İleri İK

24 Mayıs 2015 Pazar

Kariyer Planlaması da Bir Çeşit Planlama Değil Midir?




          Ekip, birey, görev.

          Lider, yönetici, iş gören.

         Müdür, Şef, Direktör.

         Ekonomist, Tabip, Bahçıvan.

         Yazar, Sosyolog, Eğitmen,



          Bu mesleki kavramları sayfalar dolusu yazmak ve çoğaltmak mümkün.

          Bu tanımlar veya meslek adları görüldüğü üzere kendi başlarına yazıldığında pek bir mana taşımıyorlar. Bununla beraber bu meslek adlarının veya tanımların yanına ancak bir ek yaptığımızda ve bunların öncesinde veya sonrasında bir İnsan ismiyle beraber bu meslek adlarını tanımladığımızda ise, bu andan itibaren bu kavramlar gerçek manada bir değer ifade etmeye başlayacaktır.

          Sözün özü bütün mesleklerde veya iş yaşamı olsun, sosyal alanlarda olsun tüm kavramların içinde İnsan vardır. İnsan doğası vardır. İnsan Öznedir.

         Ayrıca İnsan fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal olmak üzere dört boyutu bulunan, kainatın en şereflisi olan muhteşem bir varlık ve kıymettir.

         Bu bakımdan İnsan isminin yanındaki sıfatları da kıymete dönüştürendir. Dolayısıyla meslek de, kariyer de, başarı da İnsanlar içindir.

         Kariyer konusuna tekrar dönecek olursak;

         Meslek seçimi ve mesleki yönelim için önemli çıkış ve başlangıç noktalarını kısaca şu şekilde sıralayabiliriz.
  • Mesleki yönelme yani kariyer planlaması her İnsan için gereklidir ve aynı ölçüde önemlidir.
  • Bu yönelmeye öncelikle olabildikçe erken yaşlarda başlanması,
  • İnsanların en başta kendilerini tanıması ki; duygularını, tutkularını, ilgilerinin farkında olması,
  • Becerilerini, yeteneklerini ve de en önemlisi güçlü yanlarını bilmesi,
  • Güçlü yanlarını desteklemek için nelerin gerektiğini araştırıp bu manada gelişimini de planlaması ve sürdürmesi,
  • Sadece ilgi ve tutkunun bir mesleki alanda gelişim için yeter olmayacağını, sonuçta yapısal bazı özelliklerinde gerekliliğinin unutulmaması,(mesela el becerisini de çokça gerektiren bir meslek yalnızca teorik başarıyla ikame edilebilir mi?)

         Yapısal durumla ilgili hepimizin duyduğu veya okuduğu bir paylaşım vardır; körpe bir güvercin yavrusu bir kaza sonucu yuvalarından sarkıp kendisini o bölgede bir tavuk ve minik yavrularının arasında bulur.

          Hikaye bu ya, anne tavuk ve civciv yavrular bu körpe güvercin yavrusunu benimseyip kendilerinden biri gibi otlarını, yemlerini paylaşırlar. Gün bitince anne tavuk hepsini kümese toplar. Günler böyle geçer ve civcivler de, yavru güvercin de büyüyüp gelişirler. Bir gün tesadüfen bir yükseklikten aşağıya inerlerken minik güvercin kanatlarını açıp çırptıkça havada uzun süre kalabildiğini fark eder. Bu deneyim onu daha yükseklere uçmaya yöneltir ve civciv yavrularının arasından uçup kendi cinsleriyle buluşur, böylelikle ait olduğu ortama ve kendi doğasına kavuşur.

          Yavru civcivler de bu yavru bizim aramızdaydı, bizden biriydi. Yüksekliklerden kendini bırakmayı severdi. Bunu sürekli tekrar ederek yükseldi ve daha yükseklere ulaşıp özgürlüğüne kavuştu deyip, bu uçma denemelerini sayısız miktarda tekrarlasalar da ne yazık ki sonuç başarısız.

          Bilemezlerdi ki ;o yavru bir şekilde onların içinde yetişse de o doğuştan bir yeteneğe sahipti ve aslında o bir güvercindi.
         
  •  İlgi ve tutkunun yanında bilinçlice sergilenecek çabanın da hafife alınmayacağının hiç hatırdan çıkarılmaması,
  • Beceri, ilgi, tutku ve çaba korelasyonunun doğruca eşleştirilmesi,
  • Bu konuda yetkin ve deneyimli İnsanlardan gerektiğinde destek alınması.

           Netice itibarıyla kariyer bir meslek seçimine yönelik uzun soluklu yolculuk. Bu yolculukta da her yolculukta olduğundan biraz daha öte (çünkü bu işin adı bile Kariyer Planlaması) bu planlamanın da tüm planlamalar da olduğu gibi çabayla ve sabırla bezenip özenle planlanması, bu tırmanışta niyet aşamasında ise olabildiğince uygun araçlar seçilip, merdivenin sağlam zemine konumlandırılması en önemli husus.

         Kariyer planlama ve geliştirme konusuna inşallah gelecek yazılarda devam etmek dileğiyle,

         Paylaşmak sevgidir, berekettir.

         Nedim İleri

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Kariyer mi Mutluluk Getirir Mutluluk mu Kariyere Ulaştırır?



Kariyer kelimesi öncelikle ne anlama geliyor? İngilizce karşılığı olarak sözlüğe bakıldığında: koşmak, hız yapmak, meslekte başarı kazanma manası ilk sıralarda yer alırken,    Fransızcadaki karşılığı ise: koşu yeri(yarış pisti),ömür boyu, meslek yaşamı anlamları ile karşımıza çıkıyor.
Peki, Kariyer denilince bizler ne anlıyoruz veya ne anlamamız bizim doğru pencereden baktığımıza işaret. Bu konuda bir araştırmaya yönelip İnsanlara mikrofon uzatıp sizce kariyer nedir veya ne demektir desek; muhtemelen duyacağımız cevaplar şu merkezde olacaktır.
-Bir yere gelmek,
-Terfi etmek,
-İşinde üst kademelere yükselmek,
-Yönetici olmak,
Ekseninde olacaktır.
Şimdi de belli ölçüde bu konuda alan bilgisine sahip İnsanlara aynı soruyu yöneltip cevap aradığımızda ise;
* Bir meslekte zaman ve emek verip çalışmayla elde edilen aşama,
*Başarı,
*Uzmanlık,
*Mesleki açıdan mesleki niteliğinin ve statünün artışı,
*Yönetsel basamaklarda ilerleme,
* Akademik açıdan tanınan çeşitli derecelerde yol alıp yükselme,
Şeklinde verilecek cevaplar ile buluşuyor olacağız.
Kariyerden ve özellikle yönetsel açıdan ilerlemelerden söz açılmışken,
‘’Yöneticilik, başarı merdivenini tırmanma becerisidir; liderlik ise merdivenin doğru duvara dayalı olup olmadığını belirler.’’ (Stephen R. Covey)
Bu özlü söze yer vermeden geçemeyeceğim.
Kariyeri yukarıda sıraladığımız bu özet çerçevesinde; Başarmak, bireyin işinde ve mesleğinde kayda değer ölçüde deneyim kazanıp, yol alıp, daha etkili ve söz sahibi bir yönetsel rol temsiline erişmesi ve dolayısıyla bu sayede elde edilen maddi, manevi kazanımlardan tatmin olması, kendisini mutlu ve iyi hissetmesi gibi genel bir çerçevede tanımlamak mümkün gözüküyor.
Kariyerin bu genel tanımına ulaşıp, kariyerin bir süre giden yolculuk olduğuna değindikten sonra,
Kariyer planlaması nedir, kariyer planlaması nasıl yapılır?
 Bu konudaki temel çıkış ve anahtar noktalar nelerdir?
Sağlam köklere dayanan kariyer yolculuğu nasıl tasarlanıp, beklentiler, gereksinim çözümleme ve analizleriyle nihayet planlanıp başlatılabilir?
Hangi çabalar bu yolculuğun etkili tasarımı ve amacına, hedefine doğru istikamet yol alıp ilerleye bilmesine referanstır?
Kariyer yolculuğunda sırt çantamızı nelerle donatmalıyız?
Kariyerde sürekli sağlam adım ilerlemeye ilişkin kritik eşikler nelerdir?
Gibi başlıkları ayrı ayrı ele alıp, inşallah sonraki yazılarımda Kariyer Serisi paylaşımlarıma devam etmek istiyorum.
Yazıya konu olan ‘’Kariyer mi mutluluk getirir, mutluluk mu kariyere ulaştırır.’’  konusunda ise nihai cevap Kariyer Serisi finalinde kapsamlı şekilde ortaya çıkacak olup, bu başlığa ilişkin şimdilik şu kadarını belirtmek mümkün.
1-Mutluluk yalnızca diğer taraflardan umulan bir olgu olmayıp, bizim emeğimizle, çabamızla ve tutkumuzla da doğru orantılı ve bu alt yapıdan beslenmeyle büyük ölçüde ilgilidir. Biz bir üretimin içinde hiç yer almamış ve beklentilerimizi tamamen dış çevre etkenlerine dayalı oluşturmuş isek, ne yazık ki bu durum doğru ve gerçekçi bir beklenti olmaktan uzaktır.
2-İnsanların içsel motivasyon etkileşimlerinin birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kimimiz maddi edinimler den, kimimiz, kariyer yapmaktan, kimimiz ise bir başarının ve genel katma değerli bir üretimin içinde yer almaktan motive oluyoruz.
3-Mutluluk önce İnsanın kendisiyle barışık olmasıyla, sonrasında ailesiyle ve yakın çevresiyle güçlü bağlarının kurulu bulunmasıyla, nihayet iş yaşamındaki durumu ve konumuyla, yani öncelikle bu ilk iki aşamadan bağımsız değerlendirilemeyecek bir olgu.
Diye düşünüyorum.  
Kuşlar uçarken kondukları dala değil! kendi kanatlarına güvenirler imiş. İnsanın kanadı gayretidir dememiş mi Hz. Mevlana.
Paylaşmak sevgidir, berekettir.
Nedim İleri

2 Mayıs 2015 Cumartesi

İK BLOG YAZMANIN KATKILARI VE İŞ ARAMA SÜRECİNE ETKİLERİ





            Öncelikle Blog yazmanın katkıları diyecek olursak,
      -Blog açıp yazı yazan İnsan böylelikle kendisini ifade etme becerisini geliştirir ki; bu durum her İnsan için her yaşta ve her durumda önemli bir gereksinimdir. ‘’Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır’’(Francis Bacon)
      -Yazan İnsan; yazmak ve üretmek için okuma, araştırmaya yönelir, dolayısıyla sürekli öğrenme kapısını açık tutmayı ve en önemlisi öğrenmeyi öğrenir; bu durum ise her yazı İnsanının en etkili kazanımıdır.
    -Blog sayfası açıp yazan ve paylaşan bir İnsan özgün üretimlerle sahip olduğu mikrofondan kendini ve sesini tüm ilgili mecralara duyurur. "Dünyada hiç kimse, seyirci koltuğunda oturan cesur insanları alkışlamaz. Alkışlar, hep sahneye çıkanlar içindir.."
(Tayfun Topaloğlu)
    - Blog yazan İnsanın oldukça iyi etkililikte Network kapasitesi oluşur ve devam ölçüsünde de gelişir ki; bu da yazı yazan ve paylaşımda bulunan kişiye hiç küçümsenmeyecek ölçüde avantaj sağlayan bir durumdur.
     -Blog yazarı sayfasında oluşturduğu nitelikli içerik çalışmalarıyla kendi markasını oluşturma yolunda ilerler.
      - Araştıran ve yazıp üreten İnsan; eleştirmek, suçlamak veya şikayet etmek gibi olumsuz tutum sergilemek yerine bir nebze de olsa ışık oluşturmayı tercih eder ve imkanı ölçüsünde genel katkı üretmeye çalışır.
           
      Blog yazmanın iş arama sürecine etkileri ise,
      Blog yazan aday,
-Çevresi ve iletişimde olduğu İnsanlar aracılığıyla daha çok açık pozisyon bilgisi ve iş ilanına erişir.
- İş görüşmesi çağrısına başvuru yaptığı andan itibaren plan yapmayı bilir.
- Etkili öz geçmiş ve öz gelecek oluşturmayı bilir.
- Mülakat sırasında mülakat teknikleri konusunda farkındalık sahibidir.

- Mülakat uygulamasını yapan kişilere karşı davranışlarında daha bilinçli olacaktır.
-Sergilediği özgüven yüksek olacaktır.
-Güven oluşturacaktır.
-İletişim becerisinin gelişmişliği ile dikkat çekecektir.
-Duygusal zeka bakımından ise ;
1.      Kendini tanıyan,
2.      Duygularını yönetebilen,
3.      İçsel motivasyonu yüksek,
4.      Duygudaşlık(empati) kurabilen,
5.      İnsan ilişkilerini yönetebilen.

     Beceri ve yetkinliklere sahip olmakla,
    Tüm bu artı kazanımlar sayesinde;
     En çok da ilişki yönetimi açısından,
     İK Bloğu açmakla bir anlamda proje başlatıp sürdüren,
     Hobi sahibi olmakla farklı olan,
     Bu günün temel yetkinliği olan iletişim ve ilişki yönetimi becerisi gelişmiş olan,
     Gibi seçme parametreleri bakımından yazı yazan adayların farkı fark edilecek,
Bu itibarla rakipleri arasında avantaj elde edecekler,

          Netice olarak da,
Eşitler arasında çoğunlukla tercih edilen kişi olacaklardır diye düşünüyorum.
    Paylaşmak sevgidir, berekettir.
    Nedim İleri

22 Nisan 2015 Çarşamba

'' ÖNCE İNSAN '' ANLAYIŞININ SERGİLENDİĞİ BİR OFİS UYGULAMASI ZİYARETİMİZ.

Aylar öncesinden Seyhan Koçak Hanım tarafından duyurulan bu ziyaret davetini önemsemiş ve tanıtım videolarından haberdar olduğum Türk Ticaret Net Kurumu ofis ortamındaki İnsan odaklı uygulamaları yerinde görmeyi istemiştim.
Sonrasında yine Seyhan hanımın bilgilendirmelerini takip edip Bursa seyahati kararı netleşti. Seyahatimiz de çok şükür iyi geçti ve Bursa’da yemyeşil bir doğa ve güneşli bir Cumartesiye merhaba dedik. Sağ olsun İbrahim Bey bizleri karşıladı, Salim Tanrıverdi ve Mustafa Şeker arkadaşlarımızla beraber Uludağ Üniversitesi kampüsüne doğru yol aldık.
Kampüs içindeki Ulutek yerleşkesinde Türk Ticaret Net kurumuna giriş yaptık. Bizleri Birgül Yanıklar Hanım karşıladı, biz şakayla ilk geleniz deyip bir kare fotoğraf almıştık, Seyhan hanım da hemen bizleri karşıladı, beş on dakika geçmemişti ki bulunduğumuz Web Tv sahne alanı daha bir şenlendi. Anlaşılacağı üzere İstanbul İK Bloggerleri grubumuz büyük bir neşe ve coşkuyla alanı tam anlamıyla doldurmuşlardı.       


Dedik ya, zaten sıcak bir ofis ortamındayız, hemen koltuklar, sehpalar ayarlandı ve sahne bir anda kocaman bir evin misafir salonuna dönüştü. Bununla beraber IK Bloggerleri artık büyüyen bir aile iken, o günün sürprizi de Alp Er Tunga Ünsal Bebek'in ben de artık en en yeni kuşak İK’cıyım demesiydi. Sohbetler edildi, çaylar içildi. Birgül hanım; çok etkileyici tanıtım sunumuyla projenin çıkışı ve bu aşamaya kadar nasıl gelindiğini anlattı.
Ardından bu iyi örnek uygulamanın fikir sahibi kim diye soracaktım ki, aynı soru arkadaşlar tarafından sorulmuştu ve cevap; Türk Ticaret Net mensuplarının bu fikri kendilerinin ürettikleriydi. Ben de bu uygulamaların sürdürülebilirliği ve varsa daha zenginleştirme çalışmaları bulunup bulunmadığını öğrenmek istediğimi belirttim. Birgül hanım buna karşılık, aynı düşünceye yönelik çalışmalarının bulunduğu ve artık bu bakış açısının işletmelerinin bir parçası olup, bunun için zaman ve bütçe gibi unsurları maliyet gibi değerlendirmediklerini belirtti. Dolayısıyla İnsana değer vermenin işin gerekliliği içinde olduğunu benimsediklerini vurguladı.
Bizim açımızdan ise yazılarımızda ve paylaşımlarımızda nerdeyse hep yeri bulunan ‘Özne İnsan’ yaklaşımımızla örtüşen bu çok anlamlı ve samimi değerlendirmeleri duymak oldukça memnuniyet vericiydi.
Seyhan hanım bizlere ortamı tanıtıp gezdirdi ve bu departmanlara yüklenen konsepti ve taşıdıkları vurgu hikayelerini anlattı. Her bir departmanın bu kompozisyonlarıyla ayrı bir kimlik ve güzellik temsil ettikleri bu rehberlikten anlaşılıyordu.
Bu izlenimler sırasında İdil Türkmenoğlu Hanımın Pozitif Yönetim kitabında okuduklarımın, işe eğlence katma anlayışının önemli ölçüde bu lokasyonda gerçekleşmiş olduğunu düşündüm.
Her bir depertmanın misyonunu temsil eden tasarımlar çok hoştu. En çok toplantı ortamının bu özgür havası, ikram alanları(ki bunun da özellikle bu işletme çalışanlarının bir yakını, bir misafirleri ziyaretlerine geldiğinde özellikle önemi çok, böylesine evinde gibi bir ikram ve ağırlama imkanına sahip olmayı istmeyecek çalışan İnsan bulunmayacağı açık)   , öneri ve dilek köşesi ki, bu aracın çok sıcak ve samimi bir işletme iklimine hizmet etme katsayısı, çarpan etkisi kuşkusuz küçümsenemez.         
Murat Yanıklar Bey’ in oldukça sade yalın bir anlatımla yaptığı sunum ise, hem Türk Ticaret Net işletmesinin üretimleri ve sektörel alanda detay bilgiler edinme yanında girişimcilik ve iyi örnek uygulamaları yakalama ve sürdürme bakımından da ufuk kazandırıcıydı. Murat bey’ den işletmelerinde iş gören devir oranının nerdeyse yok denilebilecek durumda olduğunu da öğrendiğimizde. Bu neticenin doğal olarak bunca çaba, emek, maliyet ve özenle İnsan Kaynağına yapılan ciddi yatırımın bir neticesi olduğunu düşünmeden edemedik.
Bu bakış açısı toplamda neyi ifade ediyor diye bakacak olursak; hem İnsanı Özne alan gelişmiş bir duruş, hem de bu bilinçli yönelimle iş görenlerin işlerinde anlam bulmaları, değerli hissetmeleri, yetkinliklerini sergileyip daha da geliştirebildikleri bir ortam, dolayısıyla; çalışanların tutku, ilgi ve yeteneklerinin desteklendiği böylesine bir gerçekleşme özetle.
 Önce işletme ‘’İnsan Doğasına Uygun Yaklaşımlar’’ Güçlü Yönünü gerçekleştirirse bu gerçekleşme sonrasında Güçlendirilmiş İnsan Kaynağı etkisi oluşur, bu gelişmeyle, farkındalıkla aynı oranda da işletmeler Stratejilerine, Amaç ve Hedeflerine doğru istikamet ve hareket eden, ilerleyen düzeyde yol almayı sürdürürler diye değerlendirebiliriz.
Bu manada gerçekleşmiş olan işletme güçlü yön seviyesi bakımından Türk Ticaret Net kurumunu alkışlıyor ve başarılarının devamını temenni ediyorum.
   Nazik davetlerinden dolayı Seyhan Koçak Hanıma, tüm Türk Ticaret Net ailesine ve katılıp keyifli sohbetler yaptığımız veya bir şekilde katılamasalar da, her bir araya gelindiğinde bir aile gibi neşeli ve kaynaşma dolu bir ortam oluşturarak iyi örnek bir gönüllülük topluluğu duruşunun sergilenmesine vesile olan bütün İK Bloggerlerine ve Eğitim & Gelişim Gönüllülerine Teşekkürler.


Paylaşmak sevgidir, berekettir.

Nedim İleri



16 Nisan 2015 Perşembe

İK’DAN UZAK PROJELER AMACINA VE HEDEFİNE ULAŞABİLİYOR MU?


Her proje bir yolculuk, dolayısıyla yolculukta devam ve sonuca varmak asıl önemli durum olsa bile bu varış ve gerçekleşme çoğu kez mümkün olmuyor. Netice olarak da onca beklenti tespitleri çalışmaları, gereksinim analizleri ve nihayetinde gerçekleşen tasarım çalışması, emek, onca zaman ve maliyet ne yazık ki heba oluyor.
Bu durumda ise kaybedilen yalnızca saydığımız bunca değerle kalmıyor. En çok da idari işleyiş ve çalışanların motivasyonu zarar görüyor. Projelerin işletmeye sağlayacağı kazançlar olsun, genel getirileri olsun böylelikle en iyimser değerlendirmeyle bilinmeyen bir takvime öteleniyor.
Yol üzerinde gerçekleşen öğrenmeler ışığında bu konuda öncelikle üç temel çıkış(referans) noktası olduğunu düşünüyorum.
1- Niyet aşaması
2- Bütünsel yaklaşım
3- Sonuç odaklılık ve stratejik amaçların gerçekleşmesi
Tohum ne ise toprak onu verir. Dolayısıyla her proje için öncelikle bu temelde sağlam bir niyet gerekir. 
Niyet aşamasında önemli olan bir diğer husus, başta stratejik lider olmak üzere, eylemsel liderlerin ve ekip liderlerinin bu çalışmanın gerekliliğine gönülden inanmaları ve tüm güçleriyle bu çalışmaya destek vermeleridir.
Bununla beraber yönetimin ilk ve en önemli bileşeni olan planlamaya gerekli sabır, zaman ve emek sergilenmelidir.
Bu güçlü niyetle yolculuğa yönelim sonrasında da; helikopter bakışıyla tüm açıları kapsayan bütünsel bir bakış ile oluşturulan ve benimsenen bir misyon/vizyon dolayısıyla; çalışmaya konu olan yörenin kamu ve özel kurumları olsun, üniversite ve sivil toplum kuruluşları olsun tüm disiplinlerinin ortak çabası ve rehberliği ekseninde, hedeflerin ve stratejilerin belirlenmesi ise bu yolculukta ikinci önemli husus.
Bir organizasyonun stratejik amaçlarına ulaşabilmesi ve tıpkı suya atılan bir taş gibi içten dışa, aşağıdan yukarı bir bütün olarak sürekli şekilde dış çevre uyumunun sağlanıp, öngörülemeyen değişikliklerin kontrol altında tutabilmesi bakımından kritik eşik değerindeki ihtiyacı ise; güçlendirilmiş İnsan Kaynakları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu güçlendirme ise,öncelikle eğitim ve gelişim, etkili liderlik, güçlü iletişim gibi unsurlar yanında yenilik ve değişime açık bir kurumsal iklim ile mümkündür.
Burada genelde mevcut durumlar açısından bir tespit yapmak gerekirse,İnsan kaynaklarının güçlendirilmesinden önce; eski adıyla personel birimlerinin yalnızca tanıtım levhalarının personel servisi yerine bugün insan kaynakları adıyla tanımlı olması ne yazık ki hiçbir kıymet-i harbiye taşımıyor. 
             Hepimizin bildiği gibi toplama/avlanma- tarım ve sanayi dönemlerinden sonra bugünün yani bilgi çağı olan 21.y.y için en etkili kaynak artık toprak, makine, teçhizat ve kas gücü olmayıp zaten yaradılışı itibariyle en değerli varlık olan ve bugünün bilgi işleyicileri konumunda bulunan İnsan Kaynaklarıdır
         İnsan kaynakları potansiyelinin etkin ve etkili biçimde üretime entegre edilmesi ve bu potansiyelin gerek mal gerekse hizmet üretimleri olarak performansa dönüşmesi için;

  • İşe alım (seçme ve yerleştirmede bilgi ve beceriden öte tutumu ön planda tutan bir yaklaşımla),
  • Oryantasyon,
  • İş analizi, İş süreçlerinin ve iş-görev tanımlarının sistematiğinin oluşumu,
  • Performans ölçme ve değerlendirme,
  • Kariyer planlaması,
  • Aidiyet, kurum kültürü,
  • İş gören devir oranının kontrol edilmesi,
  • Yetenek yönetimi vb. gibi sıralayabileceğimiz İK uygulamalarının tüm bileşenleriyle uygulanan ve sürdürülen bir İnsan Kaynakları politikası her kurum ve kuruluşun artık en elzem ihtiyacı olarak değerlendirilmelidir.
   Bu itibarla;tüm metodolojileri tasarlayıp bu yazılımları kodlayıp gerçekleştirecek plana programa ve sisteme dönüştürüp uygulayacak ve nihai olarak gerçekleştirecek olan yegane değer kuşkusuz İnsan kaynağıdır.
           Diğer taraftan;

  • Etkili iletişim, ilişki yönetimi ve iş birliği  konularında farkındalığı bulunan,
  • Yenilik, değişime yatkın,
  • Sürekli öğrenme ve gelişime açık,
  • Temel, teknik ve yönetsel yetkinliği gelişmiş İnsana dokunmanın sorumluluğunu hisseden,
           Her adımında İnsan doğasını göz ardı etmeyip, Önce İnsan duruşunu en vazgeçilmez paradigma edinmiş İnsan Kaynakları Departmanları ise organizasyonların başarılı olmalarına dönük çarpan değeri yüksek girdilerinden olacaktır.
           Netice olarak İnsan Kaynakları Yönetimi işletmelerde bu sistematikle örülmüş ve desteklenmiş ise projeler ve amaçlar da aynı oranda başarıyla buluşacaklardır.
          
       Paylaşmak sevgidir, berekettir.
       Nedim İleri


Kaynakça:
Aslan Özden, ‘Eyvah Yönetici Oldum’ Elma Yayınevi,2014
Barutçugil İsmet,’Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi’Kariyer Yayıncılık, 2004
Covey Stephen R, ‘8.Alışkanlık Bütünselliğe Doğru’ Sistem Yayıncılık 2013     

25 Mart 2015 Çarşamba

SOSYAL MEDYADA EN ETKİLİ 25 İKCI 2015


              Sosyal Medyada En Etkili 25 İK'cı arasında yer almak, listede ismi bulunan tüm arkadaşlar gibi benim için de oldukça sevindirici bir gelişme oldu diyebilirim.

                 Emeği geçen bütün arkadaşlara çok Teşekkür ederim.

        ; Sosyal Medyada En Etkili 25 İK'cı çalışması ve  bu çalışmaya ilişkin detaylara aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz,


                 Paylaşmak sevgidir,berekettir.
                 Nedim İleri