1 Şubat 2016 Pazartesi

Yetenekler Aslında Kimler ve İşletme Yönetiminden Ne Beklerler?



        İnsan Kaynakları Yönetiminde bu günün güncesi ve önemli konu başlıkları nedir diye bir soru sorduğumuzda kuşkusuz ki;yetenekli ve üstün beceri sahibi,iletişim ve İnsan İlişkileri zekası yüksek,donanı sahibi çalışanları keşfetmek,işletme ve kuruluşlarında bu nitelikli İnsanları istihdam edip,sonrasında ise , işletme yapısında uygun iklimi oluşturup bu değerli çalışanları kuruluş bünyesinde tutmak,en etkili cevap olacaktır.
       Dolayısıyla amaçlara,hedeflere doğru istikamet yol alıp ilerleyebilmek bakımından Yetenek Yönetimi tüm Organizasyonlar için en önemli ihtiyaç ve işletmelerin,sürdürülebilir bir rekabet avantajı sağlama,kaliteli üretim gerçekleştirme yönüyle de yine mihenk taşı kıymetinde bir önem arz ediyor.
       İnsan Kaynakları Yönetimi Dergisinin Aralık 2015 sayısında yer alan ''Yetenekler Aslında Kimler ve İşletme Yönetiminden Ne Beklerler?'' konulu yazım İKY Dergisince  bu hafta sonu bütünüyle paylaşılmış olup,bu paylaşıma aşağıdaki link adreslerinden erişebilirsiniz .

https://www.facebook.com/ikydergi/posts/226761637657167?notif_t=like_tagged

http://bekadyayinlari.com/imgs/files/nedimileri.pdf

https://twitter.com/IkyDergisi


     Paylaşmak sevgidir,berekettir.
     Nedim İleri


20 Ocak 2016 Çarşamba

Konuk Yazar Sevgi Şahin: Koçluk ve Koçluğun Amacı Nedir?

         İşletme    mezunu  olan  Sevgi Şahin  iletişim  odaklı   davranış oluşturmuş , çalışma  hayatında  uzun yıllar idarecilik yapmış  ve   çözüm   odaklı  yaklaşımlarıyla   kişilerin  ruhsal ,  zihinsel  ve  davranışsal olarak farkındalıklarının oluşmasında  emek  vermiştir.
      NLP  Practitioner ,  Yaşam  Koçluğu , Öğrenci  Koçluğu  ve  Professional  Certified Coach  eğitimlerini Uluslararası  Eğitim  Federasyonu  (MTI)  Mind Training Institute’ye   akredite  olmuş   Profesyonel koçlardan almıştır. Bu  eğitimler  ile farkındalığını geliştirmiş   kendi  deneyimleri  ile de zenginleştirerek hayata geçirmiştir.     
       Sevgi Şahin  şu  anda   Klinik Psikoloji üzerine Yüksek Lisans   yapmakta  "Stres Kontrolü ve Yönetimi " ile ilgili tez çalışmalarını sürdürmektedir.Aynı zamanda bu konulardaki paylaşım alanlarında  " Kişisel Gelişim ve Psikoloji "üzerine yazılar yazmaktadır.
      Tüm bu  ilkeler  ve  çalışmalar  doğrultusunda   bireyin  düşünce  yapısını  zorlayarak farklı  bakış açısı oluşturmasında emek verirken, danışanın davranışsal  becerilerini  iyileştirmeyi  sağlamak ve iyileştirirken neler yapılması  gerektiği konusundaki çözümü  danışanın  bulmasına  yardımcı olup  farkındalığının oluşmasını ve kendi gücünü  keşfetmesine   dolayısıyla kişinin kendini bulmasına, mutluluğu  ve başarıyı yakalamasına destek olmayı hedeflemektedir.
      Sevgi Hanım bu yazısını Konuk Yazar olarak yer vermem için göndererek,Koçluk Nedir,Koçluğun Amacı Nedir? başlığıyla Bloğum için yeni bir pencere oluşturmuştur.Bu nedenle kendisine çok Teşekkür ediyorum.
               
Yaşam Koçluğu ve Koçluğun Amacı Nedir?   

                        
    
Koçluk Nedir?
İstenen performansa ulaşmak için koç ve danışan arasında kurulan planlı bir gelişim ilişkisidir. Bireyin içindeki en iyiyi ortaya çıkarma sürecidir.
Koç;
Danışanın özel,sosyal ve profesyonel yaşamda gelişiminin sağlanmasını hedefler. Doğru ve güçlü sorular soran yol arkadaşıdır.

Yargısız bakış açısıyla bakar. İyi bir dinleyici ve gözlemcidir. Potansiyeli fark eder ve ortaya çıkarır. Motivasyonu arttıran kişidir. 

Danışanın farkındalığını oluşturur. Bir koç esnek olmalıdır. İçgüdüsel olarak kontrol edip adapte özelliğini koruyabilen bir kişi olmalı. Koç güç kaynağıdır.

Amacınıza ulaşmanızda sizi harekete geçirecek ve gelişmeleri sizinle birlikte izleyecek kişidir. Tümüyle güven ve gizlilik esasına dayanan bir süreçtir. 

Danışan bu sürede kendisini daha iyi tanır, potansiyelini keşfeder, hatalarından ders alarak yeteneklerini geliştirir. Zayıf yönlerini törpüler, güçlü yönlerini daha iyi kullanmayı öğrenir.
Koçluğun Amacı Nedir?
Danışanın kendi belirlediği hedefe koçun desteğiyle ulaşması ve sorunlarının üstesinden tek başına gelmeyi öğrenmesidir. Kendisine dışarıdan bakmasını öğrenmesidir.
Koçlukta Temel Kurallar
Koç ve danışan birbirine kayıtsız şartsız güvenir. Ön yargıya yer yoktur. Koç çözüm odaklıdır ’neden’le değil ‘nasıl’ sorusuna odaklanır. Geçmişe değil şimdi ve geleceğe odaklanır. 

Yanlış yoktur geri bildirim vardır. Koç geri bildirim verir. Koç tüm olasılıklara açıktır. Yargılamaz, esnek bir yapıya sahiptir . Koçluk İlişkisi
Koç-Danışan ilişkisi karşılıklı güven,dürüstlük,açıklık,saygı ve sorumluluk temeline dayanır.Koçluğun en önemli unsuru farkındalıktır .

Bakış açısına normalden daha derin bir netlik getirir. Netleştiğinizde amaçlarınıza çok rahat ulaşabilirsiniz.
Kimlere Koçluk Yapılır?
Yaşamında daha iyiye yönelik bir değişim yapmak ve gelişim sağlamak,potansiyelini harekete geçirmek ve daha verimli olmak isteyen ve bunun için çalışmaya,risk almaya hazır herkese koçluk yapılır.

Öğrenci Koçluğuna gelince;

Amaç Mutlu Olmaktır;

Öğrenci net bir düşünceye ve hedefe sahip olmayabilir.Bir hedefi olsa bile ne yapacağı konusunda her hangi bir bilgisi yoktur ya da kafası oldukça karışıktır.

Bu durumda;Öğrencinin yetenekleri nelerdir?Öğrenci ne yapmak istiyor? Temsil sistemleri nelerdir? Bu soruların cevaplarıyla birlikte öğrencinin davranış kalıplarını bilmek gerekir.

Her insanın motivasyona ihtiyaç duyduğu bu zamanda öğrenim gören bir kişinin elbette ki daha çok motivasyona ihtiyacı vardır.

Amaç burada öğrencinin, yapmak istediğini yapmaya yönlendirilmesidir. Bunun için farkındalıkları oluşturulmalıdır.

Sabır ve empatiyle yaklaşım gösterilmeli ,çözümün kendisinde olduğu ve asıl mucizenin kendisi olduğu fark ettirilmelidir.

Güçlü ve doğru sorularla hedef belirlenmesinde yol arkadaşı olmalı, kendisinin değerli olduğu hisettirilmelidir.

Bu şekilde öğrenciye yaklaşıldığında ,öğrenmeye karşı istek ve olumlu tutum sergileyecektir.

Öğrencinin çalışmaları sırasında hedefine doğru ilerleyebilmesi için önce bebek adımları atması sağlanmalı ,özgüven geliştirilmeli  her ufak başarı desteklenerek daha uzun vadedeki hedefine doğru yol alması sağlanmalıdır.

Hayattaki en büyük amaç mutlu olabilmektir.Mutlu olacağı, kendisini en iyi şekilde ifade edebileceği bir hedef seçmesi kendi menfaatinedir.

Bu hedef için istikrarlı olarak ilerlemesi başarıyı getirecektir.





15 Ocak 2016 Cuma

Fark Edilmek İstiyorsak Önce Farklı Olmamız Gerekmez Mİ?



     Yeni yılın yeni yazısı yenibiriş'te, konusu ise; Farklı Olmak. Farklı  aynı zamanda beğenilmeye aday manasına geliyor.
      Diğer taraftan fark ve faklı olmanın iki alt başlığı var.
  1. Özgün Olmak.
  2. Bir farkı üstünde sergilemek ve temsil etmek.     
  • Farklı olmak güzel ve makbul ise ; o halde kendin kal, kendin olursan zaten farklısın.
  • Farklı olmanın diğer başlığında ise,eşitler arasında bile farkını sergileyen hissettiren bir  duruş ,dolayısıyla bireyin dikkatleri cezbeden bir gelişimi burada söz konusu.
     Özetle Farklı Olmak her İnsanın sahip olmak isteyeceği bir durum iken, bu farkı oluşturmak da yine bizlerin hayali,sevgisi,ilgisi,isteği,gayreti ve tutkusu ile doğrudan ilintili.
     Bu konudaki değerlendirmelerime ilişkin yazıma aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

     Farklı Olmak

     Paylaşmak sevgidir,berekettir.
     Nedim İleri

11 Ocak 2016 Pazartesi

2015 Yılında En Çok Okunan Yazılarım ve Eğitim & Gelişim Çalışmalarıma Bir Bakış.


  Öncelikle 2016 yılının hepimiz için sağlık ve huzur dolu,başarı dolu bir yıl olmasını tüm içtenliğimle diliyorum.
    2015 yılında İLERİ İK İnsan Kaynakları ve Kariyer, Bilgi ve Paylaşım Blogumdan çok şükür iyi derece başarılı paylaşımlar gerçekleşti.
    2015 takviminde gerçekleşen İK,Kariyer ve Eğitim&Gelişim paylaşımları kapsamında'' En Çok Okunanlar'' diye bir değerlendirme yapacak olursak, bu üçlü aşağıdaki şekilde sıralanmıştır;

       Yine 2015 yılında İKY ve Kariyer Geliştirme Konularında çeşitli tarihlerde gerçekleşen bir çok organizasyonda hem paylaşımcı hem de katılımcı olarak yer almak sevindiriciydi.

       Sakarya Üniversitesi, Akyazı Belediyesi ve MARKA Kalkınma Ajansı'nın Düzenlediği Bir Panele "İnsan Kaynakları ve Kariyer Geliştirme" Konulu Bildirimim ile Panelist Olarak Katılım.

       Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesinin Davetleriyle İnsan Kaynakları Bölümü Öğrencileriyle ''Yazma Becerisinin Etkileri ve Bireyin Gelişimine Katkıları'' Konulu İKY Öğrencileriyle İK Bloggerler Buluşması Programına Katılım.


       Bununla Beraber Yine İnsan Kaynakları Yönetimi  ve Kariyer Geliştirme Konularında Bu Konulara Yer Veren Paylaşım  Kuruluşlarının web Sayfaları ve Dergilerinde Makale ve Yazıların Paylaşımı.
             
       Konularında Engin Deneyim Sahibi Profesyonellerin Paylaşımlarını Bizzat Dinlemek,Yeni Ufuk ve Vizyonlar Edinmek Yanında,  İK Bloggerlerinin Buluşma ve Kaynaşmalarına da Vesile Peryön Kongrelerine Katılım.
         
      Anlamlı Bulduğum Bir Gerçekleşme de; İç Anadolu Peryön 16. Kongresinin  Hazırlık
Komitesinde Yer Almak.Diyebilirim.

           
         
        Haliç Kongre Merkezi 23. Peryönkongre'de  Eczacıbaşı Topluluğu CEO'su Sn.Erdal Karamercan Tüm Katılımcıların Yüksek İlgi ve Katılımla İzlediği ''Duygusal Zekanın İnsan Yaşamındaki Önemi''ni Anlattığı Paylaşımının Girişinde Salona Soru Yöneltip, Yöneticinin Önemli Yetkinlikleri Nelerdir? Dediğinde Verilen Cevapları Kaydediyor. (KENDİNİ YÖNETEN ' ki yüksek EQ Becerisi gördüğüm ve mikrofona aktardığım sırada hemen kaydını buluyor.)
              
        Paylaşmak sevgidir, berekettir.
        Nedim İleri



26 Aralık 2015 Cumartesi

Düzce Üniversitesinde ''Kariyer mi Mutluluğu Getirir,Mutluluk mu Kariyere Ulaştırır? '' Konulu Konferansımız.

  
   SİSOG (Sigortacılık ve Sosyal Güvenlik Bölümü)Öğrenci topluluğunun davetleri üzerine hazırlanıp,Düzce Üniversitesinde paylaşım yapmak üzere bulunmak; Eğitim ve Gelişim Gönüllüsü bir İnsan olarak böylesine güzide bir İlim ve Eğitim Öğretim Ocağında İnsan Kaynakları Yönetimi ve Kariyer Geliştirme konusunda Konferans gerçekleştirmek benim için oldukça Onur vericiydi.
        Konferansımızın oldukça yüksek katılımla, ilgiyle,katkı dolu ve verimli geçmesinde gerçek pay sahibi ise İşletme Fakültesi ve Sigortacılık ve Sosyyall Güvenllik Bölümünün Değerli Akademisyenleri ile Çok Kıymetli Genç Öğrencilerimizdi.Düzce Üniversitesi web sayfasına aşağıdaki linkten erişip, Konferansımıza ilişkin detaylara ulaşabilirsiniz
   Düzce Üniversitesinde yeni bir programda yine interaktif paylaşımlarda tekrar buluşmak temennilerimle ,
       Paylaşmak sevgidir,berekettir.
       Nedim İleri

19 Aralık 2015 Cumartesi

Konuk Yazar Cansu Erdoğan; Bir İşe Alımcı Aday Koltuğuna Oturursa.. :)

                                         
Cansu Erdoğan Kimdir?
        Kendi deyimiyle Ege’nin incisi İzmir doğumlu olan Cansu Erdoğan, lisans eğitimini bilinçli bir tercihle Dokuz Eylül Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde tamamladı. Eğitimin önemine inanan Cansu Erdoğan, üniversite okurken bir yandan Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları bölümünde yüksek lisansını gerçekleştirdi.
      Geleceğin İnsan Kaynakları Profesyoneli olma hedefi doğrultusunda, aldığı teorik bilgileri pratiğe dökmek amacıyla iş hayatına atıldı. İlk olarak bir Danışmanlık firmasında seçme-yerleştirme fonksiyonunu, daha sonra Türkiye’nin önde gelen gazete ve haber sitelerini içinde barındıran bir Medya kuruluşunda İşe Alım ve Organizasyonel Gelişim fonksiyonlarını tecrübe etme fırsatı buldu.
    Şartlar olgunlaştığında radikal karar almak gerektiğini dile getiren Cansu Erdoğan, radikal bir kararla çalıştığı yerden ayrılarak, memleketi olan güzel İzmir’e dönme kararı aldı. 
       Kendi deyimiyle suratsız İK algısını yıkan Gülümseyen İK’cı Cansu Erdoğan, şu anda İzmir’deki iş fırsatlarını değerlendirmektedir.
       Cansu Erdoğan’ın bloguna www.cansuerdogan.com adresinden ulaşabilirsiniz.
      
      Cansu Hanımın bu yazısını çok beğendim.Hem mülakatı çift taraflı ele alıp işlemesi,diğer taraftan paylaşımın içinde duygusal zekayı da barındırdığının ilk bakışta kendini hissettirmesi.
      Özetle İnsan Kaynaklarının temeli niteliğindeki bileşeni durumunda olan'' seçme ve yerleştirme'' gibi önemli ve güncel bir alanındaki bu değerli paylaşımı Blog sayfamda Konuk Yazarlar'da paylaşmak benim için oldukça sevindirici.
       Kalemine sağlık,gönlüne bereket  diyor ve bu değerli paylaşımlarını sayfamda yer vermek üzere gönderdikleri için Cansu Erdoğan Hanıma çok Teşekkür ediyorum.(N.İ.)

Bir İşe Alımcı Aday Koltuğuna Oturursa.. :)
      Herkese Merhaba,
    “Eyvah! İş Arıyorum” isimli yazımda bir İK’cı olarak 2 ay öncesine kadar İşe Alımcı koltuğunda otururken, masanın karşı tarafına geçmenin tuhaf tecrübelere sebebiyet verdiğinden bahsetmiştim. Şimdi size, iş arama sürecine girdiğimden beri birkaç kez yaşadığım bu deneyimin detaylarından bahsetmek istiyorum.
    Evde PC başındayken ya da dışarıda arkadaşlarınla vakit geçirirken bir anda telefonun çalar, telefona bir bakarsın bilmediğin bir numara, aklından hemen o düşünce geçer; “iş görüşmesi için aranıyor olabilirim, hadi bakalım.” Bingo, seni arayan kişi, birkaç gün önce iş ilanına başvurduğun şirketteki meslektaşındır. Kendi ekibi için bir çalışma arkadaşı aramaktadır. Bir İK’cı da olsan, neredeyse gelebilecek tüm soruları tahmin edebiliyor da olsan, ertesi gün katılacağın görüşmeye mutlaka hazırlanman gerekecektir. Çünkü o da senin bu işin inceliklerini bildiğini biliyor ve seni şaşırtmak belki biraz da zorlamak istiyor. Ayrıca unutmamalısın ki, 3 yıldır sen onun koltuğunda adayları değerlendiriyordun, şimdiyse değerlendirilme sırası sende.
Hem kendinle ilgili kişilik/tecrübe analizlerinin, hem görüşeceğin şirketle ilgili yaptığın araştırmaların üstünden geçerek görüşmeye hazırlanıyorsun. Nefis bir uyku çektikten sonra ertesi gün, jilet gibi giyinip mülakat saatinden tam 10 dakika önce şirkette hazır bulunuyorsun. Biliyorsun ki, 10 dakika önemli :) Muhtemelen bir süre bekletiliyorsun, ardından toplantı odasına alınıyorsun ve verilirse başvuru formunu doldurup seninle görüşecek İK’cı ya da İK’cıları bekliyorsun. Heyecanlanman normal, sonuçta o işi istiyorsun ve gelecekteki ekip arkadaşlarını ya da müdürünü bu konuda ikna etmen gerektiğini biliyorsun.
     Göz teması, gülümseme ve sıkı bir el sıkışma ile selamlaştıktan sonra mülakat başlıyor. Bu sefer süreci yöneten karşındaki İK’cı, sense onun yönlendirmelerine göre yol alıyorsun. En kurumsal sesinle, gelebileceğini tahmin ettiğin sorulara cevap vermeye başlıyorsun. Gözlerinin içine bakarak ve kendinden emin bir tavırla kendini ve tecrübelerini anlatmaya devam ediyorsun. Aranızdaki iletişim çok önemli. Çünkü biz İK’cıların işe alımında en büyük fark, bu ön görüşmenin aslında bir nevi ikinci görüşme olması. Gelecekteki ekip arkadaşını ve çoğu zaman müdürünü ilk görüşmede tanımana imkan veriyor.
     Mülakat devam ederken bir anda farkediyorsun ki; Aman Allahım İşe Alımcı koltuğunda oturan kişi sanki sensin. Jest ve mimiklerini senin gibi kullanıyor, adayı senin yöntemlerinle rahatlatıyor ya da geriyor, senin sorduğun tarzda soru soruyor, şirketini ve görev tanımını senin gibi anlatıyor, senin gibi gülümsüyor ve tıpkı senin gibi karşısındaki adaya hiç renk vermiyor :) Ee tam da bu esnada dikkatin biraz dağılmıyor değil, ama sen İK’cısın çabuk toparlanıyorsun.
    Eğer aranızda bir uyum yakaladıysanız, görüşmenin ilerleyen dakikalarında iki meslektaş sohbetine dönüşebiliyor bazen mülakat. Hatta esprili bir şekilde, “Bir işe alımcı olarak masanın karşı tarafında oturmak nasıl bir duygu?” şeklinde sorular bile gelebiliyor :) Bu da işin en keyifli tarafı.       Mülakatlarda her zaman adayın rahatlatılmasından yana bir iK’cı olarak, hoşuma giden bir şeydir bu sohbet olayı.
    Neyse mülakat tamamlanmak üzere iken, her şey yolunda gidiyor gibi görünüyor. Çünkü İşe Alımcılar mülakat esnasında tüm adaylara güler yüzle pozitif tavır sergileyip, aday hakkındaki düşüncesiyle ilgili herhangi bir tepki vermezler. Bir ipucu arıyorsun ama yok, tam emin olamıyorsun. Senin gibi diğer İK’cı adayların da varlığını düşünerek %50-%50 ihtimalle, bir İşe Alımcı olarak sana sorulmasını istediğin birkaç soruyu da sorup, yine gülümseyerek odadan çıkıyorsun.
     Görüşme bitip şirketten ayrıldıktan sonra her adayın yaptığı gibi sen de düşünüyorsun, “Aday koltuğunda nasıl görünüyordum acaba?”. Ancak itiraf etmeliyim, diğer adaylardan farklı olarak, kendini değerlendirmeden önce İşe Alımcıyı değerlendiriyorsun :) gerçekten bunu yaptığımı farkettim. “Girişi benim gibi yaptı.”, “Bence şu soruyu mutlaka sormalıydı.”, “Verdiğim cevaptan yola çıkarak bu soruyu iletebilirdi.”, “İş tanımını detaylı bir şekilde anlattı.”, “Şirketi çok iyi temsil ediyor.” vb. sonuçlarla kendince not veriyorsun meslektaşına :) Bu düşüncelerden sonra kendini dışarıdan bir gözle değerlendirme fırsatı bulabiliyorsun. E bu kısım da sana kalsın.
       Ne ilginç gündü ama :)
     Katıldığınız mülakatın sonucu ne olursa olsun, her görüşme bir tecrübe. Hem İşe Alımcı, hem aday, hem de İşe Alımcı-aday için :)
       Sevgiler.

24 Kasım 2015 Salı

23. Peryön İnsan Yönetimi Kongre Notlarım

Peryön 23. İnsan Yönetimi Kongresine katılmak üzere bir gün önce Ankara’dan İstanbul’a gelmiştim. Pazartesi sabahı Beşiktaş’tan Haliç Kongre Merkezine yöneldim. Salona girerken ilk izlenimim bu yıl da Peryön kongreye ilginin ve dolayısıyla katılımın yüksek olduğuydu ve tabii hiç yanılmamışım.
Kayıt masasında işlem seri şekilde yapılmış ve ana salona doğru yol almıştım ki,  geçen yıl olduğu gibi bu sene de Adana’dan katılan İK Blog Yazarı  arkadaşımız Mutlu Canatar ilk karşılayandı. Geçen yıl ise yine değerli İK Blog Yazarı arkadaşımız Gökhan Yılmaz ile karşılamışlardı.
İnsan Kaynakları Blog Yazarı arkadaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu stanttaki buluşma ve kaynaşma ise her zaman olduğu gibi çok neşeli ve coşkuluydu. Zaten iki arkadaş olarak girdiğimiz alanda bir anda onları geçen Bloggerlar ailesinde ilk Selamlaşmalarla beraber hemen herkes tarafından ilk kareler alınmaya ve bu keyifli buluşma kayda alınıp paylaşarak çoğaltılmağa başlandı.
Peryön Başkanı Sevilay Pezek Yangın Hanımın açılış konuşmasıyla kongre start verdi. Sevilay Hanım ‘’Değişen Dünyada İnsan Yönetimi’’ konulu paylaşımı yanında, Peryön’ün güncel çalışmaları konusunda da genel bir bilgilendirmede bulundu.
İlk konuşmacı İlber Ortaylı hocaydı. İlber hoca Osmanlı Dönemi Yönetici yetiştirme uygulamaları ve özellikle de Enderun Eğitimlerine ilişkin paylaşımlarda bulundu.
Aynı salonda ara vermeden Başarının Sırrı konulu sunumuyla Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Dr. Erdal Karamercan Duygusal Zekanın önemine değinen bir paylaşım gerçekleştirdi.
Erdal Bey,   duygularımızı yönetebiliyormuyuz? Başkalarının duygularını anlamaya çalışıp daha zengin bir bağ kurabiliyormuyuz? Sorularına karşılık görsel desteği yanında, örnek olay ve anekdotlara yer vererek hem konuyu tanıttı. Hem de etkisini yansıtmaya çalıştı.
Erdal Bey Duygusal Zeka konusunu iki temel başlıkta ele almak gerektiğini belirterek,
1-Bireysel açıdan:
-Duygularını tanımak ve yönetmek.
-Kendini harekete geçirmek(içsel motivasyon),
-Başkalarının duygularını anlamak (duygudaşlık, empati)
2-Toplumsal bakımdan,
-Sosyal analiz. 
-İlişkiileri yönetmek.
 Bu arada bu konunun önemini erken farketmiş olmak, şükretmemi ve iyi hissetmemi sağladı. En yeni paylaşımlarım özellikle duygusal zeka ve EQ’nun çok önemli bileşenlerinden olan sosyal zeka ve sosyal zekanın önemi ve etkilerine dönük çalışmalardan oluşuyor. Kısacası doğru yoğunlaşma alanı içinde olduğumu bu sunum bana bir kez daha düşündürdü. Bilişsel zeka sizi okuldan mezun eder, duygusal zeka ise hayattan. Sanırım bu tanımlamadan öte bir şey eklemeye gerek bulunmuyor.                                                 
 

            
Kahve arası yeni tanışma ve kaynaşmalara vesile olurken, Sakarya Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümünden tanıdığımız genç İKY adaylarının da kongrede temsil etmeleri bizler için bu yıl Peryon kongrenin çok güzel bir sürprizi oldu diyebilirim.  
Yeni Dünyada Eğitim konulu paylaşımı Türkcell Akademi Grup Başkanı Banu İşçi Sezen ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ecmel Ayral’ın sunumuyla dinledik.
Türkcell Akademinin doğrudan CEO’ya bağlı olması durumu ise, kuşkusuz eğitimin önemine vakıf bir kurumsal yaklaşım. Bu arada Banu Hanıma bu güçlü eğitim organizasyonlarında bilgi ve beceri kazandırma veya geliştirme eğitimleri yanında; tutum iyileştirme ve geliştirmeye yönelik (etik,mobbing vb.) eğitimlerinin bulunup bulunmadığına ilişkin sorumla da umarım bir nebze zenginlik oluşmuştur.
İyiden Mükemmele Gitmenin Yolu: Yetenek Havuzuna Daha Fazla ‘’İlk Kademe Yönetici’’ konulu sunumuyla Kevin Cook’u dinledik. İş yaşamında delagasyonun yeri ve önemine atıf yapan Cook, ilk kademe yöneticilerin operasyonel süreçlerde daha aktif olduklarını, dolayısıyla üretimin başlangıç noktası ve temelini oluşturduklarını belirterek, hizmet döngüsünün sağlıklı kurulması ve işlemesinin bu noktadan hareket ettiğini belirtti. Bununla beraber müşteriye doğrudan hitap eden ve ilk iletişimin köprüsü durumunda olan ilk kademe yöneticilerin desteklenmesi, geliştirilmelerinin işletmelerin de gelişimlerini olumlu etkileyeceğini vurguladı.
Çalışanını Tanı: Segmantasyon Konsepti konulu paylaşmmda ise Towers Watson Türkiye Yetenek Yönetimi Danışmanı İrem Yelkenci.
Bu sunumu dinlerken Acar Baltaş’ın ‘’Türk Kültüründe Yönetmek ‘’  adlı kitabında yer verdiği Bahçevan Yaklaşımı aklıma geldi. Yani her bir bireyin kendine münhasır bir değer olduğu ve bu bireyin öncelikle özgün olarak tanınması ve bireysel beklentileri, ilgileri ve özelliklerine dayalı bir değerlendirme yapılması ve yaklaşım sergilenmesi..  
İşte Mutluluk-Başarının Sırrı: Mutluluk Müdürü Woohoo İnc Kurucu Başkanı Yazar Alexander Kjerulf;
Özel yaşantımızdan daha çok zamanımızın geçtiği iş ortamına el birliğiyle değer katmak ve oluşan bu değerden hep birlikte faydalanmak.
Sen Olmadan Olmaz  Metro Toptancı Market Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan ;
Oldukça duygu dolu bir paylaşımdı, hele video kapandığında tüm salonda bulunanlar  gözyaşlarını gizleyemediler. 
Şirket Ömrünü Uzatmanın ‘’10 Katlı ‘’ Tarifi Bağlılık Piramidi Motivasyon Konuşmacısı Yazar David Zinger;

Yılda bir çalışan memnuniyeti ölçülemez. Çünkü bu durum sürekli değişir, dolayısıyla gözlem sürekli yapılmalı ve mutlaka sahici olmalı. Bir de bu ölçüm sonuçlarına mutlaka bir tepki verilmeli.


 
         En İyi Takım Bizim Olsun! Günümüzde Yetenek Yönetimi Evrim Kuran Moderatörlüğünde Berna Öztınaz ve Ufku Akaltan:
İK’gerek yerel, gerekse global güncesi kuşkusuz Yetenek Yönetimi. Bu manada da öncelikle yetenekleri çekmek ve uygun iklim sunarak organizasyonlarda devamlarını sağlamak ortak görüş. Ayrıca bu konuda her kademe yöneticilere önemli sorumluluklar düşüyor.
Girişimcilik Bağlılık ve Liderlikte Fark Yaratmak Murat Yeşildere Modaretörlüğünde Yiğit Oğuz Duman ve Nevzat Aydın :
Bir şeyi hobi olsun farklı yapmak, adayları bir adım öne çıkarıyor.(Nevzat Aydın)
Kendimden çok daha deneyimli İnsanlarla aynı organizasyonlarda yer almak,daha çok çalışmaya yöneltti.Böylelikle kısa sürede daha çok deneyim kazandım.(Yiğit Oğuz Duman) 
Umut Bulaşıcı Olsun Özge Uzun Moderatörlüğünde Hande Yaşargil, Hakan Ateş ve Mert Fırat;
Bir arada yaşam sürdürmeye dair her biri ayrı ayrı değerli deneyim paylaşımlarıydı. Sanatçı Mert Fırat’ın ihtiyaç haritasını ise bilmeyenler fark etti, duyanlar da daha fazla detay öğrendi.
                                                                                         
                                  
  Peryön 2015 İK Bloggerlar Yarışması finalistleri Merdiye Eker ve Ali Cevat Ünsal ile bu yılın birincisi Ezgi Feda’ya Tebrikler.
 Kongre davetlerinden dolayı Genel Sekreter Özlem Helvacı Hanım ve Tüm Peryön Yönetimine çok Teşekkürler.
  Paylaşmak sevgidir, berekettir.
  Nedim İleri