletişimde başarının:gönderilenle alınan mesajın aynı olması olduğu,ifade biçimi ve kelimelerin mesajla uyumlu seçilmesi gerektiği,
-Etkili konuşmak için:doğru nefes almanın,tane tane konuşmanın,anlaşılabilir olmanın önemli olduğu,
-Anlaşılabilmek için açık ve net ifadeler kullanmanın,konuşma ritmiyle dinnleyenin anlama ritminin örtüşmesi,kelimelerin özenle seçiminin gerekli olduğu,
-Dinlemenin iletişimde çok etkili bir yöntem olduğu,
Her kelimenin bir fotoğrafla zihnimizde bellireceği,bu bakımdan ne kadar çok inceler araştırma yaparsak hayal gücümüzün aynı oranda artacağı ve bu durumun ise bize farklı açılımlar kazanmamızı sağladığı,
-Beden dilinin;sözlü iletişime destek olduğu,sözcüklerin anlamını pekiştirdiği,doğru kullanıldığında iletişime değer katacağı,yanlış kullanıldığında ise tam aksine iletişime zarar vereceği,
-Beden dilinin iletişimde: % 55, ses tonunun:%38,söz'ün ise :%7 oraninda tesiri bulundugu,
-Beden dilinin tamamlayıcıları olan başımız,gözler-kaşlar,eller ve tabii ki GÜLÜMSEME'nin iyi değerlendirilmesi gerektiği,
-Topluluk önünde konuşma yapmadan önce;

  • Hazırlıklı olmak,
  • Pozitif olmak,
  • Kendine güvenme GEREKTİĞİ,
  • Ve kesinlikle GÜLÜMSEYİN! Diye vurguladı Defne hanım.

-Konuşma yapmadan önce;
Konuşmanın yapılacağı yerin önceden mutlak görülmesi,
Sıcak ve güleryüzlü bir Merhaba ile başlamanın ve salonun havasının temiz,ısısının mevsime göre klima ayarının önceden sağlanmasında fayda olduğu,
Dinamik bir sunum hazırlamanın yanında  etkileyici bir tonda konuşmanın ilgi göreceğini belirten Defne Sarısoy konuşma öncesi bu hazırlıkların yanına  bu çalışmanın hedefinin ve ortaya konulması düşünülen farkın, katma değerin paylaşılmasını önerdi.
İletişimde Doğallığın çok  önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Defne Hanım, Pratik yapmanın her konuda olduğu gibi etkili iletişimde de çok fayda sağlayacağını, hazırlık yapmanın ve önlem almanın olmazsa olmaz değerinde iletişimde önem taşıdığını, görünümümüz, duruşumuz ve hareketlerimizi kontrol etmemizin, hitap edeceğimiz hedef kitle durumuna göre ortak dil, ortak payda ve aynı perde seviyesinde konuşmanın verimliliği artıracağını ve iletişim becerisinin her İnsanın kilit becerilerinden olup geliştirilebilen bir beceri özelliği taşıdığını belirtti. Bu nedenle özgüvenli ve kendini doğru ifade edebilen ve bunu sürdürebilen bir iletişim becerisi için hayat boyu öğrenme ve kişisel gelişim gerektiği bu açıdan hepimizin kitap okuma, dernek ve kültürel faaliyetlere katılma, farklı seminerlerden yararlanma gibi faaliyetler içinde yer almamız gerektiği ve İnsanın İletişimde başarı için kendisine sürekli yatırım yapması gerektiğini vurguladı.
-BAŞARI İNSAN İLİŞKİLERİNİ YÖNETMEKTİR. Diye önemli bir tespite de yer verdi.
İnsan hem çalışarak iyi şeyler yapacak, hem de maneviyatını güçlü tutarak aklını ve duygularını kullanıp geliştirmelidir. Diyerek sunumunu başarıyla katılımcıların etkin ilgisini açık tutup hemen hemen her ana başlıkta otuz kişilik katılımcıları olan bizlerin fikirlerine ve deneyimlerine de yer açıp sinerji sağlayarak bu lezzeti çalışmayı başarıyla sundu ve yönetti diyebilirim.
Defne Sarısoy hanımefendiye bu değerli paylaşımlarından dolayı çok Teşekkür ederim. Emeğine sağlık.

HER ŞEY ASLINDA BİR DÜŞÜNCEYLE BAŞLAR;
Düşünceler pozitif olsun çünkü düşünceler sözleriniz olur.
Sözleriniz pozitif olsun çünkü sözleriniz davranışlarınız olur.
Davranışlarınız pozitif olsun çünkü davranışlatınız alışkanlıklarınız olur.
Alışkanlıklarınız pozitif olsun çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz olur.
Değerleriniz pozitif olsun çünkü değerleriniz kaderiniz olur...
Mahatma Gandhi 






Çalıştayların öğle yemeği arasında Çağlar Çabuk hanımın beni görüp yanıma gelerek selamlaşmamız ve sosyal medya tanışması sonrası bu görüşmemiz ise, gelişim gönüllüleri olarak bizler açısından hoş bir durumdu.

Çalıştayların öğleden sonraki programında Kurumsal Temel Yetkinlikler konulu Aykut Alp Yılmaz bey'in sunumuyla bir başka salonda :
*Kurumsal Temel Yetkinlik
*EFQM'de "Temel Yeteneklerin Geliştirilmesi"
*Dünyadan "Temel Yetkinlik" örnekleri
*Değer Önermesi
*İş Modeli
*Kavramlararası İlişkiler
Konulu içerik üzerine yine katılımcı bir öğleden sonra çalışması ile Çalıştay programları tamamlandı.
Çalıştaylardan sonra iki gün devam eden Kalite Konresinde ise KalDer Yönetim Kurulu Başkanı A.Hamdi Doğanın açılış konuşması ile başlayıp, büyük  salonda yapılan ilk iki oturum sonrası alternatif salonlar devreye alındı.
Alternatif salon uygulamasında:

* Türk Kültüründe Yönetmek,
* Yetenek Yönetiminin Dünü Bugünü ve Yarını,
* Katılımcı Yönetim Teknikleri,
* Stratejik Yönetim
Konulu sunumları takip ettim. Bu çalışmaların hepsi çok lezzetliydi ve tüm katılımcılar gibi benim için de yeni kıyaslar yapma yoluyla yeni öğrenmelere vesile ve çok yeni ufuk kazandırıcı bulduğum bu kaliteli çalışmalara   emeği geçen herkese çok Teşekkürler.

Paylaşmak sevgidir, berekettir.
Nedim İleri
 

30 Kasım 2014 Pazar

PERYÖN 22. İNSAN YÖNETİMİ KONGRESİ NOTLARIM (İnsanları BuluşturmakDünyayı Birleştirmektir.)


       Peryön kongreye Peryön Yönetimince İK Blog Yazarı olarak özel davetiye ile davet edilmem çok sevindiriciydi. Öncelikle bu durumu belirtmek istiyorum. Birinci gün erken saatlerde kayıt bölümünden işlemleri yaptırıp Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayına giriş yaptığımda henüz girişten on adım atmış durumdayken hemen ismimle bana yönelen bir sesle karşılaştım. Bu sesin kendisini iki yılı aşkın süredir sosyal medyada yaptığı değerli İK paylaşımlarından tanıdığım ve deyim yerindeyse artık aileden biri gibi bildiğim İK Blog Yazarı Gökhan Yılmaz ve yine sosyal medyadan tanıştığımız bir diğer İK Bloggeri kıymetli Mutlu Canatar’a ait olması hepimiz için; bir manada günün ilk güzel kaynaşmasının buradan itibaren başladığı demekti.
           
  
     Kongre salonuna girdiğimizde Genel Sekreter Özlem Helvacı hanımın mümkün olabildiğince tüm konuklara ve bizlere hoş geldiniz deyip karşılaması ve kendileriyle kısa sohbet imkanı bulmak kayda değerdi. Bloggerler için yer ayrılması bir başka güzellikti diyebilirim. Ayrılan alana yöneldik ve 2000’in üzerinde katılımcının takibiyle ve onlarca ana ve paralel salon oturumlarıyla 4 Kasım sabahı iki gün boyunca sürecek kongre Programı Peryön Yönetim Kurulu Başkanı Sevilay Pezek Yangın'ın açılış konuşmasıyla start verdi. 
          Sevilay hanımın Peryön mutfağından geldiği ve Peryön çatısı altında filizlenen ve güçlenen Bilgi Yönetimi Platformu gibi çok özel bir alanın kurucusu olması yanında Popüler Yönetim Dergisi Yazarlarından olması bu manada yeter referans.Sevilay hanım akıcı bir üslupla ve etkili yansı görseli kullanarak Peryön’ ün çalışmaları hakkında genel bir bilgilendirme gerçekleştirdi. Bununla beraber Peryön’ün V.U.C.A (Volatility – Uncertainty – Complexity – Ambiguity)   çalışmasına değindi. Yani Vizyoner Ol-Anla-Karmaşayı netleştir-Çevik ol.
          Daha sonra söz alan Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet C.Dördüncü ise konuşmasında;
-Yeteneklere işletmelerin gözü gibi bakmaları gerektiğini,
-Çalışanların kapasitelerinin performansa taşınmasının asıl önemli olan yaklaşım olduğunu,
-Rutin iş talepleri dışında 'Nasıl özgün bir değer üretebiliriz' diye düşünen çalışanlar topluluğuna ihtiyaç bulunduğunu,
-İnsanın bir kaynak değil,başarının temel kaynağı olduğunu,
-Ülkemizde sosyal medya kullanımının yüksek oranlarda olduğunu,
-Dolayıyısla bilgiye ulaşmak ve bilgiyi yaygınlaştırmanın günümüzde oldukça aktif olduğunu,
-Yeni nesil çalışanların beklentilerinin çok faklı olduğunu,mesela:elde edecekleri ücret dışında tutkularının  peşinde oldukları.anlamlandırdıkları ve tatmin oldukları işleri yapmaktan,yani  sevdikleri projelerin içinde yer almak istedikleri,
-İş ve özel yaşam dengesi,
-Hayatı dolu dolu yaşamak, 
-Finansal özgürlük yanında önemli bir bölümünün aileleriyle vakit geçirmek,
-Diğer taraftan kişisel gelişim fırsatı istediklerini,
-Ortak akla ve ekip çalışmasına yatkın olduklarını,
-Aynı anlayışa sahip İnsanlarla çalışmayı sevdiklerini,
-Görüşlerinin dikkate alınmasının çok etkili sonuçlar sağlayacağını,
-Çözüm odaklı olduklarını,
-İletişimde ağızdan ağıza iletişim yolunu kullandıklarını belirtti Ve,
-İşletmelerin yetenekleri yakalamak ve elde tutmaları için bu faktörleri uygun hareket etmeleri,
-Şirketlerin beklentilerini yeniden gözden geçirip değiştirmeleri ve işletme beklentileriyle yeteneklerin beklentilerinin uyumlaştırılasında fayda olacağını,
-Yönetici ilişkilerinin en önemli motivatör olduğunu belirtti.
-Fark yaratan,insiyatif alan,iletişim  becerileri yüksek,algısı açık,fırsatlara odaklanan bir çalışan profilinin işletmeler için ancak hedeflenen başarıyı sağlayacağı,özetle anahtar noktanın 'değişimin başarı ile yönetilmesi'olduğunu,
Bunun için değişimin durdurulamayacağından planlanarak yönetilmesinin mümkün ve doğru yaklaşım olacağını vurguladı.

          Bu arada paylaşımları bir taraftan ilgiyle takip ederken her konuşmacının paylaşımlarından satır araları ve anahtar noktalara, dip notlara #peryonkongre hashtag ile tüm katılımcılar, özellikle de Blog Yazarlarınca anında ulaşılmasını sağlayan paylaşımlar sahneye verilen yansıların birinden akmaya başladı.


Dolayısıyla bu özetlere #peryonkongre den ulaşmak halen mümkün.

         
  Yine kahve molalarında İK PAYLAŞIM ve Esra Kamer Tülü,KAYNAĞIM İNSAN ve İpek Aral Kişioğlu,ÇAĞIN İNSAN KAYNAKLARI (Peryön Den.Kur.Üyesi) Aydan ÇAĞ ile çok keyifli ve kaynaşma dolu sohbetler gerçekleştirdik.
      
   
              Peryön kongre notlarıma buradan itibaren  daha çok Blogger arkadaşlarımın paylaşımlarında yer almayıp katılıdığım oturumlardan bahsetmekte fayda görüyorum.Bu kapsamda ise;
Yünsa Kurumsal İletişim Lideri Ayşegül Okay : İletişim, 
              Peryön Yön.Kur.Üyesi ve Eczacıbaşı Baxter Hastane Ürünleri San.ve Tic.A.Ş .İnsan Kaynakları Direktörü Aslı Dizdar'ın muhteşem moderatörlüğünde Mavi Yaka ve Beyaz Yaka Yakınlaşması konulu oturumun başlangıcında Aslı hanım ilk olarak Ayşegül hanıma söz vererek bu konudaki çalışmalarından bahsetmesini istedi.
                Ayşegül hanım sözlerine şu cümleyle başladı ;İLETİŞİMİN YAKASI VE RENGİ OLMAZ ,dedi.
Ki bu sözün  hemen benim de dahil olduğum üzere birçok katılımcının twitlerinde slagona dönüşüp motto alındığını söylemek mümkün.Dolayısıyla bu tanıma yer vermeden geçmek mümkün olabilir mi?
                Ayşegül hanım bu ortak iletişim kültürünü oluşturmak için çeşitli  yöntemlerle araştırmalar ve analizler yaptıklarını,tüm çalışanlara özellikle de mavi yaka çalışanlara yönelik onların isteklerini ve beklentilerini belirleme maksatlı anketler,odak görüşmeler,ortak değer nosyanları ürettiklerini ve tüm kademe çalışanlara bizim için var ve değerlisiniz'i vermeyi hedeflediklerini belirttti.
             Bu çalışmalardan ve bu alt perdeden iletişim kurma ve belli ölçülerde bile olsa çalışanların makul talep ve görüşlerinin kayda alınıp buna dönük adımlarının neticesinde çok olumlu geri bildirimler aldıklarını söyledi. Aynı amaçla çeşitli aralıklarla düzenledikleri kurumiçi sosyal faaliyetlerin ise bu kaynaşmaları geliştirdiğini ve güçlendirdiğini vurguladı.
             Oturumun diğer konuşmacıları olan Ford Otosan İK Direktörü Nursel Ölmez Ateş ve Şişecam Kıd.İK Direktörü Melih Özuyar'da aynı çerçevede kurumlarında yapılan çalışmalar konusunda değerli paylaşımlarda bulundular.
              Sunumlar sonrası söz isteyerek yine Ayşegül hanımın cevaplaması isteğimle; İşletmelerde bu güçlü iletişim için verilen bilgilerde hedef kitle genelde mavi yakalılar gibi olmakla,iletişimin çift yönlü olup katındaki mutfakta mesela üç yıldır çay demleyen görevlinin ismini bilmeyen (beyaz yaka) dedartman yetkilileri bulunduğunu düşündüğümü belirtip yalnızca beyaz yakalıların hedef grup olduğu ve etkili duygudaşlık kurma vb. Eğitimlerinin de bulunup bulunmadığını sordum.Ayşegül hanım Teşekkür etti bu sorum için ve önemli bir tespi olduğuna katıldığını bu hususta da çalışmaları bulunduğunu yani işletmede kurulacak güçlü iletişin için beyaz yakalılara da çok iş düştüğünü belirtti.

        TDC Eğitim Yönetim Danışmanı & Yönetici Koçu Dr Özlen Doğan : Kişisel İmaj,

              Dr.Özlem hanım öğle arası sandoviç bile kalmamışken kararımızı değiştirmeden ilgiyle takip ettiğimiz konusunaoldukça  hakim sunumlarında ;
-İş hayatında olsun özel yaşantımızda olsun kişisel imajımızın çok önemli olduğunu ve diğer İnsanlarla olan iletişim ve ilişki yönetiminde çok etkileyici bir rolü bulunduğunu,
- Kişisel imajımızın Kuracağımız tüm iletişimler için mihenk taşı değerinde olduğunu,
İŞ HAYATINDA BAŞARILI ETKİ İÇİN:
-Dik durun ve dik yürüyün.
-Selamlaşırken tebessüm edin.
-Tokalaşırken dikkatli olun.
--Kendinize güvenin,kendinizi sevin.
-Anlattıklarımız ile beden dili jest ve mimikleriniz doğru orantılı olsun.
TANIŞMA SIRASINDA :
-% 47 Gülümsemenin,
-% 31 Gözler
-% 11 Koku
-% 7.  Kıyafet
-% 4.  Saç
          Düzeyinde etkisi bulunduğunu, Dr Özlem hanım ayrıca her İnsanın Dünya'da tek olduğunu unutmaması gerektiğini,bizim kendimizi nasıl gördüğümüz yanında da başkalarının bizi nasıl gördüğünün de önemli ve gerçek düzeyin ortak kesişme noktasında olduğunu belitti.
          Özgüvenin yetenek ve donanı ile artacağı,kendimizi asla başkalarıyla kıyaslama yapmamamız gerektiğini,giyim ve kuşamda rahatlığın önde tutulmasınında fayda bulunduğunu,temiz ve düzenli olmanın modasının hep geçerli olduğunu,dolayısıyla karşımızdaki İnsanın önce beynine sonra kalbine link atmanın en etkili imaj Stratejisi olacağını vurguladı.

Peryön Başkan Yrd. Ve Boyner Holding Başkan Yrd.İK,Kurumsal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik ve İletişim :Çalışan El Kitabından Şirket Anayasasına.

         İdil hanım öncelikle kongrenin kendi sunumuna kadar olan bölümlerinde kayda aldığı paylaşımlara yer vererek hepimiz için genel bir değerlendirme yapma fırsatı da diyebileceğimiz bir kesitle başladı paylaşımına ve buna örnek olarak Av.Mehmet Uçum'un'İnsan yönetilmez,ancak yönlendirilir.'i verebiliriz.
Daha sonra gelişmiş ülkelerde yerleşmiş başarılı yönetim yaklaşımlarından örnekler vererek devam edip,
         Mesela John Lewis şirketinde (İngiltere) çalışanların katılımının çok yüksek düzeyde olduğu ve şirkette hisse sahibi bulundukları örneğine yer verdi.Yönetim stillerinde Özgürlükçü bir anlayış yerleşmiş ise; Ortamı tanımlayan,Çatışma çözme yöntemlerine yer veren,DİNLEYEN,Etik ve   Disiplin sisteminde iken,
       Yasakçı yaklaşımın ise,Yasakları Tanımlayan Ve Uygulanacak Cezaları Belirleyecek Çalışma Yönetmeliği Oluşturmak durumunda olacağını belirterek, 
        Çalışma Yönetmeliğin;
        1-Eşitlik tanımı ve temel hakların tanınması .
        2- Yönetime katılım.
        3-Açık iletişim.
        4-İşbirliği

        İşletme işbirliği döngüsünün ise;Genel Yönetici(Ceo) _İş Hukukçu-Diğer Departmanlar-İç Denetim,İsg-Yöneticiler-İK şeklinde yapılanmasında fayda bulunduğunu, yalnızca sonuçlara göre değil süreçlere ve değerlere göre de değerlendirmeleri içeren bir yönetsel duruş segilenmesinin önemine yer verdi. Çalışanlar değişir,sistemler revize görür ancak kurum kültürü kalıcı olandır diyerek kurumsallığın ve kurum kültürünün ne denli önem taşıdığını, çalışanlarla ilgili bir anlaşmazlık durumunda bunun önce İK sonra Etik Kurula ve oradan da gerektiğinde Üst Etik Kurul yoluyla çözüm aranmadının uygun olacağını, çalışanların ancak iyi hissettiklerinde öneri verme yani gerçek katma değeri sağladıklarını vurguladı.

 

Yukarıdaki fofoğraf İK Blog Yazarlarının bir araya gelmelerinin,kaynaşma ve buluşmalarının sevincini ve mutluluğunu en iyi şekilde yansıtıyor.Yarışmada yarışmacı  olmak  da çok güzel.2014 Peryön İK Ödülleri yarışmacısı olan 26 Blog Yazarından her birimiz zaten ayrı ayrı üretip paylaştığımız  için paylaşmanın erdemini  ve onurunu tadmış kazanmış durumdayız.Ayrıca bu kareden hangi arkadaş ilk üçte olsa bu karenin güzelliği yine hiç şüphe yok ki aynı olacaktı.
Bu muhteşem tablonun oluşmasına katkı sağlayan Peryön yönetimine ve tüm İK Yazarı arkadaşlarıma sonsuz Teşekkür ederim.

Paylaşmak sevgidir,berekettir.
Nedim İleri

29 Ekim 2014 Çarşamba

İK DA PLANLAMASIZ OLMAZ, PLANLAMA DA İK'SIZ!

     
     
        Yönetimin temel bileşenlerini tekrar hatırlayacak olursak;
- Planlama
- Organizasyon oluşturma
- Yönderlik, yönetme
- Koordinasyon
- Kontrol şeklinde karşımıza çıkacak olup,bu dizine bugün Değişim Yönetimini de dahil etmeliyiz diye ekliyorum yine.
Yönetimin ana işlevlerinin ilk sırasında hakkıyla bulunan hiç kuşkusuz ki Planlama olup, bu aşamanın hakkıyla işlenmediği hiç bir surecin rolünü layıkıyla sergilemesini bekleyemeyiz.
        İşletmede yapılacak her tür planlama çalışmasına gelince;
  • Öncelikle işletmenin amacı
  • Hedefi
  • Kaynak kapasitesi
  • Temel ve alt süreçler
  • Süreçlerin süre kısıtları
  • İş analizi
  • İş gören ihtiyacının  her bir pozisyon için oluşturulacak profil tanımı ve yetkinlikler bazında tespiti
  • İşletme organizasyon yapısı
  • Organizasyonun iş görev dağılımları
  • İşletme geçmişinde yer alan deneyimler
  • Önceki dönemlerin mali gerçekleşme raporları
  • Önceki dönemlerin idari gerçekleşme durumları
  • Yasal zorunluluklar, sınırlamalar
  • İşletmenin prensipleri ve paradigma yaklaşımları ile bunların mevcut durumdaki dönüşümleri
        Beklentilerin belirlenmesi böylelikle, organizasyonun bütünüyle ve sürekli olarak çevresiyle uyumunu ve öngörülmeyen değişimlerin kontrol altına alınıp gelişimin sağlanması bakımından uyumlu faaliyetlere ve bütünsel çabalara dönüşmesi (işletme stratejisi) için, yukarıda saydığımız herbir konu başlıklarında yapılacak tespit ve değerlendirmelerin ise,
- Birey
- Takım-ekip
- Görevler çerçevesine indirgenip, tekrar birleştirilmesi en minimum ölçekli  planlamanın adımlarıdır diyebiliriz.
        Ancak bu tabloyu bir puzzlenin parçaları gibi tek tek ele alıp işleyerek, doğru eşleştirmeden hiçbir parçanın kendi aslından başka bir parçayla ikame edilemeyeceği gerçeğini göz önünde bulundurarak dikkatlice, hassas ve oldukça sabırlı biçimde tıpkı bir el sanatı özeniyle emeğimizle ve de doğruca işlemeden hiç bir planın başarıya ulaşması beklenemez.
        Buraya kadar pek anlaşılmadık husus bulunmuyor. Ancak bütün işletmelerde bu süreç ve detaylara bütünsel düzeyde en çok hakim olan departman olan İnsan Kaynakları Yönetimi ve İK Yönetim Ekibine burada çok iş düşüyor. Bununla birlikte İK’ya da bu görme ile sağlanacak yönetim desteği de tabi ki etki katsayısı yüksek faktör.
        İyi planlama; emek ve zaman kaybının yanında, program ve planların hedef gerçekleşmelerini maksimize edecektir.
        Programlardaki her bir plan ve  projenin geleceğini, yola çıkma aşamasında kodlayan bu kritik eşik değerindeki çalışmaların etkililiği ve başarısı, sonuçta işletme yönetimi ve işletmenin başarısı olacaktır.
        Dolayısıyla işletmelerin hafızası ve en etkin programlama ekibi konumundaki İK’nın da mutlaka içinde yer aldığı ekiplerce tasarlanıp sabırlı çabalar neticesinde oluşturulacak program ve planlamalar, projeler  ve neticesinde sağlanan dönüşüm, gelişim ise; işletmenin genel başarısını artıracak, böylelikle işletme marka değerini de parlatıp güçlendirecek kazan/kazan unsur olarak karşımıza çıkacaktır.
         Paylaşmak sevgidir,berekettir.
         Nedim İleri

15 Ekim 2014 Çarşamba

KALİTE GÖRÜNTÜSÜ MÜ YOKSA GERÇEK KALİTE Mİ?


         Kalite kelime olarak bile çekici ve ilgi gören bir kelime. Bununla beraber biraz da soyut, göreceli bir kavram.
         Bizim kaliteden ne anladığımız ise asıl önemli olan. Hiç kuşkusuz yalnızca kusur barındırmayan veya ihtiyaca cevap verenden daha öte manaları bünyesinde barındırıyor.
         Ben kısaca her şey İnsanlar İçin ve Önce İnsan temelinde bu kavramada yaklaşıp, İnsanlar arasında genel kabul gören tutum demek istiyorum kalite için.Kalite artık toplam kaliteden mükemmellik arayışına doğru çıta yükseltip günümüzde daha da önemli noktalara doğru yolculuğunu sürdürüyorken, birçok işletmeler buna yönelik gerçekçi adımlar atmak yerine maalesef sadece görüntüsüne yer vermeyi yeğliyor.
          Gerçek manada kalitenin ne olduğu olması veya ne olması gerektiğine bir göz attığımızda ise;
  • Önce İnsan,
  • Güçlü ekip uyumu ve sinerji,
  • Biz kültürü ve katılımcılık,
  • İç ve Dış tüm paydaşlarla iş birlikleri oluşturma(Kazan kazan) ve sürdürme,
  • Vatandaş-Müşteri memnuniyetini önemseyen,
  • Eğitim ve sürekli öğrenen organizasyon yapısı,
  • Çözüme ve daha da ötesi önlemeye dönük yaklaşım,
  • Değişim yönetimi ve yenilikçilik,
  • Sürekli iyileştirme ve gelişim,
  • Hedeflerle ve verilerle yönetim,
  • Süreç yönetimi,
          Bu liste genel başlıkları ile böyle diyebiliriz.
          Bir iş gittiğim kuruluşun halkla ilişkiler bölümünde işlem yaptırmak için görevli personele yaklaşıp merhaba şu konuda bir bilgi almak istiyorum diyeceğim, görevli ile iletişim kurmak ne mümkün, personel yüzünü ön büro bankosuna kapatmış nerdeyse beş on dakika geçmiş hala bir kontak yok. İşin garip tarafı ise aynı alanda arka duvar oldukça büyük ölçekli gülen İnsan resimleri ve hoş sloganlarla donanmış vaziyette.
          Peki, işletmenin bütün koridorlarını veya ön büro çalışma alanları duvarlarını güzel görünümlü çerçevelere asılı parıltılı kalite belgeleri veya kalite izlenimi vermek amaçlı gösterişli panolarla donatmış olmak, kaliteyi sağlamaya ne katkı sağlar desek, ne yazık ki gerçek manada müşteri memnuniyetini ve dolayısıyla da kaliteyi yakalamaya yeter olmuyor.
          Dediğiniz duyuluyor.
          O halde bu ana başlıklara önce bir samimiyetle yönelip belli aşamalarda bile olsa sahici bir şekilde kalite arayışına samimi bir niyetle yönelirsek en azından yakalayabildiğimiz mesafe kadar bir nispetten olsa da gerçek manada kalite yolculuğuna çıkmış oluruz.
          Ayrıca gelişimin teşvik edici olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir adım da olsa bu yolda elde edilen mesafe ve ilerleme aynı zamanda bu yönelimde katalizör etkisi oluşturacak ve bu da kalite yolculuğunun sürmesine ve ilerlemesine vesile olacaktır.
          Paylaşmak sevgidir, berekettir.
          Nedim İleri