İleri İK

13 Nisan 2014 Pazar

BİLİYOR GÖRÜNMEK NAFİLE, ASIL OLAN ÖĞRENMEYE YÖNELMEK

         

           Günümüz sosyal hayatı içinde hepimizce  çok sık karşılaşılan bir durumdan söz etmek istiyorum.Hepimiz sürekli olarak bir grup veya topluluk içinde yer alıp aidiyet duygumuzu beslemek isteriz.
           Aslında oldukça normal bir durum bu yaklaşımımız.Çünkü insan ihtiyaçları pramidinin bir iki basamak ötesi de ; kişinin ait olma diye bir ihtiyacınıdan söz  ediyor ve bu olguyu tarif ediyor.Konuya bu açıdan baktığımızda  hepimizin bu manada kimi zaman mesleki  dayanışması kimi zaman hemşerilikten kaynaklı yardımlaşma ve dayanışma platformlarında ve çeşitli gönüllülük çalışmaları içinde yer aldığımız  görülecektir.Buraya kadar pek yadsınacak bir husus yok.
          Burada değinmek istediğim bu ve benzeri ortamlarda özellikle de işyerlerinde meydana gelen biraraya gelmelerde çok sıklıkla karşılaşılan bir durum olan  ve  yazının konu başlığı : biliyor görünme çabaları.Onca  yersiz zahmet ve boşa geçen zaman ve maalesef hiç kayda değer bir getirisi olmayan bu tutumlardan sakınıp uzak durmaksa bize yakışan elbette.Ayrıca bu türlü  tutumlarımızdan oluşacak kayıp sadece zaman hırsızlığı ile sınırlı olmayacak samimiyet bakımından da bizim intibamıza  ve imajımıza  olumsuz tesir edecektir.
         Özetle  bilmek öğrenmek elbette hepimize çok lazım. Hepimiz için ihtiyaçlar sıralamasında ilk sırada ve süreklilik arz eden özgün bir durum.Ancak burada önemli olan ve gerekli olan biliyor görünmeye yönelik nafile çabalardan arınabilmemiz. 
           Bunun yerine zamanımızı gerçek bilmeye dönük öğrenmeyle değerlendirmek ve böylelikle herşeyi  olmasa da yeterince ve gerektiğinde ihtiyacımıza cevap  olabilecek öğrenmelere sahip olabilmemiz.Bu kapsamdaki en önemli öğrenmenin ise ;öğrenme ihtiyacımızın sürekli olduğuna ilişkin farkındalığımızın bulunması ve her daim yeni öğrenmelere açık olmamız diyebiliriz.
          Paylaşmak Sevgidir,Berekettir.
          Nedim İleri
Kişisel web        :nedimileri.com
Blog                  :nedimileri.blogspot.com
           

3 Nisan 2014 Perşembe

İK STRATEJİSİ GÜÇLÜ İŞLETME REKABET GÜCÜNE DE SAHİP OLACAKTIR


İnsanların her iş için yapacağı başvuruda öncelikle adayın o işle ilgili alanda bilgi sahibi olması aranır. Bir meslek sahibi olsak bile belli bir yeterlilik düzeyine erişmiş olduğumuzu sergileyen argümanlarımız bizi o işle buluşturma bakımından oldukça etkili referansımızdır.
Bütün iş ve çalışma yaşamı alanlarında, tüm sektörlerde yapılacak her iş için ilk olarak bu işin istenilen şekilde ikamesi bakımından temel ihtiyaç noktası da; kuşkusuz nitelikli İnsan gücü ve dolayısıyla İnsan kaynağıdır.
İnsan kaynağı aynı zamanda en önemli ve değerli kaynaktır. Bu nedenle bu durum her işletme için birinci farkındalık konusudur. İhtiyaç duyulan İnsan kaynağının öncelikle nicel ve nitel bazda gereksinimlerinin doğru şekilde tespiti bütün işletmeler açısından ortak kritik eşik değerinde önem taşır.
Ayrıca nicel vasıflar da belli ölçüde mutlaka aranmakla beraber yetkinlik konusundaki ağırlık noktasının daha çok nitel bazda olacağı gözden kaçırılmamalıdır.
Öte yandan İnsan kaynakları yönetiminin temel işlevleri arasında yer alan İnsan kaynağı bulma ve bu kaynakları bünyeye kazandırıp bu bünyede üretimde devam etmesinin sağlanması süreci iyi bir stratejik yönelim ve bütünsel bir taktik uygulama uyumluluğu ile ancak mümkün olabilecektir.
Bunun içinde bir taraftan söz konusu faaliyet alanında gerekli olacak temel, teknik ve yönetsel yetkinlik parametrelerini iyi tayin edip belirlemek gerekmektedir. Diğer taraftan bu parametre ve taktik uygulamaların izlenmesi ve başarılı sonuçlara taşınması için işletmeye kazandırılan iş görenlerin beklentileri ile işletme hedeflerinin kesişmesi oldukça etkili bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Belirtilen bu noktalardan hareketle işletmelerde güçlü bir İK stratejisinin yerleşik olması ve sürdürülebilmesi elzemdir. Ancak bu görmeye ve etkinliğe sahip bir İK yönetimi değinilen bu perspektiften yaklaşıp işbirliği anlayışını iç ve dış paydaşlar nezdinde hakim kılıp, optimum başarı odaklı eş güdümü sağlayacak açılımları ve tedbirleri sahaya taşıyabilecek ve işletmede bu minvalde bir sistemi kurabilecektir.
Stratejik İK’ nın kapsamı elbette ki bu sayfaya sığmaz ve Stratejik İK başlığı üzerine çok şey yazılıp söylenebilir. Mesela Stratejik İK birinci adım olarak Yetenek Yönetimini esas alan program ve planlamalara el atacaktır.
Bu çerçevede ilk akla gelen başlıklar ise;
-          İş görenlerin teorik bilgilerini uygulayıp kendilerini geliştirebildiklerine inanmaları,
-          Kendilerine sahip oldukları becerilerini sergileyip gerçekleştirebilecekleri bir alan sunulduğunu düşünmeleri,
-          Kıdem ve statü itibarıyla özlük ve sosyal imkânlarının müspet seviyede olduğu yönünde değerlendirmeleri,
-          Hepsinden öte iş görenlerin bu işletme için var ve değerli olduklarını hissetmelerini sağlamaya dönük çalışmalar olup,
Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi bu konuda tasarımlar geliştirip projelendirerek, bunların uygulamalarını süratle devreye alacaktır.
Böylelikle iş görenler en yüksek motivasyon ve performans ölçütlerinde üretimde bulunurlar iken, bu alanda bulunmaktan ve çalışmaktan dolayı da kendilerini mutlu hissedecekler, bunun getirisi olarak işletmenin iş gören devir oranı ise olumlu ivmede seyredecektir.
Netice olarak tüm bu gerçekleşmeler işletme ve iş görenler için kazan/ kazan durumu oluşturacaktır. Kaynakların rasyonel yansıması sonucu elde edilen etkililikle sağlanan üretim, erişilen kalite, yakalanan müşteri memnuniyeti,  elde edilen verimliliği artırarak perçinleyecek, böylelikle; işletmenin sektörel faaliyet alanında sürekli rekabet edebilen bir güce sahip olmasını ve sürekli gelişmesini maksimize edecektir.
Paylaşmak sevgidir, berekettir.
Nedim İleri
Kişisel Web: nedimileri.com
Blog            : nedimileri.blogspot.com
 

16 Mart 2014 Pazar

YETKİNLİK VE İNSANİ DEĞERLER

 
                

                Bir sabah işe giderken işyerimize yakın bir mesafede bir caddede yürümekteydik. Birden önümüzde akan trafikte bir ses ve o an güzergâh üzerinde olan biz yayalar ürpertiyle sese doğru yöneldik.
                Bulunduğumuz cadde ve caddeye bağlanan bir sokağın birleştiği bir mevkide iki otomobil arasında oluşan ufak bir tampon teması ile meydana gelen  bir ses olduğunu hemen fark ettik. Yine on metre mesafeden bu iki özel otomobilden sürücü mahallindeki iki genç arkadaşın araçlarının uyarı lambalarını açıp süratle araçlarından indiklerini görünce  biz izleyenlerde ister istemez bir tedirginlik meydana geldi. Yine yaklaşarak bu kadar hafif bir hasar görünümüne vakıf olmakla bu iki arkadaşın bu yönelimini; şimdi maalesef sıklıkla böyle durumlarda cereyan eden tatsızlıklardan biri yine gerçekleşiyor diye düşünmekten kendimizi alamadık. Hal böyle iken bu iki arkadaş hemen tokalaşıp  önce birbirlerine selam verip ve ikisi de ağız birliği etmişçesine bir şeyiniz yok ya deyip birbirlerine geçmiş olsun dilemesinler mi? Bu  İnsan Değerleri ile yoğrulmuş ve aslında  pek normal ve  gerçekte beklenmesi gereken tabloya tanık olunca doğrusu şaşkınlığımız ve duygularımız tarif edilemez bir seviyedeydi. Ne yalan söyleyeyim o anda bizde oluşan şimdi yine bir sürü senden sebep, yok benden değil senden muhabbetli tatsızlık  bir durum diye düşünürken ve bu olumsuz beklentinin sevk ettiği mutsuzluk durumunda iken karşılaştığımız bu çok normal  ve sevindirici tabloyu o an önceden öngörmek mümkün olsaydı kayda almak ve kendimize dönük bir fark etme aracı olsun diye paylaşıp çoğaltmak isterdim.
               Bu yüzden hep dile getirmeye çalıştığımız bir duruş olan 'Önce İnsan ve İnsan Değerleri 'anlayışımıza çok uygun bulduğum bu anekdotu paylaşma isteğim bu yazıma vesile oldu. İnsan için en önemli değer: İnsana değer veren bir anlayışa sahip olabilmek, dolayısıyla da en önemli ve kıymetli yetkinlik de Diğerkâmlık ve  her daim İnsana Yaraşan İnsan Sevgisine sahip bir İnsan olabilmek diyorum.
               Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
               Nedim İleri 
Blog.                      : nedimileri.blogspot.com
Kişisel web sayfası: nedimileri.com


3 Mart 2014 Pazartesi

KALİTE VEYA MÜKEMMELLİK HER DAİM GEÇER İLKE EĞİTİM VE SÜREKLİ ÖĞRENEN ORGANİZASYON



              Yönetimin temel işlevleri arasında yer alan Organizasyon Oluşturma bir işletmede hem hedefin açık ve net tanımlanması hem de bir bina gibi düşündüğümüzde işin temellerinin atılması ,temel taşların sağlam yerleştirilmesi ile ikiz kardeş niteliğindedir.

            Bununla beraber işletmede organizasyon yapısı iyi kurulmuş olmalı ki; o işletme tüm kaynakları ile doğru şekilde belirlenen hedefe  yönelsin ve tüm faaliyetler aynı kanala aksın ve  süreçler gerçekleşsin.Bu kurguyu biraz açacak olursak: iş ve görevlerin,yetki ve sorumlulukların tayini,iş süreçlerinin çizilmesi ve süreç sahibi ve süreç sorumlularına atanması,performans kriterlerinin belirlenmesi,performans ölçüm yöntemlerinin oluşturulması ile performans ölçümlerinin gerçekleştirilmesi,  birim ve üniteler arası  idari işleyişin kodlarının oluşturulması,iletişim yapısının yerleştirilmesi,standardizasyon  gibi başlıkları sıralayabiliriz.

            Organizasyon sağlandıktan sonra ise işleyişin izlenmesi ve değerlendirilmesi de bu konuda mihenk taşı değerinde,Yapılan tespitlerin karar alıcı mekanizmaya sağlıklı ve zamanında raporlanması ve  bu tespit durumuna uygun revizyon ihtiyacı konusundaki önerilerin belirlenip sunulması ise Organizasyonun ve dolayısıyla bu yapının döngüsü.

            Yine bina örneğinden gidecek olursak,mimar tasarımı çok iyi yapmıştır ancak bu tasarımın işlemesi ve gerçekleşmesi için mimarlık ne kadar kendi alanında A düzeyde de olsa bu  kaliteli tasarımı   işleyip işlerlik kazandıracak olan mühendisliğe buradan itibaren ihtiyaç söz konusudur.Bu iki dalın uyumlu korelasyonu ile bu çalışma mükemmelliğe  doğru yolculuğa çıkacaktır.

           

Sözün özeti ;Organizasyon tasarımı çok iyi olabilir,ancak bu güzel tasarımın  kendini gerçekleştirebilmesi için Eğitim  Sahibi ve Sürekli Öğrenen Nitelikte bir İnsan Kaynakları ile buluşmaya ihtiyacı olacaktır.Böylesi bir Organizasyonda ise öğrenmeler bireysel olsalar dahi ekip ve takımlara yansıyacak ,yine böyle bir Organizasyonda takım çalışması ve ekip uyumu güçlenip işbirliği gelişecektir.Bu durumda ise teorikte hepimizin bildiği bir korelasyon olan bilgi,deneyim ve işbirliği bakımından seviye üst düzeylere doğru taşınacaktır.

Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
Nedim İleri

Blog            :nedimileri.blogspot.com

Kişisel web: :nedimileri.com

16 Şubat 2014 Pazar

KONUK YAZAR PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN KALEMİNDEN: MUTLU BİR AİLE OLMAK




Psikolog Eda Gökduman, 1980 İstanbul doğumludur. Evlidir.
Omü Psikoloji Bölümü’nden Evlilik Doyumu Ve Sosyal Mübadele Kuramı Tezi ile 2001 yılında mezun oldu.
Çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisi ile ilgileniyor. Aile , ilişki ,evlilik ve boşanma danışmanlığı yapıyor.
Klinik olarak psikiyatristler , çocuk psikiyatristleri, çocuk doktorları ve kadın doğum uzmanları ile ortak çalışmalar yürüttü.
Kurumsal firmalara, markalara danışmanlık yapmaya ve proje üretim aşamalarında destek vermeye ,
Daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için çocuk, ergen , genç ve yetişkin danışanları ile çalışmaya devam ediyor.
Psikolog Eda Gökduman hanımefendinin ailenin önemine ve mutlu ailede yetişen bireylerin mutlu ve huzurlu bir toplum yapısı için temel taşı niteliğinde olduğunu en iyi şekilde vurgulayan bu paylaşımını çok beğenmiştim. Kendi sayfasından okuduğum bu paylaşımı kaydedip, gerektiğinde paylaşabilmek amacı ile e-posta yoluyla, mail adresime göndermesini rica etmiştim. Bunca yoğunluğu arasında zaman ayırıp cevaplamış ve bu yazısını e-posta adresime göndermişti. Ayrıca sitesindeki tüm paylaşımlar içinden paylaşmak isteyeceğim yazılarını blog sayfamda paylaşabileceğimi belirtmişti.
Kendisine çok Teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

MUTLU BİR AİLE OLMAK

Aile ; anne , baba ve çocuklardan oluşan en küçük sosyal birim olarak tanımlanır.
Mutlu bir aile olmak ise ; aile içindeki her bireyin mutluluğu ile sağlanır …
Kadın ve erkeğin evlilik kararı alması ile başlar aile olmak , bir çocuk sesinin evde duyulması   “İşte tam bir aile olduk .” hissinin yaşanmasını sağlar.
Çocuğun aileye katılması ile başlayan bu güzel duygular sonrasında;  anne baba için yeni sorumluluklar başlar. Bu sorumluluklarla baş edebilmek , mutlu bir evliliği sürdürebilmek ve aile birliğini koruyabilmek   bazı bireyler için zor olabilir.

Çatışmanın sıklaşması evde çocukların gelişimini ve psikolojisini olumsuz etkiler. Bu nedenle kadın ve erkek çatışmaların çözümlenmesi için hızlı ve yoğun bir çaba göstermelidir. Çözümsüz kalan ve uzun süre devam eden çatışmalar için bir uzman desteğinin alınması en sağlıklı çözümdür. Eşlerin birbirini suçlayan, sürekli eleştiren ve haklılık çabasına giren davranışları beraberinde barışı asla getirmez.
Kadın ve erkeğin ebeveynlerinin,  evliliğe  olumsuz müdahalesi huzursuzluğun yaşanmasında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Eşler öncelikle çekirdek aile olmayı başarmalı ve sağlıklı iletişim kurma becerisini gösterebilmelidir.
Mutlu bir aile olmanın bir yolu da çocuklarla ilgili sorunların çözümünde anne ve babanın birlikte hareket edebilmesidir. Çocuk büyüme sürecinde ;  içinde bulunduğu yaşın özelliklerine bağlı olarak  farklı sorunlarla karşılaşır ve bu sorunların çözümünde ebeveynlerinin desteğine ihtiyaç duyar. Örneğin; ergenlik döneminde olan bir genç ; arkadaşları veya kendi bedeni ile ilgili karmaşık duygular yaşadığında anne ve babanın bunu fark edebilmesi ve çözüm için uygun zamanda hareket edebilmesi gerekir. Zamanında müdahale edilmeyen sorunlar, ilerleyen yaşlarda daha büyük veya çözümsüz problemler olarak ailenin karşısına çıkabilir .
Çözüm sürecinde bazı ailede anne , bazı ailede baba devrede olabiliyor. Mutlu bir ailede ; aile bütünlüğünün sağlanması , çocuğun kendisini daha fazla güvende hissetmesi için  anne- baba birlikte hareket etmelidir.
Mutlu bir ailede; üzüntüler – sevinçler birlikte paylaşılır. Aile üyeleri bireysel zamanlarının dışında birbirine de zaman ayırmak için çaba gösterir.  Gelecek için birlikte planlar oluşturulur.
Aile üyeleri diğerinin   bir birey olduğunu , ona özel alanları olduğunu bilir ve ona göre davranır.
Sabah kahvaltıları özellikle de akşam yemeklerinde  birlikte olmak mutlu bir aile için çok önemlidir. Özel günlerdeki birliktelikler de unutulmamalıdır.
Psikolog Eda Gökduman

 

10 Şubat 2014 Pazartesi

HİZMET YÖNETİMİ DUYGUSAL ZEKA GEREKTİRİR


           

  Hizmet yönetiminde lider,yönetici veya nezaretci olsun hiç değişmeyecek şu yönetsel ilkelere  ve becerilere önem vermeli ve benimsenmeli;

§         İnsanları, ilişkileri doğru anlamak,

§         Kendini anlamak ve öz yönetim,

§         Sosyal  ve kültürel  farkındalık 

§         Ekibiyle iyi iletişim  kurabilmek.

§   Yardımseverlik, sıcaklık, samimiyet, güven, dostluk, ilgi gibi insani değerlere önem vermek,  

§  Duygudaşlık kurup, sezgileriyle insanların önce düşünce ve duyguları, sonra iş  alanlarıyla  ilgilenmek.

§         İlk uygulamaların  rehberi ve sürekli geliştirici olmak,

§         Yenilik ve değişikliklere açık olmak,

§         İnsanların iyi yanlarını göz önünde bulundurmak,

§         Öncelikle çabaların doğruluğuna inanmaya özen göstermek,

§         Model olmak, başarılara özen göstermek ve  samimiyetle desteklemek,

§         Eğitim ve öğrenme ihtiyacına her zaman  önem vermek,

§         Cesaretlendirmek ve yetkilendirmek,

§         Çalışanların önerilerini değerlendirmek ve  teşvik etmek,

§         Çalışanlar  ve hedefler arasında bir bağ oluşturmak,

§         Takım ruhuna dayalı davranmak,

§         Özgüven taşımak ve güven vermek,

§         Bireye saygı duymak, insan sevgisi ve saygıyı temel referans almak ,

§         İletişim kanallarını eşit düzey,aşağı ve yukarı olsun hep açık tutmak,

Tüm bu yönetsel ilkeler hepimizin bildiği ve mutlaka katılacağı beceriler ve yetkinlikler olmakla beraber bir de ;nükte yapmayı,şaka ve espiri üretmeyi,gerektiğinde de güzel fıkralar anlatmayı başarıp ortama  neşe ve coşku kazandırmayı bilmek.  

Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
Nedim İleri

Blog            :nedimileri.blogspot.com
Kişisel web: :nedimileri.com

3 Şubat 2014 Pazartesi

DEĞİŞİM YÖNETİMİ BUGÜN YÖNETİMİN EN ÖNEMLİ İŞLEVİ



                       

Yönetimin temel işlevlerine bir  göz atacak olursak ;Planlama,Organizasyonu oluşturma,Yöneltme–yönlendirme,Koordinasyon kurma ve Kontrol olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilinen bu genel yönetim işlevlerinin belki içinde yer almakla, bugüne değin  çok öne çıkmamış veya bir başlığın bir bileşeni olsa da  yine de tek başına   çok tanımlanmamış bir kavramdan  artık bahsetmek mümkün.Bu kavramın ise  bu günün  temel yönetim başlıklarının tümüne en az eşit ağırlıkta   etkiye sahip özgün bir yönetim işlevi olan Değişim Yönetimi olduğu kuşkusuz.

Değişimin kabullenmesi birinci en önemli adım olmakla beraber,

Değişimin tüm sorumluluğunun üstlenilmesi,

Tüm organizasyonun bu değişimi benimsemesi için planlı  şekilde ve uygun araçlarla içten dışa aşağıdan yukarı bu sürecin işletilmesi için gerekli rehberlik ve öncülüğün sağlanması.

Sabırlı ve bütün bir iyimserlik sergilenmesi,

Değişim için gerekli öğrenme imkanlarının temin edilmesi,

Birim ölçeğinde de olsa aşılan mesafenin organizasyonun diğer bölümlerine aktarılması yönünde gönüllülük.

Hedeflenen yönde meydana gelmeye başlayan gelişmelerin (minimum  ölçekte de olsa ) mutlaka teşvik unsurlar ile desteklenmesi,

Oluşabilecek hataların tolere edilmesi, 

Ölçütler konup uygulamaların seyrinin izlenmesi.

Bu kadarı ile özetleyebileceğimiz bu değişim yönetimi becerilerinin azim ve kararlılıkla sergilenmesi bu sürecin olmazsa olmazı diyebiliriz.                           

                                                                     

                    
                                  

 

Hepsinden öte bir rol model olarak, değişimin gelişim için gerekli olduğuna ilişkin tereddütsüz bir duruş sergilenmesi ve değişimin benimsendiği alanda ise; kendi yönelimlerimizin mutlak uyumluluğu yine Değişim Yönetimi için çarpan etkisi yüksek parametreler olarak karşımıza çıkmaktadır.  

Paylaşmak Sevgidir, Berekettir.
Nedim İleri

Blog             :nedimileri.blogspot.com
           Kişisel web: :nedimileri.com