İleri İK

16 Kasım 2014 Pazar

PERYÖN 22. İNSAN YÖNETİMİ KONGRESİ NOTLARIM (İnsanları Buluşturmak Dünyayı Birleştirmektir.)


       Peryön kongreye Peryön Yönetimince İK Blog Yazarı olarak özel davetiye ile davet edilmem çok sevindiriciydi. Öncelikle bu durumu belirtmek istiyorum. Birinci gün erken saatlerde kayıt bölümünden işlemleri yaptırıp Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayına giriş yaptığımda henüz girişten on adım atmış durumdayken hemen ismimle bana yönelen bir sesle karşılaştım. Bu sesin kendisini iki yılı aşkın süredir sosyal medyada yaptığı değerli İK paylaşımlarından tanıdığım ve deyim yerindeyse artık aileden biri gibi bildiğim İK Blog Yazarı Gökhan Yılmaz ve yine sosyal medyadan tanıştığımız bir diğer İK Bloggeri kıymetli Mutlu Canatar’a ait olması hepimiz için; bir manada günün ilk güzel kaynaşmasının buradan itibaren başladığı demekti.
           
    
     Kongre salonuna girdiğimizde Genel Sekreter Özlem Helvacı hanımın mümkün olabildiğince tüm konuklara ve bizlere hoş geldiniz deyip karşılaması ve kendileriyle kısa sohbet imkanı bulmak kayda değerdi. Bloggerler için yer ayrılması bir başka güzellikti diyebilirim. Ayrılan alana yöneldik ve 2000’in üzerinde katılımcının takibiyle ve 100’ü aşkın ana ve paralel salon oturumlarıyla 4 Kasım sabahı iki gün boyunca sürecek kongre Programı Peryön Yönetim Kurulu Başkanı Sevilay Pezek Yangın'ın açılış konuşmasıyla start verdi. 
          Sevilay hanımın Peryön mutfağından geldiği ve Peryön çatısı altında filizlenen ve güçlenen Bilgi Yönetimi Platformu gibi çok özel bir alanın kurucusu olması yanında Popüler Yönetim Dergisi Yazarlarından olması bu manada yeter referans.Sevilay hanım akıcı bir üslupla ve etkili yansı görseli kullanarak Peryön’ ün çalışmaları hakkında genel bir bilgilendirme gerçekleştirdi. Bununla beraber Peryön’ün V.U.C.A (Volatility – Uncertainty – Complexity – Ambiguity)   çalışmasına değindi. Yani Vizyoner Ol-Anla-Karmaşayı netleştir-Çevik ol.
          Daha sonra söz alan Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet C.Dördüncü ise konuşmasında;
-Yeteneklere işletmelerin gözü gibi bakmaları gerektiğini,
-Çalışanların kapasitelerinin performansa taşınmasının asıl önemli olan yaklaşım olduğunu,
-Rutin iş talepleri dışında 'Nasıl özgün bir değer üretebiliriz' diye düşünen çalışanlar topluluğuna ihtiyaç bulunduğunu,
-İnsanın bir kaynak değil,başarının temel kaynağı olduğunu,
-Ülkemizde sosyal medya kullanımının yüksek oranlarda olduğunu,
-Dolayıyısla bilgiye ulaşmak ve bilgiyi yaygınlaştırmanın günümüzde oldukça aktif olduğunu,
-Yeni nesil çalışanların beklentilerinin çok faklı olduğunu,mesela:elde edecekleri ücret dışında tutkularının  peşinde oldukları.anlamlandırdıkları ve tatmin oldukları işleri yapmaktan,yani  sevdikleri projelerin içinde yer almak istedikleri,
-İş ve özel yaşam dengesi,
-Hayatı dolu dolu yaşamak, 
-Finansal özgürlük yanında önemli bir bölümünün aileleriyle vakit geçirmek,
-Diğer taraftan kişisel gelişim fırsatı istediklerini,
-Ortak akla ve ekip çalışmasına yatkın olduklarını,
-Aynı anlayışa sahip İnsanlarla çalışmayı sevdiklerini,
-Görüşlerinin dikkate alınmasının çok etkili sonuçlar sağlayacağını,
-Çözüm odaklı olduklarını,
-İletişimde ağızdan ağıza iletişim yolunu kullandıklarını belirtti Ve,
-İşletmelerin yetenekleri yakalamak ve elde tutmaları için bu faktörleri uygun hareket etmeleri,
-Şirketlerin beklentilerini yeniden gözden geçirip değiştirmeleri ve işletme beklentileriyle yeteneklerin beklentilerinin uyumlaştırılasında fayda olacağını,
-Yönetici ilişkilerinin en önemli motivatör olduğunu belirtti.
-Fark yaratan,insiyatif alan,iletişim  becerileri yüksek,algısı açık,fırsatlara odaklanan bir çalışan profilinin işletmeler için ancak hedeflenen başarıyı sağlayacağı,özetle anahtar noktanın 'değişimin başarı ile yönetilmesi'olduğunu,
Bunun için değişimin durdurulamayacağından planlanarak yönetilmesinin mümkün ve doğru yaklaşım olacağını vurguladı.

          Bu arada paylaşımları bir taraftan ilgiyle takip ederken her konuşmacının paylaşımlarından satır araları ve anahtar noktalara, dip notlara #peryonkongre hashtag ile tüm katılımcılar, özellikle de Blog Yazarlarınca anında ulaşılmasını sağlayan paylaşımlar sahneye verilen yansıların birinden akmaya başladı.


Dolayısıyla bu özetlere #peryonkongre den ulaşmak halen mümkün.

         
  Yine kahve molalarında İK PAYLAŞIM ve Esra Kamer Tülü,KAYNAĞIM İNSAN ve İpek Aral Kişioğlu,ÇAĞIN İNSAN KAYNAKLARI (Peryön Den.Kur.Üyesi) Aydan ÇAĞ ile çok keyifli ve kaynaşma dolu sohbetler gerçekleştirdik.
      
   
              Peryön kongre notlarıma buradan itibaren  daha çok Blogger arkadaşlarımın paylaşımlarında yer almayıp katılıdığım oturumlardan bahsetmekte fayda görüyorum.Bu kapsamda ise;
Yünsa Kurumsal İletişim Lideri Ayşegül Okay : İletişim, 
              Peryön Yön.Kur.Üyesi ve Eczacıbaşı Baxter Hastane Ürünleri San.ve Tic.A.Ş .İnsan Kaynakları Direktörü Aslı Dizdar'ın muhteşem moderatörlüğünde Mavi Yaka ve Beyaz Yaka Yakınlaşması konulu oturumun başlangıcında Aslı hanım ilk olarak Ayşegül hanıma söz vererek bu konudaki çalışmalarından bahsetmesini istedi.
                Ayşegül hanım sözlerine şu cümleyle başladı ;İLETİŞİMİN YAKASI VE RENGİ OLMAZ ,dedi.
Ki bu sözün  hemen benim de dahil olduğum üzere birçok katılımcının twitlerinde slagona dönüşüp motto alındığını söylemek mümkün.Dolayısıyla bu tanıma yer vermeden geçmek mümkün olabilir mi?
                Ayşegül hanım bu ortak iletişim kültürünü oluşturmak için çeşitli  yöntemlerle araştırmalar ve analizler yaptıklarını,tüm çalışanlara özellikle de mavi yaka çalışanlara yönelik onların isteklerini ve beklentilerini belirleme maksatlı anketler,odak görüşmeler,ortak değer nosyanları ürettiklerini ve tüm kademe çalışanlara bizim için var ve değerlisiniz'i vermeyi hedeflediklerini belirttti.
             Bu çalışmalardan ve bu alt perdeden iletişim kurma ve belli ölçülerde bile olsa çalışanların makul talep ve görüşlerinin kayda alınıp buna dönük adımlarının neticesinde çok olumlu geri bildirimler aldıklarını söyledi. Aynı amaçla çeşitli aralıklarla düzenledikleri kurumiçi sosyal faaliyetlerin ise bu kaynaşmaları geliştirdiğini ve güçlendirdiğini vurguladı.
             Oturumun diğer konuşmacıları olan Ford Otosan İK Direktörü Nursel Ölmez Ateş ve Şişecam Kıd.İK Direktörü Melih Özuyar'da aynı çerçevede kurumlarında yapılan çalışmalar konusunda değerli paylaşımlarda bulundular.
              Sunumlar sonrası söz isteyerek yine Ayşegül hanımın cevaplaması isteğimle; İşletmelerde bu güçlü iletişim için verilen bilgilerde hedef kitle genelde mavi yakalılar gibi olmakla,iletişimin çift yönlü olup katındaki mutfakta mesela üç yıldır çay demleyen görevlinin ismini bilmeyen (beyaz yaka) dedartman yetkilileri bulunduğunu düşündüğümü belirtip yalnızca beyaz yakalıların hedef grup olduğu ve etkili duygudaşlık kurma vb. Eğitimlerinin de bulunup bulunmadığını sordum.Ayşegül hanım Teşekkür etti bu sorum için ve önemli bir tespi olduğuna katıldığını bu hususta da çalışmaları bulunduğunu yani işletmede kurulacak güçlü iletişin için beyaz yakalılara da çok iş düştüğünü belirtti.

        TDC Eğitim Yönetim Danışmanı & Yönetici Koçu Dr Özlen Doğan : Kişisel İmaj,

              Dr.Özlem hanım öğle arası sandoviç bile kalmamışken kararımızı değiştirmeden ilgiyle takip ettiğimiz konusunaoldukça  hakim sunumlarında ;
-İş hayatında olsun özel yaşantımızda olsun kişisel imajımızın çok önemli olduğunu ve diğer İnsanlarla olan iletişim ve ilişki yönetiminde çok etkileyici bir rolü bulunduğunu,
- Kişisel imajımızın Kuracağımız tüm iletişimler için mihenk taşı değerinde olduğunu,
İŞ HAYATINDA BAŞARILI ETKİ İÇİN:
-Dik durun ve dik yürüyün.
-Selamlaşırken tebessüm edin.
-Tokalaşırken dikkatli olun.
--Kendinize güvenin,kendinizi sevin.
-Anlattıklarımız ile beden dili jest ve mimikleriniz doğru orantılı olsun.
TANIŞMA SIRASINDA :
-% 47 Gülümsemenin,
-% 31 Gözler
-% 11 Koku
-% 7.  Kıyafet
-% 4.  Saç
          Düzeyinde etkisi bulunduğunu, Dr Özlem hanım ayrıca her İnsanın Dünya'da tek olduğunu unutmaması gerektiğini,bizim kendimizi nasıl gördüğümüz yanında da başkalarının bizi nasıl gördüğünün de önemli ve gerçek düzeyin ortak kesişme noktasında olduğunu belitti.
          Özgüvenin yetenek ve donanı ile artacağı,kendimizi asla başkalarıyla kıyaslama yapmamamız gerektiğini,giyim ve kuşamda rahatlığın önde tutulmasınında fayda bulunduğunu,temiz ve düzenli olmanın modasının hep geçerli olduğunu,dolayısıyla karşımızdaki İnsanın önce beynine sonra kalbine link atmanın en etkili imaj Stratejisi olacağını vurguladı.

Peryön Başkan Yrd. Ve Boyner Holding Başkan Yrd.İK,Kurumsal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik ve İletişim :Çalışan El Kitabından Şirket Anayasasına.


         İdil hanım öncelikle kongrenin kendi sunumuna kadar olan bölümlerinde kayda aldığı paylaşımlara yer vererek hepimiz için genel bir değerlendirme yapma fırsatı da diyebileceğimiz bir kesitle başladı paylaşımına ve buna örnek olarak Av.Mehmet Uçum'un'İnsan yönetilmez,ancak yönlendirilir.'i verebiliriz.
Daha sonra gelişmiş ülkelerde yerleşmiş başarılı yönetim yaklaşımlarından örnekler vererek devam edip,
Mesela John Lewis şirketinde (İngiltere) çalışanların katılımının çok yüksek düzeyde olduğu ve şirkette hisse sahibi bulundukları örneğine yer verdi.Yönetim stillerinde Özgürlükçü bir anlayış yerleşmiş ise; Ortamı tanımlayan,Çatışma çözme yöntemlerine yer veren,DİNLEYEN,Etik ve Disiplin sisteminde iken,
Yasakçı yaklaşımın ise,Yasakları Tanımlayan Ve Uygulanacak Cezaları Belirleyecek Çalışma Yönetmeliği
Oluşturmak durumunda olacağını belirterek, 
Çalışma Yönetmeliğin;
1-Eşitlik tanımı ve temel hakların tanınması .
2- Yönetime katılım.
3-Açık iletişim.
4-İşbirliği
İşletme işbirliği döngüsünün ise;Genel Yönetici(Ceo) _İş Hukukçu-Diğer Departmanlar-İç Denetim,İsg-Yöneticiler-İK şeklinde yapılanmasında fayda bulunduğunu, yalnızca sonuçlara göre değil süreçlere ve değerlere göre de değerlendirmeleri içeren bir yönetsel duruş segilenmesinin önemine yer verdi. Çalışanlar değişir,sistemler revize görür ancak kurum kültürü kalıcı olandır diyerek kurumsallığın ve kurum kültürünün ne denli önem taşıdığını, çalışanlarla ilgili bir anlaşmazlık durumunda bunun önce İK sonra Etik Kurula ve oradan da gerektiğinde Üst Etik Kurul yoluyla çözüm aranmadının uygun olacağını,
Çalışanların ancak iyi hissettiklerinde öneri verme yani gerçek katma değeri sağladıklarını vurguladı
                                         

     

Yukarıdaki fofoğraf İK Blog Yazarlarının bir araya gelmelerinin,kaynaşma ve buluşmalarının sevincini ve mutluluğunu en iyi şekilde yansıtıyor.Yarışmada yarışmacı  olmak  da çok güzel.2014 Peryön İK Ödülleri yarışmacısı olan 26 Blog Yazarından her birimiz zaten ayrı ayrı üretip paylaştığımız  için paylaşmanın erdemini  ve onurunu tadmış kazanmış durumdayız.Ayrıca bu kareden hangi arkadaş ilk üçte olsa bu karenin güzelliği yine hiç şüphe yok ki aynı olacaktı.
Bu muhteşem tablonun oluşmasına katkı sağlayan Peryön yönetimine ve tüm İK Yazarı arkadaşlarıma sonsuz Teşekkür ederim.
Paylaşmak sevgidir,berekettir.
Nedim İleri






29 Ekim 2014 Çarşamba

İK DA PLANLAMASIZ OLMAZ, PLANLAMA DA İK'SIZ!

     
     
        Yönetimin temel bileşenlerini tekrar hatırlayacak olursak;
- Planlama
- Organizasyon oluşturma
- Yönderlik, yönetme
- Koordinasyon
- Kontrol şeklinde karşımıza çıkacak olup,bu dizine bugün Değişim Yönetimini de dahil etmeliyiz diye ekliyorum yine.
Yönetimin ana işlevlerinin ilk sırasında hakkıyla bulunan hiç kuşkusuz ki Planlama olup, bu aşamanın hakkıyla işlenmediği hiç bir surecin rolünü layıkıyla sergilemesini bekleyemeyiz.
        İşletmede yapılacak her tür planlama çalışmasına gelince;
  • Öncelikle işletmenin amacı
  • Hedefi
  • Kaynak kapasitesi
  • Temel ve alt süreçler
  • Süreçlerin süre kısıtları
  • İş analizi
  • İş gören ihtiyacının  her bir pozisyon için oluşturulacak profil tanımı ve yetkinlikler bazında tespiti
  • İşletme organizasyon yapısı
  • Organizasyonun iş görev dağılımları
  • İşletme geçmişinde yer alan deneyimler
  • Önceki dönemlerin mali gerçekleşme raporları
  • Önceki dönemlerin idari gerçekleşme durumları
  • Yasal zorunluluklar, sınırlamalar
  • İşletmenin prensipleri ve paradigma yaklaşımları ile bunların mevcut durumdaki dönüşümleri
        Beklentilerin belirlenmesi böylelikle, organizasyonun bütünüyle ve sürekli olarak çevresiyle uyumunu ve öngörülmeyen değişimlerin kontrol altına alınıp gelişimin sağlanması bakımından uyumlu faaliyetlere ve bütünsel çabalara dönüşmesi (işletme stratejisi) için, yukarıda saydığımız herbir konu başlıklarında yapılacak tespit ve değerlendirmelerin ise,
- Birey
- Takım-ekip
- Görevler çerçevesine indirgenip, tekrar birleştirilmesi en minimum ölçekli  planlamanın adımlarıdır diyebiliriz.
        Ancak bu tabloyu bir puzzlenin parçaları gibi tek tek ele alıp işleyerek, doğru eşleştirmeden hiçbir parçanın kendi aslından başka bir parçayla ikame edilemeyeceği gerçeğini göz önünde bulundurarak dikkatlice, hassas ve oldukça sabırlı biçimde tıpkı bir el sanatı özeniyle emeğimizle ve de doğruca işlemeden hiç bir planın başarıya ulaşması beklenemez.
        Buraya kadar pek anlaşılmadık husus bulunmuyor. Ancak bütün işletmelerde bu süreç ve detaylara bütünsel düzeyde en çok hakim olan departman olan İnsan Kaynakları Yönetimi ve İK Yönetim Ekibine burada çok iş düşüyor. Bununla birlikte İK’ya da bu görme ile sağlanacak yönetim desteği de tabi ki etki katsayısı yüksek faktör.
        İyi planlama; emek ve zaman kaybının yanında, program ve planların hedef gerçekleşmelerini maksimize edecektir.
        Programlardaki her bir plan ve  projenin geleceğini, yola çıkma aşamasında kodlayan bu kritik eşik değerindeki çalışmaların etkililiği ve başarısı, sonuçta işletme yönetimi ve işletmenin başarısı olacaktır.
        Dolayısıyla işletmelerin hafızası ve en etkin programlama ekibi konumundaki İK’nın da mutlaka içinde yer aldığı ekiplerce tasarlanıp sabırlı çabalar neticesinde oluşturulacak program ve planlamalar, projeler  ve neticesinde sağlanan dönüşüm, gelişim ise; işletmenin genel başarısını artıracak, böylelikle işletme marka değerini de parlatıp güçlendirecek kazan/kazan unsur olarak karşımıza çıkacaktır.
         Paylaşmak sevgidir,berekettir.
         Nedim İleri

18 Ekim 2014 Cumartesi

KONUK YAZAR BANU ESER ERUÇAR KALEMİNDEN: GELECEKTE İK


Banu Eser Eruçar Biyografi

         1978 yılında şu an yaşadığım şehirde Samsun’da dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Gülsüm Sami Kefeli İlköğretim okulunda tamamladım. Lise öğrenimimi 19 Mayıs Süper Lisesinde tamamladım.1996 yılında Samsun Gergef Dil okullarında, İngilizce A2 (Pre- Intermediate) seviye kuru tamamladım. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunuyum.
          2002 – 2006 yılları arasında kendi işletmemizle çalışma hayatıma başladım. Hep kurumsal bir bünyede çalışmak istediğimden yetinmedim ve çeşitli eğitim kurumlarından aldığım sertifikalarla özel bir firmada kariyerime devam etme kararı aldım. Hep bir tuğla koyarak yükselterek devam ettim iş yaşantıma en kötü dediğim zamanlardan bile bir ders çıkarmasını bildim. Aynı zamanda bir müddet lösemili çocuklar için çeşitli yardım kampanyalarına, seminerlere ve kermeslere katılarak sosyal sorumluluğumu da ayakta tutmaya gayret gösterdim.2007 yılından bu yana İK ile alakalı gerek iş anlamında, gerekse sosyal katılımlarla kendimi geliştirmeye devam etmekteyim. Elbette buna eğitim kurumlarından alınmış sertifikalar ve konferanslara katılımları da  ekleyebiliriz.
          Bu uzun ve meşakkatli yolda sabırla ilerlemeye devam etmekteyim. Bunun yanı sıra 2011 yılından bu yana Samsun’da ki bazı yerel gazetelerde, Karadeniz Inn dergisinde  , internet üzerinde çeşitli haber bloglarında makaleler yazmaktayım.Bir gün bu makaleleri birleştirip bir kitap yayımlamak en büyük arzum.
          Banu Eser Eruçar Hanım ile Lalabey Gelişim ve Strateji Enstitüsü'nün Ankara'da geçen yıl düzenlemiş olduğu İnsan Kaynakları Semineri'nde tanıştık. Kendisi ile ortak bir diğer noktamız her ikimizin de Samsunlu olup, İnsan Kaynakları'na ilgi duymamız.
          Kendisine geçen haftalarda konuk yazarlık davetinde bulunmuştum. Sağolsun kısa sürede benim sayfama konuk yazar olmak için hazırladığı yeni yazısını ulaştırdı.
          Banu Hanım'ın yazılarını takip eden ve ilgiyle okuyan birisi olarak sayfamda konuk yazar olarak yer vermek  benim için ayrı bir mutluluk. Kendisine çok Teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarıının devamını diliyorum.

GELECEKTE İK


Gelecekte İK’nın gündeminde neler olacak? 



       Son gelişmelere baktığımızda artık İnsanKaynakları adının da eskimeye başladığını görüyoruz.Yeni bir döneme geçiş sürecindeyiz.Standar tuygulamalar artık hemen her şirkette var ve birbirine oldukça benziyor.İnanılmaz bir güç olan bu kaynağı yepyeni modeller ve uygulamalar ile daha verimli, daha yaratıcı kullanmak, gerçek yeteneklerini ortaya çıkarmak ve bunları kuruma katkı sağlayacak şekilde değerlendirmek gerekecek.Önümüzdeki dönemde bu gücün kolaylıkla ortaya çıkarılmasına imkan tanımak ve bunun insanın düşünce gücü olduğu bilincini yaygınlaştırmak önem kazanacak.Bunun için zihinsel kapasitenin sınırlarını genişletecek yeni yöntemler bularak bir yandan insane kaynağına yatırım yaparken diğer yandan rekabet üstünlüğü de sağlamak şirketleri farklı kılan unsurlarından biri olacak. 


Mülakatlarda favori soru ne olmalı ?

      “İnternet sitemize girdin ve şirketimizle ilgili bilgileri okundun mu?” sorusu çok basit ama cevaplar aday hakkında inanılmaz ipuçları veriyor.Sitemizi incelemeden mülakata giren adaylar için farklı bir değerlendirme yapıyorum. Adayın once kendisine sonar kuruma verdiği değer,  okuma ve anlama alışkanlıklarıyla ilgili çok önemli veriler elde edebiliyoruz.

Mesleğe Yeni Atılan İK’cılar

       İş hayatlarının bir döneminde mutlaka ana iş süreçlerinden birinde görev alsınlar, müşteri olarak hizmet verdikleri kişilerin bakış açısıyla ne bekleniyor, yapılanlar oradan nasıl görülüyor, onların iş akışlarında neler yaşanıyor öğrensinler. Bu şekilde bir yol izlemeleri durumunda karar ve uygulamaları çok daha ana amaca yönelik olacaktır. Çalışanlarla aynı dili konuşabileceklerdir. 

Bu alanda kariyer yapmak isteyen üniversite öğrencileri ne yapmalı ?

        Bu mesleği seçmek istiyorlarsa çok sabırlı olmaları gerektiğini bilsinler. Hayata geçirdiğiniz uygulamalar veya çalışanlar için yaptığınız yatırımların anlaşılması, değer bulması yıllar alıyor, bazen ise hiç fark edilmiyor. Yaptıklarının sonuçlarını hemen görmek istiyorlarsa İK alanı bunun için uygun değil. Biraz doktorluk gibi her çalışanın sıkıntısı, ailevi sorunu, geleceği size etkiliyor. Diğer yandan ise tek tek değil tüm çalışanları gözeterek karar vermek zorundasınız. Bir de denge sorunu var tabiiki, iki tarafı da mutlu edemediğiniz bir konu. Çalışan, işveren dengesini çok iyi kurmak lazım. Her bir taraf için diğerinin temsilcisi varsa yılma olasılığınız çok yüksek.Kendi vicdanınız, tecrübeniz, zihniniz ve iç motivasyonunuza çok güvenmeniz lazım. Bu dengeleri kurmak ve sürdürmek çok kolay değil.